İnternet'den Korkmayın, Onu Ciddiye Alın

Mustafa Akgül 2 Aralık 2010

Sayın Milletvekilim, Sayın Rektörler, Sayın Konuklar, Sayın katılımcılar, Sayın basın mensupları, ve bizi internetden izleyen netdaşlarım, hepinize 15. İnternet Konferansı açılış törenine hoş geldiniz diyorum, saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bu konferansın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese, Konferans Yürütme Kurulu ve İnternet Teknolojileri Derneği adına teşekkür etmek istiyorum. Başta ev sahibimiz, İTÜ’ye sayın rektörümüzün sahsında teşekkür ederiz. Ana Sponsor Arı Teknokent, Yardımcı sponsor Cisco ve hizmet sponsorları Zeitin, Ofçay, Kurukahveci, ağciyiz.net, Egitim Ajansı ve ITU EEE’ye ve bize destek çıkan Bilişim STK’larına, Bildiri veren, panele katılan, seminer veren, oturum yöneten aktif katılımcılara ve dinleyicilere, izleyicilere çok teşekkür ederim. Yerel organizasyonu yapan, canlarını dişlerine takıp çalışan Bilgi İşlem çalışanlarına ve gönüllülerine de çok teşekkür ederiz.

Bu konferans fikri Türkiye İnternetinin karanlık günlerinde, yurt dışının 64K, iç hatların 9.6 veya 19.2K olduğu günlerde, daha 2 Mbitlik omurga hayal edilirken, ortaya çıkan çalkantıyı azaltmak, paydaşları bir masa etrafında toplamak, ve ortak akıl oluşturmak amacıyla 1995 baharında ortaya atılmıştı . Epey uğraştıktan sonra, Bilkente ilk konferansta anlaştık.

17 Kasım 1995de, Konferansın ilk günü Bilkentin 800 kişilik Konser salonu dolmuştu. İlk konferans, o gün İnternetle ilgili tüm kesimleri bir araya getirdi. Amacımız, Türkiye İnternetine ivme vermekti. Bilgi ve deneyim paylaşımı sağlamak, sorunlara çözüm aramaktı. Toplumun ve siyasetin dikkatini çekmekti. Bu konferans dizisi Ankara-İstanbul arasında gitti geldi, askeri müzede kaldı birkaç yıl, şimdi tekrar Üniversitelere döndü. Bu Konferansı İTÜ’nün ev sahipliğinde 2. defa yapıyoruz. İlkini 1998′de Lütfi Kırdar salonlarında yapmıştık. Bu konferans dizisinde, siyasetin ve kamu ile iş dünyası arasındaki ağırlığı dengelemeye çalıştık. Bu gün bu konferansın, hala, internetle ilgilenenlerin buluşma noktası, sorunların tartışıldığı bir platform, ortak aklın arandığı bir ortam olmasını arzuluyoruz. Bu konferansın, internet konusunda, topluma entelektüel liderlik etmesi arzumuzdan ve çabamızdan vazgeçmedik. Ana sorunların ülkenin gündemine taşınması, o sorunlar için alternatif çözüm arayışlarına ortam sağlama amacı hala geçerli. Bu konferans dizisi Türkiye’de bu yönde pek çok çabaya vesile oldu, katkı verdi. Akademik Bilişim Konferansları, Kamunet Konferansı, İnternet Kurulu ve İnternet Haftası bunların arasında.

İnterneti Nasıl Algılamalı ?

“İnternet Nedir, niye Önemlidir?” sorusunu ben kendime çok sık sorarım ve Konferanslarda çoğu kez ortaya atmaya çalışırım. İnternetin algılaması, çoğu kez körlerin fili tarif etmesine benzer bir şekilde, anlık, işin bir boyutuna bakarak yapılmakta; bu da eski paradigma ile yapılmakta; ve İnterneti yasaklama, onu zapturapt altına alma, hatta kapatma arayışları ortaya çıkmaktadır.

