İNTERNET ÜST KURULU HESAP VERİYOR

10 Kasım 2000
Kırmızı Salon
----0----
MUSTAFA AKGÜL- Ethem Derman Ankara Üniversitesinden, Atilla Özgit ODTÜ'den; biz, İnternet Üst kurul Üyesiyiz. Hülya Pekşirin Internet Üst Kurulu yeni kurulan DNS Çalışma Gurubunun üyesi; yani Grub yeni çalışmaya başladı, onun sekreteryasında, bizi çalıştıracak olan arkadaş. Programda alt başlık olarak İnternet Vakfı, DNS Çalışma Grubu yazıyor; fakat bence bir İnternet üst kurulu olarak biraz genel olarak konuşalım, biraz bilgi verelim; Internet Üst Kurulunda kimler var, ne yapmaya çalışıyor. Ondan sonra da, vakıf ve DNS Çalışma Gurubu konusunda bilgi verelim.
Oturumun adı zaten "İnternet Üst Kurulu Hesap veriyor". Burada kamu adına çalışan gönüllü de olsa bir kuruluş olarak hesap verme geleneğini yürürlüğe koymak istiyoruz, eleştiriden muaf değiliz. Az-çok muhakkak hatalarımız vardır; bazıları çok olduğunu söyler, bazıları az olduğunu düşünebilir. Onun tespiti ayrı bir iş; ama bizce kamuoyundan görüş alma, onlara ne olduğunu anlatma, bir anlamda, kelimenin geniş anlamında hesap vermeyi ilke olarak savunuyoruz ve bunu yıllardır yapmaya çalışıyoruz. Her Internet konferansında yapıyoruz, vakit bulursak, ayarlayabilirsek, bilişimde de yapıyoruz. Şimdi sana söz verelim, İnternet Üst Kurulunu anlatır mısın? Elinde dokumanlar var mı? Atilla Üst Kurulun Sekreteri.
ATİLLA ÖZGİT- İnternet Üst Kurulu, aylık toplantılar yaptığı, kesin tarihini şimdi hatırlamıyorum; ama 30 küsur toplantıya geldiğimize göre hemen hemen 2,5 yıllık bir geçmişi var. Internet Üst Kurulunun oluşturulma fikri doğal olarak Türkiye Internet'inin çeşitli sıkıntılarını saptadıktan sonra, sektörün bütün kesimlerinin içinde temsil edildiği, Ulaştırma Bakanlığına danışmanlık görevi üstlenecek, aslında eğer yapabilseydi, danışmanlığın ötesinde pratik olarak da yaptırım gücü olabilecek bir kurum olarak planlandı; ancak yasanın elvermemesi nedeniyle, herhangi bir yasal tüzel kişiliği olmadan, sadece Bakanlığa danışmanlık vermek üzere kuruldu. Çok kabaca; üçte bir kamu, üçte bir sivil toplum örgütleri ve üçte bir özel sektör temsilcilerinden oluşan bir kurul. Orijinal olarak 24 üyesi vardı, daha sonra birtakım başvurularla sanıyorum 30'a çıktık.
Kurum sekreteri olarak söyleyeceklerimle, kişisel olarak söyleyeceklerimin altını çizip, birbirinden ayırmak istiyorum. "Internet Üst Kurulu Türkiye için ne yaptı, ne yapmalı?" gibi sorularda Kurul adına konuşabilmem mümkün değil; ama orada kendi kişisel saptamalarımı yapacağım. Aylık toplantılarla çalışıyor. Normal koşullarda çalışma ilkelerin içinde üçte iki çoğunlukla karar aldığı söyleniyor; ancak genellikle toplantılarda ne yazık ki, toplantılarda böyle formel ve "şu konuyu alalım, tartışalım, sonra oylayalım" şeklinde de değil de, konu hakkında ortak görüş üretme çabasını yakalamaya çalıştık, bu böyle gelişti.
Bunun dışında söyleyebileceğim Internet Kurulu yarım bardak suya benzetiyorum; olumlu ya da olumsuz tarafından bakabilmek mümkün. Türkiye'de bir şeyi ilk defa yapabildik; hiç değilse Türkiye'nin bu alandaki sorunlarını Bakanlık nezdinde gündeme getirdik. Sorun ve çözümlerin en önemli bileşenleri Türk Telekom'la aynı masada oturup, sektörün sesini duymasını sağladı. Bu kanımca iyi bir gelişmeydi; çünkü sektörün değişik kesimlerinin ne düşündüğünü Türk Telekom'un ortak platformlarda anlıyor olması çok önemli; çünkü o güne kadar -ki, hâlâ da sürüyor- Türk Telekom genellikle ilgili partilerle tek tek konuşup, onları tek tek dinlemeyi ya tercih ediyor ya da olaylar öyle gelişiyor. Bu anlamda işte bu tüm sektörü temsil ettiğini düşündüğümüz 30 kişilik platformda gündemlerimizde genellikle "Internet'in altyapısı nasıl gelişecek, bunu nasıl geliştireceğiz" şeklinde gelişti. Çok az sayıda içerikle ilgili konular konuşulabildi, örneğin stand-by gibi konular tartışıldı, hatta bir stand-by deklarasyonumuz var; Yanılmıyorsam bundan 3-4 ay önce yaptık.
