XVI. Türkiye'de İnternet Konferansi

BaşlıkDigital Çağda Radyo Yayıncılığı
ÖğrenciEvet
Yazar(lar) Yazar 1
Name: Bahar Tugen
Org: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi
Country: TR
E-mail: bahartugen_AT_hotmail.com
Diğer Yazar(lar)
Anahtar KelimelerYeni Medya, Dijital Radyo, Yeni İletişim Teknolojileri, Dijital Toplum
ÖzetBİLGİ TOPLUMUNDAN DİJİTAL TOPLUMA GEÇİŞTE YENİ İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİNİN RADYO YAYINCILIĞINA ETKİSİ VE RADYO DİNLEYİCİSİNİN DÖNÜŞÜMÜ Teknolojinin, artarak ve yenilenerek günlük yaşamın içerisinde daha görünür olması ile teknolojinin hızlı değişimi yeni bir kültür yaratmıştır. Teknolojik yenilikler, özellikle kitle iletişim araçlarındaki gelişimi, toplum içerisinde daha fazla bireyin etkileşimini gerektirmiştir. İletişim araçlarının artışı, internet ile birleştiğinde daha yaygın kullanımlara sebep olmuştur. Günümüzde bireyler, sadece izleyici değil katılımcı izleyici konumuna dönüşmüştür. Bu temele dayanarak ele alınacak olan konu; dijital çağda yeni iletişim teknolojileri ile birlikte yaşanan değişimin radyo yayıncılığı üzerindeki etkisi ve toplumun radyo dinleme alışkanlığındaki değişim. DİJİTAL ÇAĞDA RADYO YAYINCILIĞI Geçmişten günümüze toplumlar farklı kaynaklara dayanmıştır. Özellikle sanayi toplumu kavramı sanayileşmeye bağlı üretimi temel almış sanayi toplumundan sonraki süreçte ise temel üretim ve güç faktörü bilgi olmuştur. Bu bağlamda yakın çağa damgasını vuran bilgi patlaması sonucu temel üretimin bilgi olduğu bilginin işlenmesi depolanması ve iletişim teknolojilerini baz alan bir toplum yapısı yani bilgi toplumu ön plana çıkmıştır. Bilgi toplumunun amacı teknoloji ile birlikte ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye destek olmaktır. Bilgi toplumu, bilişim ve iletişim teknolojilerindeki gelişimin insanlık tarihinde toplumsal ekonomik ve bilimsel değişimin yönünü yeniden belirlemekte ve giderek ağ toplumunu ortaya çıkarmaktadır. Bilgi toplumunda dijital topluma geçişi daha iyi anlamak için bilgi devrimini dalga dalga incelemek gerekir. Birinci dalga matbaanın icadıdır bu icatla bilgi tabana doğru yayılmıştır. İkinci dalga olarak buhar makinesinin icadı ile endüstri devriminin başlaması ve ulaşım araçlarının yaygınlaşmasını söyleyebiliriz. Ulaşım araçları o dönemde insanların birbirleri ile etkileşimini artırmıştır. Üçüncü dalga iletişim teknolojilerinin dünyada hızla yayılmaya başlaması ve son dalga ise internettir. Her dönem bir önceki dönemi takip ederek birbirini etkilemektedir ve günümüzün dijital toplumunu da bilgi toplumu oluşturmaktadır. Bilgi toplumunu ise bilgisayar ve dijital teknoloji temsil etmektedir. Genel olarak ifade etmek gerekirse; sanayi toplumunda fiziksel emek söz konusu iken bilgi toplumunda zihinsel emek mevcuttur. Bilgi toplumunda herkes bilgi üretimine katkı sağlamaktadır. 19. yy. da basılı kültür, 20. yy. da elektronik kültür ve 21. yy. da dijital kültürün ortaya çıkması beraberinde dijital toplumu getirmiştir. Castells, dijital toplumun; bilgi ağları, bilgi bağlantıları, bilişim sistemleri ve sembol iletimleri temelinde örgütlendiğini tespit etmiştir ve bu kültüre internet kültürü adını vermiştir. Dijital toplum Manoviche göre bütün kültürlerin bilgisayar ortamlı üretim dağıtım ve iletişim biçimlerine dönüştüğü bir yapıdır. Tarım Devrimi ve Sanayi Devrimi?nden sonra, insanlığı etkileyen en önemli değişimlerden biri olarak görülen bu teknolojik/dijital gelişimin