NEFRET SÖYLEMİ VE YENİ MEDYA (PANEL: YENİ MEDYADA NEFRET SÖYLEMİ)

Işık Barış FİDANER

Boğaziçi Üniversitesi

fidaner__AT__gmail.com


Anahtar kelimeler: yeni medya, demokrasi, nefret söylemi


Özet:


Demokrasi, birçok yerde düşünce ve ifade özgürlüğü olarak tanımlanır. Bu tanımın hemen ardından ise denir ki: bazı düşünceler özgür bırakılamaz, çünkü bu düşünceler doğrudan doğruya demokrasinin işleyişini hedef alır ve özgürlüğe zarar verir. Yani özgürlük somutlaşmak için bir istisnaya gerek duyar. Ama bu istisnanın seçimi ve onu kısıtlama biçimi, savunulan özgürlüğün anlamını tamamen değiştirebilir, hatta zıttına çevirebilir.

Kısacası, demokrasi sorununu somutlaştırmanın yolu, demokratik özgürlüğün istisnasını belirlemekten geçiyor. “Nefret söylemi” kavramı da, topluma dayanan bir özgürlük ve demokrasi anlayışı için ihtiyaç duyduğumuz istisnayı belirtir. Buna göre, toplumu oluşturan diğer bütün söylemlerin özgürlüğü, nefret söyleminin tespit edilmesi ve kısıtlanmasına bağlıdır. Dolayısıyla bir ifade biçiminin nefret söylemi olup olmadığının ayırt edilebilmesi demokrasi sorunu açısından merkezi bir yerde durmaktadır.

Günümüzde nefret söyleminin yayılma biçimleri, internet ve toplumsal paylaşım ağlarının (yeni medyanın) gündelik iletişim dokularında her gün yaratmakta olduğu değişimlerle yakından ilişkilidir. Gazete, radyo, televizyon, hatta cep telefonu gibi diğer temel iletişim teknolojilerinin aksine; yeni medya, etkileşimli kamusal alanlar yaratarak nefret söyleminin yaşam bulabileceği ve yeniden üretime girebileceği en elverişli ortamı sağlamıştır.


Nefret söylemleri hayatın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Bu söylemler esas mahiyetleri görünmez kaldığı ölçüde ideolojik işlev gösterirler ve toplumsal çatışmaların maddi sebeplerini örterek bizi demokratik çözümlerden uzaklaştırırlar. Bu örtüyü kaldırmanın tek yolu, o söylemlerin "nefret söylemi" olduklarını açığa çıkararak toplumsal olarak mahkûm edebilmektir.