Öbür taraftan, bardağın boş tarafına bakacak olursak, aslında kuramsal olarak çok önemli konumda bir kurul. Türkiye'nin telekomünikasyon politikalarını belirleyen en önemli bileşenlerden biri olan Ulaştırma Bakanlığının, en üst düzey siyasi yetkilisi olan Bakana doğrudan, birlikte bir masada oturup , 3-4 saat konuştuğumuz dönemler oldu. Türkiye'de bir bakanı, bu kadar uzun süreli bir ortak platformda tutabilmek, pratik olarak mümkün değil; bu benim gözlemim. O anlamda çok önemli bir şanstı; ancak Türkiye'nin genel siyasetinin profiliyle ilgili olarak zaman ekseni üzerinde çeşitli bakanların, çeşitli ilgi düzeyleri oldu, bu 30 küsur toplantımızda sanıyorum 4 ya da 5 bakan değişti. Bu değişik dönemlerde ilgiler değişik oldu ve bu anlamda ben yapabileceğimden azını yaptığımı düşünüyorum; yani Türkiye'nin hiç yakalayamadığı bir mekanizma kuruldu, böyle bir mekanizma çok daha iyi şeyler yapabiliyor olmalıydı, orada konuşulanların büyük bir çoğunluğu karara ve eyleme dönüşebilmeliydi; ama dönemedi. Türkiye' telekomünikasyon alanında Türk Telekom, Ulaştırma Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi ve şimdi son zamanlarda Telekom Kurulu dörtgeninin üzerinde yer alan bir siyasi irade ki, o siyasi de biliyorsunuz 3 parçadan oluşuyor biliyorsunuz son bir-iki yıldır. Böyle iki boyutlu; altta dörtken, onların tepesinde de üçlü siyasetin değişik dengelerine göre telekomünikasyon alanımız gelişiyor diye tırnak içinde kullanacağım; ben kişisel olarak geliştiğini düşünmüyorum. Türkiye olarak zamanı çok bonkör kullanıyoruz. Böyle baktığımızda da, belki bunun doğal bir sonucu olarak böyle bir danışma kurulu çok efektif olamadı. Gönül isterdi ki, çok daha konuşulan konuların, sonuca giden konuların hızla eyleme dönebilmiş olsun. Bu benim, kişisel yorumlarıma birlikte, İnternet Üst Kurulunun tarihçesini anlatmaya çalıştım kısımdı ve gündemimde, -yanılıyorsam beni düzeltsin arkadaşlarım- Telekom ağırlıklı sorunlar artı sistem dışında hemen hemen dişe dokunacak ciddi bir gündemimiz de hiç olamadı, olamadı daha doğrusu; yani temel konuları konuşmaktan, daha başka içerik ve diğer katmanlardaki konuları konuşamadık; bunlar benim saptamalarım. DNS Kurulu ve vakfa sonra mı geleceğiz?
MUSTAFA AKGÜL- Sonra gelelim. Bu konuda sizlerin ekleyecekleri bir şey var mı?
MEHMET ÇELEBİLER- Ben özel Teşebbüsteyim; ama Üst Kurulda; TÜTED; Türkiye Telekomünikasyon İşadamları Derneğin temsil ediyorum. Atilla Beyin söylediklerine eklemek istiyorum. Aslında yaptıklarımız biraz daha fazla. Tabii alçak gönüllü olmak lazım; ama Üst Kurul olarak epey şeyler yaptık. Bir tanesi; ülkemizde ilk defa küçük müteşebbislerin de katıldığı bir kurul kurulduk; çünkü dünyada görüyoruz ki, yeni ekonomi; elektronik, bilgisayar ekonomisi büyük yerlerden çıkmıyor; ancak küçük çapta işe başlayanlardan çıkıyor. Amerika'ya bakarsak koskoca Hewlet Packard'ın kendi garajlarında kurup, yapmaya başladıkları bilgisayarlardan çıktı ve Apple'a bakarsak, yine Apple bilgisayarları, Mac bilgisayarları bir-iki kişinin evlerini kiraya verip, elde ettikleri paralarla kurdukları yerlerden çıktı. AT&T BELL laboratuarları, çok büyük işler yaptığı halde, sonunda patentini aldığı transistörü kendisi geliştiremedi, patentini 25 000 dolara Sony'e sattı, transistörü Sony geliştirdi. Onun için, Türkiye'de de büyük holdinglerden çıkan şeyler Türkiye'yi ileriye götürmeyecek; ancak küçük işadamlarından çıkan şeyler götürecek. Onun için, Üst Kurulda bulunan servis sağlayıcıları, Üst Kurulda bulunan benim gibi TÜTED'in katkıları aslında Türkiye için çok daha büyük şeyler yapacak. DNS ve Türk Telekom ile yapılan konuşmaların dışında yaptığımız bir şey, gene Üst Kurulda üye olan arkadaşlarımızın ciddi özveriyle çalıştıkları 8. Beş Yıllık Planda telekomünikasyonun önümüzdeki 5 yılda nasıl yürüyeceği hakkında yazılan rapora, çok ciddi katkılarda buluyor. Teşekkürler.