oluşturduğu bu döneme çeşitli adlar verilmektedir. Bunlar; Bilgi Toplumu, Enformasyon Toplumu (Information Society), İnternet Toplumu (Internet Society), Bilişim Çağı (Computing Age), Elektronik Çağ (Electronic Age), Siber Toplum (Cyber Society), Dijital Çağ (Digital Age), Sanayi-ötesi Çağ (Post-Industrial Age), Post-Modern Çağ (Post-Modern Age), Yeni Çağ (New Age) gibi çeşitli tanımlamalarla adlandırılan iletişim-bilişim devridir. Toplumda değişim yaşanırken bölünmeler de beraberinde gelmiştir ve dijital yerli, dijital göçmen, dijital melez kavramları hayatımıza girmiş ve dijital bölünme olarak adlandırılan yeni bir kültürel yapı ortaya çıkmıştır. Yaşadığımız dijital çağda, sanal gerçekliğe aşina olan ve yabancı kalanlar arasında mesafe gittikçe artmaktadır. Dijital yerliler, 1980 ve sonrasında doğan nesilden oluşmakta ve ?Millennials (binyılın öğrencileri), Digital Natives (dijital yerliler), Net Generation (internet nesli), The Gamer Generation (oyun nesli), Next Generation, N-generation (yeni nesil), Cyber Kids (siber çocuklar), Homo Zappiens (zaplayan insan), Grasshopper Mind (çekirge zihin)? gibi isimlerle de anılmaktadırlar. Dijital göçmenler ise, 1980 öncesinde doğmuş olan nesildir. Dijital göçmenler, dijital dünyanın içerisinde doğmuş dijital yerliler gibi sanal gerçekliğe aşina değil, sonradan uyum sağlamaya çalışan bir nesildir. Ancak Türkiye?de, 1980 sonrası doğanların ne tam dijital yerli ne de tam göçmen olduğu söylenebilir. Burada melez bir yapı söz konusudur. Dijital bölünmeyle birlikte yeni medya ve iletişim teknolojilerinin gelişimine uyum sağlama süreci farklılık göstermiştir. Dijital yerliler yeni medyaya hemen uyum sağlamakta, göçmenler ise bu süreçte zorluklar yaşamaktadır. Dijital melezler ise ne geleneksel medyadan kopabiliyor ne de yeni medyadan. Bu noktada yeni medya ve geleneksel medya kavramlarına açıklık getirmek gerekmektedir. Roger Fidlera göre yeni medya olarak adlandırılan ortamlar eski ortamların bilişim teknolojileri ile birlikte değişime uğraması ve farklı yeni ortamların oluşmasıyla meydana gelen yapılardır. Altyapısını sayısal tabanlı teknolojilerin oluşturduğu yeni iletişim ortamlarının en önemli özelliklerinden birisi; 20. yüzyılın başlarında analog telsiz telgraf tekniğinin, radyo ve daha sonra televizyon teknolojisine dönüştürülmesi yoluyla birbirinden ayrılan elektronik tabanlı kişilerarası iletişim ve kitle iletişimini aynı platform üzerinden gerçekleştirilebilir hale getirmesidir. Bunun en tipik örneği de hem bir kitle iletişim aracı hem de kişilerarası iletişim aracı olan internettir. Çağımızda bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle ve özellikle internetin yaygın kullanımı ile birlikte yeni bir iletişim ortamı meydana gelmiştir. Bu sayede dünyanın bir ucunda yaşanan olaylara anında ulaşmanın yanı sıra o olaylara interaktif bir biçimde katılmak da mümkün olmaktadır. Yeni iletişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştığı günümüzde, Teknolojik Belirleyicilik Kuramı?nın temsilcilerinden McLuhan?