Bugün internet modern yaşamın doğal bir parçası haline gelmiş, ve yaşamın pek çok boyutunu köklü olarak değiştirmeye başlamıştır. Bu konferansı düzenleyenler olarak, interneti, insanlığın yeni toplum biçimi olduğunu düşündüğümüz, Bilgi Toplumunu oluşturan araç ve kavramların temsilcisi olarak görüyoruz. Sanayi devrimi insanın kol gücünü çokladı, onun etkin kullanımını mümkün kıldı. İnternetin temsil ettiği devrim ise, insanın beyin gücünü çokluyor, onun ürünlerinin paylaşılmasını, yeniden üretilmesini kolaylaştırıyor. Bilgi teknolojileri bilimle bir sarmal içinde birbirini tetikleyerek gelişiyor. İnternet Bilgi Toplumun taşıyıcısı, ön modeli, katalizörü konumunda. Bireyi özgürleştiriyor, güçlendiriyor. Kitlelere örgütlenme ortamları sunuyor, onları güçlendiriyor. Hiyarşik yapıları kırmaya başlıyor. Sektörleri yeniden yapılandırıyor. Bu değişimler köklü değişimlerdir. Nasıl sanayi devrimi sancılı olduysa, Bilgi Toplumuna dönüşüm de uzun ve sancılı olacaktır.

Internet ve Bilgi Toplumu çabaları tüm dünyanın gündeminde, başta Bileşmiş Milletler olmak üzere uluslarası kuruluşlar da işin içinde. Sürekli yeni programlar çıkıyor, raporlar yayınlanıyor, uluslarası yeni yapılar kurulmaya çalışılıyor. Tabii ki eşit olmayan bir gelişme söz konusu.

Dünya Nerede, Türkiye Nereye Gidiyor ?

Internetin boyutları konusunda bir kaç rakam verirsek: 2 milyara yakın insan internet kullanıcısı. İnternete kayıtlı bilgisayar sayısı 778M(Milyon). 255 M web var. 120M’sı uluslarası, toplam 202M kadar alan adları var. Blog ve video sayısının yüz milyonlar ölçüsünde olduğunu biliyoruz. Google artık sayfa sayısı vermiyor, ama rakibi cuil.com 124 Milyar sayfayı indekslediğini söylüyor. Türkiye’ye gelince 30 milyon civarında kullanıcı olduğunu düşünüyoruz. İnternet kullanım istatistikleri ciddi bir sayısal bölünmeyi ifade ediyor. Kırsal kesimde kadınlar pratik olarak internet kullanmıyor, toplam kullanım da %15 seviyesinde. Yurttaşların %30 interneti hiç duymamış. Internete kayıtlı bilgisayar 4 milyon rapor edildi. .TR altinda 232 bin alan adı var. Yurt dışında da 930 bin civarında var. Yurt içinde ve dışında blog ya da web sayfası olanların milyonu aştığını tahmin ediyoruz. Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama, Avrupa ortalamasını yakalayamadık. Son OECD genişband raporunda ya sonuncuyuz.

Uluslarası indekslere bakarsak, ortalarda bir yerlerde oyalanıyoruz. İlk indekslerde 55 ülke arasında 44 sırada idik. Dünya Ekonomik Forumunda ise 133 ülke arasında 69. Birleşmiş Milletler e-governance raporunda 56′dan 76′ya düştük, sonra 69′uncu olduk. Bazı e-devlet göstergelerinde biraz daha iyiyiz. Ama, innovasyon indeksinde 80 ülke arasında 56. sıradayız.Rekabet indeksinde 133 ülke arasında 61. sıradayız. Insani gelişme indeksinde ise 169 ülke arasında 83. Toplumsal cinsiyet indeksinde 129/140 civarındayız.

3G ihalesini yaptık. Toplum pek farkında olmasa da 2006-2010 kapsayan Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı var. Finans sektörümüz internet işinde oldukça başarılı Maliye, Sağlık, Adalet sisteminde önemli projeler var. Büyük özel sektör interneti oldukca iyi kullanıyor. Fatih Projesi başlıyor. Üniversitelerimiz, internetle yaşamaya alıştı; süreç işliyor. Bakanları kapsayan bir icra kurulumuz var, hatta bilim ve teknolojiden sorumlu bir devlet bakanımız da var.

Türkiye Gemisi Rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedi!