ETHEM DERMAN (Ankara Üniversitesi)- Üst Kurulun kurulduğu günden bu yana hepimiz üyesiyiz; fakat her Kurula katılışımızda ve çıkışımızda bu ilginç Atilla Beyin söylediği düşünceler arasında sıkışıyoruz. "Biz bir şeyler yapıyor muyuz burada, yoksa hiçbir şey yapmıyor, havanda su mu dövüyoruz? Diye bir düşünce içerisindeyiz ;fakat objektif olarak baktığımızda, özellikle Mustafa Akgül'ün gözlüğüyle baktığımızda, hiç olmazsa bu konuları gündeme koyuyoruz ve bunlar konuşuluyor, görüşülüyor, bu da büyük bir kazançtır diyerek toplantıların sonunda huzur buluyoruz. Aslında tüm kurul üyeleri, iyimser-kötümser diye ayrılmıyor, zannedersem hepsi de benim gibi bir sıkıntı içerisinde, "yaptığımız işler var mı, yoksa bir yarım günü burada boşuna mı harcıyoruz" diye düşünüyoruz; ama zannediyorum sonuçta yine ülke için hiç olmazsa tartışılan konular, gündeme getirilen konular yararlı oluyor düşüncesindeyim. Teşekkür ediyorum.
MUSTAFA AKGÜL- Şimdi o kapsamda bir şey söyleyeyim. "Kurul ne yaptı?" diye şöyle bir düşünürsek işin başında bir rapor ürettik; teknik rapor olarak. O raporun iki sürümü oldu, tarihsel bir belgedir o rapor. Eksikleri olsa da, en azından o anki Türkiye Internet'inin bir resmini çekmiştir; çok hızlı yaptık onu. Ondan sonra Internet haftalarını başlattık ve ilk Internet Haftasında 9. Cumhurbaşkanımızın her şeye sahip çıktığı gibi, o gün Internet'e de sahip çıktı; ama orada kamu için önemli olan birkaç önemli söz söyledi; bilgisayarın sarf malzemesi olduğu gibi, Milli Eğitim Bakanlığındakileri çok memnun eden sözcükler. Türkiye'nin gündemine koyacak bazı şeyler yaptık. Gündeme bakarsak, Atilla onu biraz aksettirdi; ama her toplantıda biz TT NET'i konuştuk; yani TT ile ilgili sorunlar ve TT NET'i konuştuk. ISP'ler; şimdi bir başka toplantıdalar. Buradaki temsilciler unuttular; bir başka toplantıdalar anladığım kadarıyla, onlar her toplantıda TT'den şikâyet ettiler. Biz, arayı bulmaya değil; ama problemin çözülmesi için çalıştık, önemli zamanımız işletim sorunları üzerinde geçti; yani işletim sorunlarını aşıp, genel planlama konusunda pek bir şey yapamadık. Internet kafeleri birkaç kere konuştuk; Emniyetten birleri geldi, tartıştık; ama Internet kafelerin tarafını temsil edecek hiç kimseyi bulamıyoruz tabii. Aslında Internet kafelerin bir derneği olsa, o derneği Kurula alsak. Vakıf, Spam, DNS ile uzun süre gündemde olan, kurulun gündeminde olan konular. Kurulda tabii belli bir atalet var. Artı ve eksiye bakarsak, model bence doğru bir model; yani kamunun, özel sektörün ve sivil toplum örgütlerinin ağırlıklı olduğu, olabildiğince saydam çalışan bir kurul, o örgüt yapısı doğru bir model; ama bunun eksiği olan, birincisi siyasi irade. Kamunun denetimi yok, baskısı yok. Uzun dönem basında bazı arkadaşlarımızla, "Niye çalışmıyorsunuz?" değil de, "Niye şu adam yok" kavgası gündemde oldu. Şu anda da "Üst Kurul çalışmaz" görüşü var. "Üst Kurul şu konuyu niye yapmıyor, şu konuda niye bir raporunuz yok, ne diyorsunuz" şeklinde bir sıkıştırma hâlâ yok; yani Türkiye'nin böyle siyah ya da beyaz, bu iyidir ya da kötüdür meselesinin ötesine, sizin göreviniz şu niye yapmıyorsunuz" şeklinde eleştiri alışkanlığı yok. Daha detaylı meseleye bakan ve "şunları yapın, niye yapmıyorsunuz, niye yapamıyorsunuz" diye araştıran, soru soran bir denetleme mekanizmamız yok; bu tüm Türkiye için geçerli, tüm kamu için geçerli, ciddi eksikliğimiz o bütün orada; onun için 20 ülkeden masal projeler devam edebiliyor.