ın iletişim araçlarının dünyayı ?küresel köy? olmaya yönelttiği ifadesine 21. yüzyılda da şahit olmaktayız. İnternetin medya ile yöndeşmesi yeni medya kavramını doğurmuştur. Yeni medya kavramıyla, geleneksel medyadan farklı olarak, sayısal tabanlı, iletişim kuran unsurların arasında eş zamanlı ve geniş kapasiteli, karşılıklı ve çok katmanlı etkileşimin yüksek hızda gerçekleştiği, çoklu-ortam yapısına sahip iletişim araç ve kanalları kastedilmektedir. Gündelik yaşamın hemen her alanında giderek daha yaygın bir şekilde kullanılan, yaşam pratiklerini köklü biçimde dönüştüren, toplumsal hayatın birtakım gerekleri yüzünden kullanım yoğunluğu sürekli artan ve ihtiyaçlar bağlamında düşünüldüğünde neredeyse insan bedeninin bir uzantısı haline gelen cep telefonu, bilgisayar, internet ortamı, kısacası sayısal teknolojilerin tamamı yeni medya başlığı altında toplanabilir. 3G mobil telefon, sayısal televizyon ve çevrimiçi gazete gibi sayısal ortamlara taşınan (digital migration) farklı medya unsurlarını; oyun konsolları, multimedya terminaller ve internet gibi sayısal teknolojilerin ortaya çıkardığı (new born digital) her şeyi anlaşılır şekilde ifade etmekte ve kapsamaktadır. ?Yeni Medya?nın en tipik örneği, ne var ki, aynı zamanda hem bir kitle iletişim aracı hem de kişilerarası iletişim aracı olan internettir. Yeni medyanın gelişimine temel oluşturan ana etmenleri şöyle sıralamak mümkündür: Maliyet düşerken, performans hızla yükselmektedir. Bu da bellek kapasitesinin ve hızının artmasıyla mümkündür. İşlemler oldukça daha kısa sürede ucuza yapılabilmektedir. Teknolojik bütünleşme-yöndeşme hız kazanmaktadır. Tüm iletişim işlemlerinin aynı kanal üzerinden yapılması ISDN (Integrated Service Digital Network-Bütünleşik Hizmetler Sayısal Ağı) ile sağlanmaktadır. Taşınabilirlik yaygınlaşmaktadır. Mikroelektronik alanındaki küçülmelerle bilgisayarların, radyoların vb.nin taşınabilirliği artarken hız ve kapasiteleri giderek artmaktadır. Kullanım kolaylaşmaktadır. Elektronik iletişim ürünlerinin kullanımı giderek kolaylaşırken işlemler artık birkaç tuşa basmakla gerçekleştirilebilmektedir. Sistemlerin şebekeleşme ve ağ yetenekleri artmaktadır. Bilgi alışverişini sağlayan şebekeler ve bu şebekelerin birbirine bağlantısı yaygınlaşmaktadır. Ağlar üzerinden verilen hizmetler ve işlem gücü giderek artış göstermektedir. Bu sayede birçok işlem kolayca yapılabilmekte karşılıklı bilgi ve veri alışverişi sağlanabilmektedir. Hedefleme yeteneği artmaktadır. Yeni medya ile belirli mesajlar hedef kitleye hızlı bir şekilde iletilebilmektedir. Yeni medya teknolojileri, hem kullanıcılar arasındaki hem de kullanıcılar ile enformasyon arasındaki karşılıklı etkileşimi, içlerinde bulunan mikroişlemcilerle sağlayan ve geliştiren iletişim araçlarıdır. Yeni medya teknolojileriyle yöndeşme kavramı ortaya çıkmıştır. Bu kavram ile tüm kitle iletişim araçları ve diğer iletişim araçlarının birbirleriyle kaynaşması sağlanmıştır. Birbirlerinden etkilenen ve beslenen bu yeni teknolojiler, iletişim biçimlerinde de yeni olanaklar ortaya çıkarmıştır. Bunlar; karşılıklı etkileşim, kitlesizleştirme ve asenkron kavramlarıdır. Karşılıklı Etkileşim; iletişim araçları sadece iletim aracı değil etkileşim aracı haline gelmiştir. Yeni iletişim teknolojilerinin iletişim sürecine kazandırdığı en önemli unsur, karşılıklı etkileşim kapasitesini artırmasıdır. Geleneksel iletişim araçlarıyla yeni teknolojiler arasındaki ayrımı belirleyen de bu karşılıklı etkileşim özelliğidir. Geleneksel medya, etkileşimi, mektupla ya da telefonla katılım gibi özellikleriyle oldukça sınırlı bir düzeyde gerçekleştirmiştir. Yeni medya ile etkileşim kullanıcı-gönderici kontrolü ayrımını bulanıklaştırmıştır. Gönderici ve kullanıcı birbirini etkileyerek mesajın oluşum sürecine ortak katkıda bulunmaktadır. Kullanıcı bu sayede ne istediğini ortaya koyabilmekte ve kendisine sunulan mesajda, beklentilerine