21. "Türkiye'de İnternet" Konferansi

BaşlıkDijital Ekonomi veya Endüstri 4.0 mı?: Tüketicinin Üretici olarak Emek Gücüne Dönüşmesi Olgusu
Yazar(lar) Yazar 1
Name: Mutlu Binark
Org: Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi
Country: TR
E-mail: mbinark_AT_gmail.com

Yazar 2
Name: Ergin Bulut
Org: Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi
Country: TR
E-mail: erginb_AT_gmail.com

Yazar 3
Name: Seçil Toros
Org: Atılım Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Country: TR
E-mail: torossecil_AT_gmail.com

Yazar 4
Name: Recep Ünal
Org: Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi
Country: TR
E-mail: recepunal01_AT_gmail.com
Diğer Yazar(lar)Mutlu Binark, mbinark_AT_gmail.com
Anahtar KelimelerDijital ekonomi, Endüstri 4.0, İzleyici/tüketici/kullanıcı, Dijital emek
ÖzetDijital Ekonomi veya Endüstri 4.0 mı?: Tüketicinin Üretici olarak Emek Gücüne Dönüşmesi Olgusu Günümüzde gitgide daha yoğun olarak enformasyon, veri, ve özellikle büyük veri odaklı üretimin merkeze taşındığı, kapitalist ekonomik yapıda, enformasyon teknolojilerini ve bilişimi odağa alan üretim güçlerinin ve ilişkilerinin nasıl dönüştüğünü irdelemek hiç kuşkusuz gerekli. Enformasyonel ve bilişsel kapitalizmde veri, üretim sürecinde temel üretim girdi ve birikim rejiminin asli unsuru haline gelirken, üstelik bu verilerin de gönüllü bir şekilde kullanıcılar tarafından üretildiğini görüyoruz. Özellikle gündelik yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medya ortamları, bedenimiz üzerinde bioiktidarın üretilmesine yol açan çeşitli sağlık aygıtları, verilerimizi süreki işleyen ve entegre eden veri tabanları ile “veri ikizlerimizi” (Binark ve Altıntaş, 2016) üretmekte ve yeniden üretmekteyiz. Bu panelde “dijital ekonomi mi veya endüstri 4.0 mı” sorusunu sorarken, panel tartışması kaçınılmaz olarak gayrı maddi emek gücünün üretim rejiminin asli unsurunu oluşturması üzerine büküldü.
Manuel Castells’in “ağ toplumunda değeri ne oluşturur? Üretim sistemini harekete geçiren nedir? ” sorusuna (2016, s. 61) verdiği yanıt, “Değer, toplumun baskın kurumları neye karar veriyorsa odur. Bu nedenle dünyayı küresel kapitalizm şekillendiriyorsa, küresel finans piyasalarında küresel finans piyasalarında finans varlıklarının değerlendirmesiyle sermaye birikimi üstün değerse, her durumda bu değer olacaktır” (s.61) şeklindedir. Castells, bu yanıtından hareketle değerin tanımının ve değerin yaratılmasının bir iktidar sorunu olduğunu ifade eder. Önerilen panelde, enformasyonel ve bilişsel kapitalizme değerin, “veri” temelli yaratıldığı ve verilerin üretiminin tüketicinin gönüllü üretici konumuna everilmesi ile yaratıldığı tartışması üç farklı yazı da serimlenmektedir. Ergin Bulut’un zihin açıcı ve düşündürücü yazısı “Beğeniyorum Öyleyse Varım: Sosyal Medyada İçerik Üretimi, Yabancılaşma ve Sömürü”, veri temelli birikim rejiminde sömürü ve yabancılaşma kavramlarının nasıl işe koşulması gerektiğini kuramsal olarak tartışmakta. Bulut’un Mark Andrejevic’i (2012) izleyerek, “veri gölgesi” kavramını ve veri gölgemizin gündelik yaşantımızda siyasal, ekonomik, toplumsal ve tarihsel olarak bizi nasıl konumlandırdığına ve sınıflandırdığına ilişkin vurgusu üzerinde daha dikkatle düşünmemiz gerekli. Keza Bulut’un Marksist feminist Kylie Jarett’in duyguların kendisinin değil, ama algoritmik hale sokulmuş ifadelenişinin sömürü düzeninin ve birikim rejiminin unsuru hale gelmesi şeklindeki dijital ekonomi ve kullanıcının gönüllü emeğin