ETHEM DERMAN- Burada değinmemiz gereken bir şey var zannedersem. Adımız; Internet Üst Kurulu. Atilla Bey birkaç defa değindi; bu üst kurul lafı olunca, bizi Radyo Televizyon Üst Kurulu, Bankacılık Üst Kurulu, Türk Telekomünikasyon Üst Kurulu gibi kurullarla karıştırmayın; bağımsız bir kurul değil, tam tersine, hiçbir yetkisi olmayan, hiçbir yaptırımı olmayan, sadece Ulaştırma Bakanlığına bağlı bir danışma kurulu. "Böyle bir üst kuruldan ne bekliyorsunuz" diye sorulduğu zaman, "üst kurulsunuz, o halde şu yapılmadı" gibi, genellikle "nettaş"larımızda bir kavram var. Böyle bir yetkimizin, yaptırım gücümüzün olmadığı bilinmesi gerekir. Teşekkür ederim.
MUSTAFA AKGÜL- Şunu da ekleyelim: Herhangi bir bütçesi yok; yani biz İstanbul'daki bir üyemizi getirmek için uçak bileti gönderemiyoruz. Şimdi önce vakıftan bahsedelim.
ATTİLA ÖZGİT- Vakıfla ilgili olarak, "İnternet Vakfı kuruldu" diye aldığım bir belge var elimizde; 3 bakan, 1 milletvekili, 2 müsteşar artı, Bilişim Vakfı, Bilişim Derneği, TÜSİAD Başkanı gibi, 21 imzalı bir deklârasyon var. Bu, özel sektörü, sivil toplum örgütlerini, böyle bir vakfın kuruluculuğuna davet ediyor. Şunu okuyacağım size, kabaca vakfın amaçlarını söyleyecektir.
"Tek amacı, Türkiye Internet'ini büyütmek; tüm topluma yaymak ve bu yolla çağdaş dünyayla bütünleşmiş, bilim ve teknoloji üreten bir ülke olma çabalarına katı sağlamak olan Türkiye Internet Vakfı kurulmaktadır. Vakıf, Internet Üst Kurulunun öncülüğünde, ona paralel; ama ondan bağımsız, içinde kamu, özel sektör, sivil toplum örgütleri ve bireylerin olduğu, tamamen sivil bir yapılanma olarak öngörülmektedir. Mütevelli heyet modelini esas alan vakıf, kurumsal ve bireysel üyeler yoluyla, Türkiye Internet'inin nabzını tutmayı ve üyelerin katkılarıyla vardığını sürdürmeyi hedeflemektedir. Vakıf, öncelikle ulusal politikaların oluşması, stratejik ve taktik kararların alınması için gerekli altyapı çalışmalarını yapar, yaptırır ve bu çalışmalar için kaynak yaratır ve bir "think tank" misyonuyla hareket eder. Vakıf, İnternet'in gelişmesi ve bütün ülkeye yayılmasını sağlayacak pilot projeler üretir, destekler, hayata geçirilmesine katkıda bulunur. Gelişmeleri izleyen ve ölçen yıllık raporunu üretir, yeni projelere destek ve var olan çabaları takdir için ödüller verir. Toplumsal yaşam, ülke ekonomisi ve yönetimi boyutlarında verimliliğe, etkileşime saydamlaşmaya ve demokratikleşmeye yaptığı olumlu katkılar ve sunduğu olanaklar nedeniyle İnternet'in Türkiye'de hızla yaygınlaştırılması zamanı gelmiştir. Buradan hareketle İnternet ve temsil ettiği teknolojilerin ülkemiz için stratejik önemine inanan bizler, İnternet'in önemine inanmış, Türkiye İnternet'ine gönül vermiş kurumları ve bireyleriyle İnternet Vakfına kurcu üye olmaya ve Türkiye Internet'ine kalıcı katkı sağlamaya çağırıyoruz." Şeklinde özetlenen 21 imzalı bir davet yazısı var. Bunla birlikte çok yakın bir zamanda özel sektör, sivil toplum kuruluşlarına yollanıp, kurucu üyeler saptanacak, daha sonra vakıf kurulduktan sonra da bireysel ve kurumsal üyeliğe de devam edecek. Bugüne kadar gerek sivil toplum örgütleriyle, gerek özel sektörle yaptığımız görüşmelerde yıllık belli katkılarla ayakta duracak olan bu vakfa, öngördüğümüz özel sektör katkısı, sivil toplum örgütleri katkısı için öngördüğümüz rakamları üst üste koyduğumuzda öngördüğümüz rakamlar kadar yüksek olmayınca, belki çok önemli olmasa da rahatça gelebilecek ve Türkiye İnternet'ine fikir üretmek için yeterli hareket kabiliyetine sahip olacak bir finansal yapıyı da, vakfın kurabileceğini, aldığımız bilgiler doğrultusunda görebildik. Burada belki bu noktada bırakıp, gelecek sorularla geri kalan kısmını tamamlamakta yarar olabilir.