Ülkede Bilişim, Bilgi Toplumu konularında bir dağınıklık söz konusu. Ülkemizde planlı, sistematik, kapsamlı bir Bilgi Topluma yöneliş olduğunu söylemek mümkün değil. Türkiye gemisinin rotasını bilgi toplumuna döndürecek boyutta yapılanma, program, ve çaba yok. Arada bir söylenen parlak dışında, buna niyet edildiğini de söylemek biraz zor. En başta, siyasal sahiplenme ve örgütlenme olduğunu söylemek zor. Vaktinin yarısını, 1/3′ünü buna ayıran bakan, müsteşar ve genel müdür düzeyinde kimse yok. Bilgi Toplumu çalışmalarını koordine edecek kapasitede bir yapılanma yok. Yapılanma olarak, Bilgi Toplumu Dairesi, Başbakanlık e-devlet grubu, Türksat, BTK ve Ulaştırma Bakanlığı var. Bilim ve Teknolojiden sorumlu Devlet Bakanımız var, ama tüm bunların dışında. Bunun bir Parlamento ayağı yok. Sivil toplumu, özel sektörü, üniversiteyi ve basını işin içine çekecek bir kadro yok. Yönetişim kavramı kültürümüze epey yabancı, pek sevemiyoruz.

Mevcut, Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı bu yıl bitiyor; ciddi olarak başarısız. Plan, en başında Bilgi Toplumunu değil, e-devleti hedefliyordu. Hedef, emek yoğun bir ekonomiyi ve kırsal ağırlıklı bir toplumu, bilgi yoğun bir ekonomi ve toplumsal yapıya dönüştürmek olmalıdır. Farklı disiplinlerden uzmanları barındıran, esnek, bağımsız, inisiyatif alabilen bir yapı gerekir. Türkiye’yi Bilgi Toplumuna taşıyacak kadroları yetiştirmeye yönelik çalışan bir programımız ve politikalarımız yok, ve var olan kadroları kamuda tutacak insan kaynakları politikalarımız sorunlu. Serbestleşme ağır aksak ilerliyor; istatistikler fiili tekelin devam ettiğini gösteriyor. Devlet Denetleme Kurulu BTK’nin ana işini yapmadığını tespit etti. Dünyada Kablonun genişbant içinde önemli bir paya sahip. Bizde özel sektörün gelir paylaşımı modeliyle yaptığı yatırımlar devleştirildi; özelleşmek için mahkeme kararını bekliyor.

İnternetden Korkmayın, onu ciddiye Alın!

İnternet Yasakları ve wikileaks hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Ülkemiz 3 yıldır, 5651 nolu yasa yoluyla, tabir caizse, “İnternetle Savaşıyor”. Ben bu savaşı 3 metaforla anlatmayı tercih ediyorum: DonKişot, Devekuşu ve Harakiri. Ülkemiz, gençleri kirli bilgiden korumak adına, İnternete kendi başına kurallar koymaya çalışıyor. Ülkemizin koymaya çalıştığı kurallar, sadece ülke sınırları içinde değil, tüm dünyada geçerli olsun istiyor. Bütün yer sağlayıcılarından, web hizmeti veren herkesten, Türkiye’ye gelip, BTK’ya kayıt olmasını istiyoruz. Mahkememiz, kendi kararının tüm dünya için geçerli olduğunda ısrarlı. Uygulamayacağımız bu kararlar bana DonKişot’u hatırlatıyor. İnternetin dinamik yapısı içinde, hiçbir yasağın çalışmadığını bile bile, yasaklamakla israr edişimizi, Devekuşu’nun başını kuma gömmesini efsanesi hatırlatıyor. Bu yasaklardan esas olarak, Türk halkı zarar görüyor; bir başka deyişle kendimize zarar veriyoruz.

Şunu kısaca söylemek isterim. 5651′in getirdiği yapı, demokratik hukuk devletinde kabul edilemez bir Hukuk Faciasıdır. Demokratik bir ülkede, bir idari yapı, insanların özgürlüklerini kısıtlayamaz. Daha önemlisi, devlet cocukları korur ama yetişkinler için neyin uygun olup olmadığa karar vermeye kalkmaz; devletin yetişkinler için ”kirli bilgi”yi temizle gibi bir yükümlüğü olamaz. Toplum bu kararı yurttaşa bırakmalı, konuya ifade özgürlüğü ve hoş görü temelinde soruna yaklaşmalıyız.