tartışması katkısını da çalışmasına taşıması da gayrı maddi emek-sömürü-yabancılaşma ve haz olgularını tartışmak için yeni bir patika açmakta. Seçil Toros’un “Reklam İletişiminde Dönüşümler: Çevrimiçi Reklam ve Tüketiciler” başlıklı çalışması da reklam endüstrisinde web sayfaları ziyaretçilerinin kullanım alışkanlıklarının çevrimiçi reklam için nasıl değer kazandırıldığını ve yine tüketicinin sosyal medya ortamlarında yaptığı her paylaşımın “değer”e nasıl dönüştüğünü “üre-tüketici” kavramı temelinde ele almakta. Özellikle reklam endüstrisinin dönüşümüne ilişkin kavramsal izleği bu yazıda sürmek mümkün. Geleneksel ve yeni medya endüstrilerinin yöndeşmesi, halkla ilişkiler ve reklamcılığın iç içe girmesi, üretilen içeriklerin kolayca manipüle edilmesi olguları Toros’un yazısında da belirttiği gibi, içerik üzerinde etik kaygıları, tüketici/yurttaş haklarının ve azami toplumsal faydanın merkeze nasıl alınacağı vb. sorularını gündeme getirmektedir. Recep Ünal’ın Türkiye’den haber endüstrisine ilişkin değişimi zengin örneklerle sunduğu “Haber Merkezlerinin Yeni Medya İle Dönüşümüne ‘Emek’ Verenler” adlı çalışması da, önce içeriden bir baışla endüstrideki dönüşü gözler önüne sermekte. Özellikle Türkiye’de medya endüstrisinde siyasal ve ekonomik tasfiye süreci sonucu “mecrasız” kalan gazetecilerin de yeni medya ortamları dolayımı ile yayıncılığa geri dönmeleri olgusu da bu yazıda örneklendirilmekte. Bu örnekler de yazıyı oldukça ilginç kılmakta. Yeni medya ortamlarının haber endüstrisi üzerindeki etkileri, bir yandan haber profesyonellerinin 7/24 esnek çalışma, kullanıcı türevli içeriklerden beslenme, yeni dijital beceriler gibi sıralanabilirken, öte yandan da endüstrinin verili ve kurumsallaşmış iktidar yapıları dışında öteki haber pratiklerine de olanak tanıyarak ifade ve bilgiye erişim özgürlüğünü de bir zemin sağlamakta. Ünal’ın yazısında detaylı bir şekilde üretim pratikleri açıklanan Ruşen Çakır ve Ünsan Ünlü’nün Periscope ve TouTube üzerinden yaptıkları haber programları ve içerik üretimleri buna en iyi örnek teşkil etmektedir. Ancak yeni medya ortamlarında yurttaşın ya da kullanıcının içerik üretimin de şu sabit sorular karşımıza çıkmaktadır: Değeri üreten kimdir? Verinin sahibi ve mülkiyeti kimdedir? Verinin değer kazanması kime/kimlere nasıl hizmet etmektedir? İzleyici/tüketici/kullanıcının “dijital emeği” nasıl bir emektir? İçerik üretme ve paylaşma hazzı ile bu içeriklerden değerin yaratılması arasında bir makas var mıdır? “Dijital Ekonomi veya Endüstri 4.0 mı?:Tüketicinin Üretici olarak Emek Gücüne Dönüşmesi Olgusu” başlıklı önerilen panelde yer alan Bulut, Toros ve Ünal’ın çalışmaları, yukarıdaki bu sorular üzerinde kuramsal, kavramsal düşünme olanağı sağladığı için değerli. Enformasyonel ve bilişsel kapitalizmde hakim iktidar yapılarına karşı “öteki” yapıları/oluşları ve mevcudiyetleri düşünmek, “kullanıcının/tüketicinin” özgürleşmesi olanakları üzerine kafa yormak için bu üç yazı iyi birer başlangıç. Yeni soruların da hasıl olmasına/olacağına yol açtığı için de önemli okumalar...
Kaynakça
Binark, M. ve Altıntaş, M. (2016). Veri İkizlerimizin Farkında mıyız? Dijital Gözetimin Çeşitli Boyutlarına Karşı Farkındalık. Yeni Medya Çalışmaları II. Ulusal Kongre, (Der. B. Özçetin vd. ) İstanbul: Alternatif Bilişim Derneği, 315-334.
Castells, M. (2016). İletişim Gücü. İstanbul: İstanbul Bilgi Ünv. Yayınları.
Başlıklar Inet-Panel
Dosya  
 

 

Powered by OpenConf®
Copyright ©2002-2015 Zakon Group LLC