MUSTAFA AKGÜL- Şunu söyleyeyim: Internet'de, http://kurul.ubak.gov.tr/ adresinde, İnternet Kurulunun çalışmalarını, çeşitli dokümanları bulabilirsiniz; hangi üyeler var, çalışma ilkeleri nedir. Orada yine vakıf konusunda taslakları, meclis senedi ve görüşleri bulabilirsiniz. İnternet Üst Kurulu hakkında genel değerlendirme yapabileceğiniz bir sayfa var. DNS çalışma gurubu konusunda da ya da ilkeleri anlatan ve kamuoyunun görüşlerini belirten bir sayfa var. Kurul üyeleri atandı; fakat onları ilk toplantısını geçen Perşembe yaptı; fakat toplantıdan sonra İstanbul'a geldi için onu belirleyemedik, dönüşte onu güncelleyeceğiz. Vakıf konusunda görüşleri alalım, daha sonra DNS'e geçelim. Buyurun.
NEJAT AŞÇI (Ankara TESTAŞ Elektronik Sanayii)- Birey olarak neler yapılabilir; yani bu konuda bireylerden beklentileriniz nedir? Kurula üye olunması veya direkt olarak toplumdan bir beklentinizin olması gerektiğine inanıyorum.
MUSTAFA AKGÜL- Mesele, o beklentiyi kanalize edebilme meselesi. Şu anda vakıf için belki şu rakamları söyleyebiliriz: Kimden ne bekliyoruz, rakamsal şeyleri söylemekte yarar olabilir. Vakıf çalışmaya başlasın gönüllü desteklemesine hazırız zaten; ama şayet çalışacaksanız, bu alanda destek bekleyen, bunları kanalize edebilecek sivil toplum örgütleri var; Türkiye Bilişim Derneği var, Türkiye Bilişim Vakfı, Internet Teknolojileri Derneği var; bunların hepsi açık; yani vakıf olarak da biz Internet haftaları yapıyoruz şimdiye kadar ve orada herkesten destek bekliyoruz. Çalışacak insanlara hazırız, onlarda her halûklarda yararlanırız.
ATTİLA ÖZGİT- Ben buna 2 şey ekleyeyim isterseniz. Doğal olarak vakıf kurulduktan hemen sonra, ilgili planlamasını yapıp, ülke açısından en önemli konuları, gündemin en ön sıralarına alıp, gerekli örgütlenmeyi duyurarak ve katkı bekleyerek yapacaktır. Hatta ben kişisel olarak şuna inanıyorum ve vakıfta da bu modeli oluşturmamız lazım: Gönüllü destekler doğal olarak ülkenin genel iş temposuna da baktığımızda, bu sektördeki iş gücünün çok zor ölçülebilir şeyler olması gibi problemleri var. Örneğin, bu sektörde çalışan tüm arkadaşlarımızın 8 saat falan çalıştığını hiç kimse düşünmesin; herkesin çalışması muhtemelen ortalama 12 saat falan. Dolayısıyla, bu kadar temponun içerisinde gönüllü çabalarla bir şeyler yapmakta çok zor oluyor, dolayısıyla vakfın gelirlerinin yeterli olması ve her türlü alacağı katkıyı da belli bir profesyonel ilişki içinde almasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Mutlaka verilen katkıların bir kısmı gönüllüdür; ama bu ilişkinin de belli bir profesyonelliğe oturtulması lazım ki, verimli sonuçlara gidilebilsin. İkincisi; belki altı çizilecek önemli şeylerden biri, bakın Bilişim Vakfı, Bilişim Derneği, TÜSİAD, Internet Teknolojileri Derneği, Internet Servis Sağlayıcıları Derneği, Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği, özel sektörden bir şirket, TÜTED, -Mehmet beyin üyesi olduğu dernek- Türkiye Elektronik Sanayicileri Derneği, bu vakfın altına imza attıkları gibi, vakıf kurucu üyesi olacaklar. Dolayısıyla bu anlamda vakıf, ülkede önemli bir çatı çatacak ve bu sektörün hemen hemen tüm bileşenleri altında toplayabilecek
KADİR CANLI (Başbakanlık Basın Yayın Genel Müdürlüğü)- Internet Üst Kurulunun da, ilerde Radyo Televizyon Üst Kurulu gibi devlet bünyesi içerisinde birtakım yetkilerle donatılmış bir şekilde kurumsallaşması söz konusu mu? Teşekkür ederim.
MUSTAFA AKGÜL- Bizim gördüğümüz kadarıyla hayır. Internet'te ufak-tefek sansür eğilimleri var; ama özellikler böyle bir eğilim görmedik. "Üst" adını da ilk fırsatta kaldıracağız; biz Kurul olarak ilke kararı aldık, bir yeniden yapılanma söz konusu. Benim gönlümde; Türkiye Internet Kurulu ya da Türkiye Internet Kurumu yatıyor; ama şu anda Internet Kurulu haline döndüreceğiz.
ATTİLA ÖZGİT- Ben yanıt vermeye çalışayım. Şu anda ve adından üst sözcüğü çıkartılmış haliyle Internet Üst Kurulu yasal çerçeveye de oturduktan sonra, üyelerine bakacak olursanız, herhangi bir şekilde devlet hiyerarşisi içinde, bürokratik yapıda bir amir-memur ilişkisi taşımıyor. Orada sivil toplum örgütlerinin bireyleri var ve bu bireylerin, devletin yukardan aşağıya "bu böyle yapıla" gibi söyleyebileceği birtakım şeylere uymak zorunda değil ve yaklaşık 30 kişilik bir kurul. 30 kişinin bulunduğu bir yerde, hele hele devlete doğrudan hiçbir organik bağı olmayan bir kurumsal ve kişisel üyeliklerin olduğu bir topluluğun 30'unun da, Türkiye'nin istemediği şeyleri yapmasını her şeyden önce pratik olarak mümkün görmüyorum.