Wikileaks olayı insanları İnterneti ciddiye almaya zorlayacaktır. Umarım bu İnternetden korkmayı, ve onun sınırlama çabalarına vesile olmaz. İnsanlar daha açık bir toplum istiyorlar; saydamlık, hesap verilebilirlik, yönetime katılma istiyorlar. Bunu kamu yönetiminden istedikleri kadar, tüm kurumlardan istiyorlar. Wikileaks’i dünya yurttaşlarının gerçekleri öğrenme, saydamlık talebi penceresinden bakmak gerekir.

İnternet yaşamın her boyutunu değiştiriyor; bir devrimsel değişimin temsilcisi. Teknolojiler ise kaygan. Bu değişimi zapturapt altına almak hem zor, hemde tehlikeli; önemli gelişmeleri engellemek söz konusu. Bu nedenle, düzenlemelerin, asgari, platformdan bağımsız, yavaş ve çok dikkatli yapılması gerekir. İnternet, sosyal ağlarla, yeni medyayla, kitlesel projelerle, pek çok insanı tedirgin ediyor. Biz diyoruzki, İnternetden Korkmayın! Onu öğrenin! Olanaklarını ve olası risklerini öğreninin. İnterneti kendinizi geliştirmek, işinizi geliştirmek, daha iyi yapmak, daha iyi dünya vatandaşı olmak için kullanın. Nasıl elektriği, telefonu kullanıyorsanız, interneti de aynı ölçüde doğal, yaşamın bir parçası olarak kabul edin. Kendinizi özgürleştirmek, yenilemek için kullanın. Demokrasiyi geliştirmek, bir yurttaş olarak katkınızı göstermek için kullanın, toplumsal katılım ve denetim için kullanın.

Konferansta toplam 43 oturumda 12 Panel, 4 Çalıştay, 10 seminer ve 16 bildiri oturumu yapılacaktır. İnternetin, ticari, hukuksal, sosyal boyutlarını kapsayan 50 bildiri arasında İnternetin tüm boyutları hakkında bildiri bulmak mümkün. Eğitim seminerleri hem bireysel kullanıcıya hitap etmekte : Pardusa Nasıl Geçerim, Casus Yazılımlardan Nasıl korunurum; hem kurumsal, özgür yazılımlarla kurumsal uygulamaları nasıl çalıştırırım ve saldırılara karşı korurum; pofesyoneller için çeşitli programlama platformları ve araçlarını anlatan seminerlerin yanında bilişimci olmayanlara da yönelik pek çok seminer vardır. Bildiri oturumları daha çok ülkemizdeki internetin gelişmesini yansıtmaya, Türkiye deneyimlerini paylaşmaya yöneliktir. E-Öğrenme, Pazarlama, Fikri Haklar, Güvenli İnternet, E-devlet, ve Teknik konularda sunumlar var.

Konferansta, Türkiye İnternetin ana sorunlarını tartışmak ve toplumun gündemine koymaya çalışıyoruz. Bu bağlamda, Serbestleşme, Demokrasi, Sansür panelleri bugün, DNS, Nefret Söylemi, Yeni Medyada Emek Örgütlenmesi, E-kitap ve Kriptoloji Panelleri yarın; Bulut Bilişim, Yeni Medya, Sosyal Medya ve Reklam, Online İtibar Yönetim panelleri Cumartesi günü yapılacak.
Yarın, tüm gün sürecek, “Uzaktan Eğitim Çalıştayı”nı yapıyoruz. Nefret Söylemi oturumlarında 9 bildiri var.

Biz, İnterneti çok önemsiyoruz. Bu konferansları da genelde interneti, özelde Türkiye interneti tartışacak, toplumun gündemine koyacak, ve ülkemizin gelişmesine katkı verecek bir platform, ortak akıl için bir ortam olarak tutmaya çalısıyoruz, çalışacağız. İnternet konferansını, içinde internetin çeşitli konulara odaklanan mini konferanslar yapmak, ülkenin Bilgi Toplumu ve e-devlet çabalarının gözden geçirileceği, geri besleme yapılacağı bir dost ortamı yapmak istiyoruz.

Bunda bugüne kadar istediğimiz başarıyı elde edemedik ama bu davet bizim!
Katkı veren herkese tekrar teşekkür eder, başarılar dilerim.