uygun içerik bulabilmektedir. Kitlesizleştirme; büyük bir kullanıcı grubu içinde her bireyle özel mesaj değişimi yapılabilmesini sağlayacak kadar kitlesizleştirici olabilir. Kitlesizleştirme genel olarak, kitle iletişim sisteminin kontrolünün mesaj yapıcıdan iletişim aracı tüketicisine doğru kayması demektir. Birden çoğa ve birden bire iletişim söz konusudur. Eşzamansızlık (asenkron); yeni iletişim teknolojileri birey için uygun zamanda mesaj gönderme veya alma yeteneklerine sahiptir. Aynı andalık gerekliliği ortadan kalkmıştır. Bunların yanı sıra, etkileşim, içerik, kontrol, yapı, zaman ve iletim kanalları gibi alanlarda yeni medya geleneksel medyadan ayrılmıştır. Bu ayrımla birlikte dijital takipçiler yeni medyanın içerisinde rol almaya başlamıştır. Örneğin; günümüz bireyleri internet sayesinde kendi radyo istasyonlarını kendileri kuruyor. Kendi programlarının hem üretim aşamasında hem tüketim aşamasında bulunarak pasif konumdan aktife geçiyorlar. Bu durum radyonun, bireye has bir kültürden oluşmasını da ortaya çıkarıyor ve radyo bir nevi bireyselleşiyor. Ayrıca sayısal radyo yayıncılığı teknolojisi dinleme ve ödeme, kaydetme, ileri ve geri sarma gibi interaktif seçenekler sunmaktadır. Bu teknoloji (podcast) ile birlikte zamandan bağımsız olarak bir program seçilerek istenen zamanda dinlenebilmekte ve radyonun yüzeyselliği ve geçiciliği ortadan kalmaktadır. Bu teknoloji ile yapılan yayınlarda yerellik, bölgesellik, ulusallık kavramları kalkmakta, coğrafi sınırlar önemini yitirmekte ve tüm dünya yayıncılığı kavramı gündeme gelmektedir. 1990?larda internetin doğması, 2000?lere gelindiğinde iletişim araçları ve internet teknolojisinin yöndeşmesiyle günümüz yayıncılığının tamamen dijital ortamlarda gerçekleştirilmesi ve dijitalleşmenin giderek artması ile dijital toplum dijital kültüre doğru kaymıştır. Özellikle bilgisayar ve elektronik sistemde gerçek dünya bilgisinin sayısallaştırma yöntemiyle bir takım teknik alt yapı gerektiren sistemlerin kurulumundan sonra, 1990?lardan itibaren internetin yaygınlaşmasıyla her türlü veri girişinin hızla arttığı, dijitalleştirme denilen bir sürece girilmiştir. 1980?lerde, ilk adımlarını gördüğümüz; ancak 1990?lı yıllardan itibaren yoğun bir şekilde uydu iletişiminde, kayıt teknolojisinde, yeni nesil televizyon sistemlerinde, kablolu televizyonda, radyo-televizyon yayınlarında ve internette devam eden kendi endüstrisini, kültürünü yaratan bu süreç sadece iletişim ortamlarını değil iletişimin kendisini; hatta kullanıcılarını da dönüşüme uğratmıştır. 1980?li yıllarda geliştirilen ve radyo yayınları üzerinden yapılan dijital data iletimi, radyo-bilgisayar birlikteliğine ve yeni kullanım şekillerine olanak tanımaktadır. Tematik yayıncılık açısından da internet radyo yayıncılığı yeni bir çığır açmıştır. Gelişen teknoloji ve internet, bilgisayara takılan özel bir cihazla üç bin radyo ve televizyon programına ulaşma olanağı tanımaktadır. 