MUSTAFA AKGÜL- Biz, misyonumuzu Internet'in önünü açmak olarak görüyoruz; onun için bize teklif edemezler en azından. Buyurun.
MÜKERREM EKMEN (Türk Telekom Basın Müşavirliği)- Biraz önce vakıf deklarasyonunu açıkladınız, kuruluş amaçlarını açıkladınız. Biraz Internet Üst Kurulunun yapması gerekenlermiş gibi geldi bana. Acaba vakıf kurarak, ekonomik ve diğer açılardan bir hareket serbestisi mi sağlamaya çalışıyorsunuz?
MUSTAFA AKGÜL- Amaçlarda, zaten paralel amaçlar güttüğünü söyledik; tespitiniz doğru; yani kurulu bu amaçlarla kurduk; ama vakıf kuruldan bağımsız olacak. İlerde kurula RTÜK benzeri bir görev vermeye çalışanlar olursa bile, vakıf bağımsızlığını devam ettirecek, vakıf bir sivil toplum örgütü, bir sivil girişim.
ATTİLA ÖZGİT- Artı finansal serbestlik ve devlet, bütçe gibi, o kalıpların içinde hareket etmek yerine, daha dinamik, hareket kabiliyeti daha yüksek bir örgütlenme amaçlardan birisi.
MUSTAFA AKGÜL- Şu anda Internet Üst Kurulu olarak bir şey yaptığımız zaman, cambazlık yapmış durumundayız.
HAYRİYE ELİBOL (NETAŞ)- Şimdiye kadar yaptığınız toplantılar sonucunda, aldığınız tavsiye kararları oldu mu, bunlardan Bakanlık veya başkaları tarafından uygulananlar oldu mu?
MUSTAFA AKGÜL- Bazı şeyler oldu; ama yavaş oldu. Örneğin ilk toplantılarda TUR-NET'in hemen bitmesini önerdik; "ikna ettik" derken yönetim değişti; bur 6-8'da attı. İşletime yönelik eleştirilerimiz o kadar çok oldu ki, yıldırım bülten yazıp, yayınlamadık; ama sürekli problem üzerinde durduk. Uygulamaya konulan çok az sayıda olabilir; yanı geçmiş olarak TUR-NET'in iptali, fiyatların düşmesi vs. gibi bir sürü şey oldu; ama yapmak istediklerimize oranla çok az olduğu için, onları, o kadar da öne çıkarmadık.
ERKAN ÖZKAN (Uludağ Üniversitesi)- Şimdi efendim, bu vakıflardaki üniversitelerin rolü ne olacak; üniversiteler, üniversite olarak mı vakfa üye olabilecekler, yoksa üniversitelerdeki kişisellik mi önemli olacak. İkincisi; üniversiteler yurt çapında vakıf şubelikleri yapabilirler mi, üniversitelerde vakfın bir şubesi kurulabilir mi ya da üniversitelerde değilse, yine değişik bölgelerde vakfın bir şubesi olabilecek mi, böyle bir düşünce var mı, yoksa sadece Ankara'dan mı, merkezden mi yönetilecek? Teşekkür ederim.
MUSTAFA AKGÜL- Şu anda düşündüğümüz vakıf zaten merkezden yönetilecek de, vakfın gönüllü birimleri başka yerlerde olabilir tabii. Üniversitelerin üyeliği meselesine gelince, kişiler tek tek üye olabilirler, üniversiteler kurum olarak üye olabilirler, ikisinin ücreti başka.
ERKAN ÖZKAN- Peki Hocam, ücret miktarları konusunda bir belirginlik var mı?
MUSTAFA AKGÜL- Var, onları okuyayım. Özel sektör firmaları için katılım payı 10 000, yıllık ödenti 2 000 dolar, -bunlar dolar olarak- kamu kuruluşları için giriş 3 000, yıllık 1 000 dolar istiyoruz, sivil toplum örgütleri için yıllık 1 000 dolar, yıllık 500 dolar istiyoruz. Bireyler için giriş 1000 dolar, yıllık 100 dolar istiyoruz.
ERKAN ÖZKAN- Teşekkür ederim efendim.
MUSTAFA AKGÜL- Başka bir görüş ya da soru yoksa, DNS'e geçelim. En son değerlendirmenizi yine yapabilirsiniz.
CEMAL ERGEL- Dünyada Internet'in gelişimine baktığımız zaman, birtakım şeyler eğitim kurumlarında ya da belki sizin yapılanmalarınıza paralel olarak birtakım dernekler altında başlamış. Bu dünyadaki DNS tahsisleri, IP Registration otoriteleri falan hep böyle başlayıp, daha sonra yavaş yavaş özelleştirilmeye ve özel sektöre verilmeye başlanmış. Türkiye'de bir gelişim çarpıklığı seziyorum ben; yani birtakım şeyleri, birtakım kurumlara rağmen yapıp, daha sonra bunları organize edecek dernekleri kurmaya çalışıyoruz gibi geliyor bana. Doğru olduğunu düşünüyorum; bu sadece kişisel görüşüm. Bu anlamda, yine kişisel bir öneri olarak şöyle bir şey ortaya konulabilir: Bu derneğin gelir kaynaklarından bir tanesi, "Internet üzerinde birtakım genel amaçlı hizmetler yapabiliyor olabilir mi?" diye düşünüyorum; yani şu an DNS otoritesi olabilir misiniz ya da birtakım şeyleri bu anlamda organize edecek kurum haline gelebilir mi Internet Kurulu ya da Vakfı?
MUSTAFA AKGÜL- Internet Vakfı, Atilla'nın okuduğu metindeki haliyle think-tank döngüsünde çalışmayı düşünüyor. İşletime şu aşamada herhangi bir şekilde bulaşmayı düşünmüyoruz, ilerde ihtiyaç olursa ayrı mesele; ama onları yapacak özel sektörde çok yer var. Pilot projelere destek vereceğiz, birtakım şeyler başlatacağız; ama asıl olarak fikir üretecek, doküman üretecek, ülkenin gündemini tutacak, meselenin tartışılmasını sağlayacak bir kurum olarak düşünüyoruz. Eğitim hizmetleri vs. yapacak; ama bizim birincil görevimiz o olacak; çünkü o konuda çok az şey var Türkiye'de. Çok güçlenirsek, başka şeylere talip olur muyuz bilmiyorum; yani toplum bizden ister mi? Bence birincil görev entelektüel liderlik; yani Türkiye'de bu işlerin tartışılmasını, bilgiye ve belgeye dayalı tartışılmasını sağlamak bence birincil görev. Türkiye'de sorumlu mevkide insanları Internet konusunda konuşturuyorsunuz, "Internet iyidir"in ötesinde bir şey demiyorlar. "Ne yapılması gerekir"i sürekli tartışmaya çalışıyoruz. Kamuda, temel olabilecek, doküman üretecek bir birim yok; onu sivil kuruluşlar olarak biz yapacağız; bunu birincil görev olarak düşünüyoruz.
CEMAL ENGEL- İçerikle ilgili herhangi bir şikâyette muhatap tercihi siz misiniz; yani etik olarak Internet'teki yapılabilecek herhangi bir haksız müdahalede, saldırıda içerik olarak şikâyet mercii size başvurduğunda, başta söylediğiniz, herhangi bir yaptırım söz konusu değil; fakat tavsiye niteliğinde veya bilirkişi niteliğinde herhangi bir sonuca ulaşabilecek misiniz, yoksa bunu direkt işleme almaz mısınız?
MUSTAFA AKGÜL- İşleme alırız; ama ne yapabiliriz, ayrı hikâye; yani gönüllü olarak destek vermeye çalışırız, bilirkişi olarak görevimizi yapmaya çalışırız; ama herhangi bir yaptırım gücümüz yok, kapasitemiz; yani insan gücümüz, olanaklarınız sınırlı; ama elimizden gelen desteği veririz.
OĞUZ DUMAN - Kurul üyelerinin, Internet Üst Kurulunun yetkilendirilmiş olduğunu görüyor musunuz?
MUSTAFA AKGÜL- Hiç görmüyoruz, öyle bir talebimiz de yok. Burada önemli olan, Türkiye'de eksik olan bir kurulun yetkileri değil; bence eksik olana, siyasal irade; yani şu yapıda, diyelim ki, Kurul Bakanlık bile olsa, Türk Telekom'a "Şunu, şöyle yap" diyebilir mi -Karşınızda bir şirket var- ya da gidip bir başka bakanlığa "şunu yap" diyebilir misiniz? İkna edeceksiniz, toplumsal baskıyla yapabileceksiniz; yani bir bakanlık olsa, bir başka bakanlığa bir şey yaptıramaz. Toplumsal baskı ve siyasal irade önemli. Bize yetki verseler de çok fazla bir şey yapamayız; yani sadece o yetkiye dayanarak bir şey yapamayız; başka baskılar gerekir, toplumsal bilinç gerekir, siyasal sahiplenme gerekir, şu anda o yok. Yarın öğleden sonra, "siyasal partilerin Internet'e bakışı" var; orada ne durumda olduğumuzu göreceksiniz; yani bilinç düzeyini yükseltmek görev bence.
BAKİ GÜNAY (Star)- Siz de biliyorsunuz; Başbakanlık ihbar sitesi var. Internet Üst Kurulunun böyle bir faaliyet var mı veya buna destek veriyor mu, vermiyor mu. bunu öğrenebilir miyim?