2000?li yıllara gelindiğinde ise medya ve teknoloji iç içe geçmiş, anında geri bildirim olanaklarıyla, mekân-zaman sınırsızlığıyla, bireylerin kontrolü ele aldığı ve ulaşılmazlığın ortadan kalktığı bir dönüşüm yaşanmıştır. Ek olarak yeni dinleme biçimleriyle birlikte insanlar daha fazla radyo dinleme olanağı bulmalarına karşın, radyo dinleme, adeta günlük yaşamın içine sıkıştırılan önemsiz bir eylem haline dönüştürülmektedir. Son yıllarda sektör tarafından ?Format Yayıncılık? adıyla anılan, akademik çevrenin ?müzik kutusu? yayıncılığı dediği, radyolarda sadece müzik çalınması radyoyu, yeni düzende, yalnızca eğlence unsuru ve çaldıkları şarkılarla ?gündelik yaşamın fonu? şeklinde konumlandırma eğilimindedir. Radyonun haber verme ve eğitme-kültürlendirme işlevi neredeyse tamamen göz ardı edilmiştir. Teknolojiyle birlikte yeni imkanlarla tanışan radyo, kendisiyle birlikte dinleyicisini de değiştirmiştir. Radyo yayıncılığının ilk yıllarında, dinleyici kavramı radyo alıcılarına sahip olanları tanımlamak için kullanılmaktaydı. O dönemlerde radyo alıcısına sahip olmak, otomatik olarak dinleyici olmak anlamına geliyordu. Gelişen teknolojiyle birlikte radyo dinleme biçimleri de değişti. Radyonun yaşamımıza girdiği 20. yüzyılın başlarında, radyo dinlenirliği, radyo cihazına sahip olmakla eşdeğer tutulurken, transistörlü radyonun bulunmasıyla birlikte günümüze kadar gelen süreçte radyo cep telefonundan, saate, kalemden, uydu ve sayısal yayın teknolojileriyle birlikte televizyona kadar pek çok mecraya yerleştirildi. Bunun sonucu olarak hem radyo yayıncılığında içeriksel olarak değişimler meydana geldi, hem de dinleme alışkanlıkları dönüşüm geçirdi. Teknolojiyle birlikte yeni imkanlarla tanışan radyo, kendisiyle birlikte dinleyicisini de değiştirmiştir. Radyonun ilk dönemlerinde dinleyiciler kendilerine sunulanı dinliyordu, fakat durum artık eskisi gibi değil. Pasif dinleyiciden aktif dinleyici konumuna geçen dinleyici kitlesi hem tüketici hem üretici kimliğiyle radyo dinleme etkinliğini kendisi yaratmaktadır. Radyo ilk dönemlerinde propaganda amaçlı kullanıldığında topluma seslenirken günümüzde bireye hitap ediyor ve tamamen bireyin isteklerine yönelik şekilleniyor. Radyo artık geleneksel anlamda radyo olmaktan çıkmış, programların ne olacağını radyo programcılarının değil, dinleyicilerin belirlediği bir araç haline gelmiştir. Teknoloji ile birlikte radyo biraz sarsıntı geçirse de yine teknoloji sayesinde değişerek varlığını sürdürmektedir. 1950?li yıllarda pilli taşınabilir radyo ve otomobil radyosunun ortaya çıkmasıyla dinleme alışkanlığı değişirken, günümüzde ise radyolar artık bilgisayar, telefon, tablet gibi çeşitli teknolojik araçlarla dinlenebilmektedir. Burada değişimin boyutları göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. Radyonun ?hayalde görüntü yaratma? özelliği, yerini gerçek görüntüye şahit olduğumuz radyo-televizyon ortak yayınına bırakmıştır. Çağımızın radyosu artık işitselliğinin yanı sıra görselleşmiştir. KralTV-KralFM ortak yayını Mehmet?in Gezegeni ve NTV?de yayınlanan Makam Farkı radyo programları radyonun görselleşmesine örnektir. Bugün tüm dünyada pek çok radyo yayını internet yolu ile verilmektedir. Ülkemizde ise %98 oranında özel radyo kanalı internet aracılığı ile yayınlarını tüm dünyaya duyurmaktadır. TÜİK?ten alınan bilgiye göre Türkiye?de internet üzerinden yayın yapan 264 radyo istasyonu mevcuttur. RTÜK tarafından 3-15 Aralık 2009 tarihinde yapılan araştırmaya göre; radyoyu klasik radyo alıcılarından dinleyenlerin oranı 2007 yılında yüzde 88 iken 2009?da bu oran yüzde 64?e geriledi. Dinleyicilerin yüzde 18,4?ü mobil telefon, yüzde 15?i internet, yüzde 14,5?i uydu, yüzde 12,9?u ise MP3 çalar ve ev sinema sistemleri gibi yeni teknolojik vasıtalar aracılığıyla radyo dinliyor.
Başlıklar Bilgi Ekonomisi ve Bilgi Toplumu
Mobil Yaşam, Mobil Ağlar, Teknolojiler, Uygulamalar
Yeni Medya
Dosya  535.76 KB
 

 

Powered by OpenConf®
Copyright ©2002-2009 Zakon Group LLC