MUSTAFA AKGÜL- İhbar sitesinin ne işe yaradığı konusunda benim hiçbir fikrim yok. Bir işe yaraması için de düşünülmemiştir. O bir ses bombası etkinliğidir; bence içe yönelik bir etkinliktir; yurtdışındaki ihbar sitelerinde zaten yapabilecekleriniz çok sınırlıdır. Bizim öyle bir niyetimiz yok; yani bizim asıl görevimiz, daha doğrusu yapmaya çalıştığımız Internet'in önünü açmak. Bunlar bence marjinal konular, biz, ana konularda bir şey yapamamanın sıkıntısını içindeyiz; marjinal konularla o kadar uğraşmak zihniyetinde değiliz; yani bunların tartışılması gerekiyor; ama oranı çok düşük şeyler. Türkiye'nin birinci önceliği, Internet'i gündeme koyup, ciddi yatırım yapılması, altyapıda, insan gücünde, planlamada; kamuda Internet'in ufak-tefek zararlarının ya da marjinal konuların bu kadar öne çıkartılmasını doğru bulmuyorum.
ERKAN ÖZKAN- Hocam, Internet'le ilgili bütün çalışmalar, kurul olarak veya vakıf olarak duyurularımızı yine Internet'le yapıyoruz., bu tabii ki doğal bir şey ama...
MUSTAFA AKGÜL- Hayır; her şeyi Internet'le yapmıyoruz; bir sürü fakslar gönderiyoruz, mektuplar gönderiyoruz.
ERKAN ÖZKAN (Devamla)- Bunun dışında basını daha basını biraz daha etkin kullanmayı düşünüyorum. Örneğin, bütün Internet seminerlerinde, toplantılarında şunu savunuyoruz, diyoruz ki: "Sanayii devriminin yerini bilgi toplumu, bilgi çağı aldı" diyoruz; ama bilgiyle ilgili herhangi bir seminer, toplantıda, işte burası bile, daha önceki seminerlerimizde de gördük; basının ilgisi, acaba bir yemek veremediğimiz için mi, TÜSİAD gibi mi olmamız gerekir ki basın gelsin, gazetelerde yer alalım, televizyonlarda çıkalım. Biraz daha bu yönü ağırlıklı kullanıp, biraz daha faaliyetlerimizi, icraatlarımızı duyurmamız olanaklı mıdır, mümkün müdür veya gerekli midir, ne düşünüyorsunuz? Teşekkür ederim.
MUSTAFA AKGÜL- Bu bir öğrenme sürecidir. Burada, aramızda basından birçok arkadaşlar var, onlarda bize yardım etmek için çalışıyor. Bu süreçte, daha koordineli çalışarak, zamanla olacak şey; yani o arkadaşlar karar vermiyorlar ana sayfaya ne gireceğini ya da ilk habere karar veren başka biri; yani ölçüleri bilerek hayal edelim.
ATİLLA ÖZGİT- Bir de ben şöyle yanıt vermeye çalışayım. Türkiye'nin çok köklü kültürel dokusuna ilişkin birtakım sorunlardan çok, kurulun işlevlerine ilişkin şeyleri konuşsak daha iyi olacağını düşünüyorum; çünkü bu tür tartışmalar doğası gereği, istenmeyen noktalara gidecek şeyler.
MUSTAFA AKGÜL- Kurul hakkında konuşacaksanız önce DNS'i konuşalım, sonra kurula dönelim.
MÜJGAN .............- Efendim, benim soracağım aslında kurul hakkında değil; özür dileyerek bir şey sormak istiyorum. Dünyadaki gelişmeler paralelinde; daha doğrusu dünyadaki gelişmeleri bilmiyorum, o yüzden de sizden öğrenmek istiyorum. Internet'in gelişimi genellikle serbestiye bağlanıyor; dolayısıyla, Türkiye'de Internet'in önüne bu kadar kurumsal yapı çıkarmak doğru mu acaba?
MUSTAFA AKGÜL- Hiçbir kurumsal yapı yok ki ortalıkta, neyi çıkarmaktan bahsediyorsunuz anlayamadım.
MÜJGAN ............. (Devamla)- "Yeni kurumsal yapılar, çok sayıda yeni kurumsal yapılar oluşturalım" deniliyor. Bu kurumsal yapıların oluşturulması acaba gelişimini destekleyecek mi, yoksa serbestliği önleyecek mi?
MUSTAFA AKGÜL- Amerika'ya bakın. Amerika'da kaç tane vakıf benzeri etkinlik var? İşte Internet konusu da böyle Amerika'da; yıllık dünya raporu yayınlıyor, ben geçenlerde duyurdum. Internet, telekomünikasyon vs. alanında çalışan kaç tane faundation var, Internet society var, ayrıca Internet'in birtakım teknik örgütlenmeleri var; yani Internet'in her şeyinden sorumlu bir yerden bahsetmiyoruz; bir sivil girişimden bahsediyoruz.
ATİLLA ÖTGİT- Bunun altının çok önemle çizilmesi lâzım; bu bir sivil girişim ve bu sivil girişim, toplumun özellikle Internet'i ilgilendiren kesimlerinin sinerjisini oluşturmaya çalışıyor; yani eğer bir devlet yapısı içinde örgütlenmenin yönergelerini yazmış olsaydık, bu sorunuzda çok haklı olacaktınız, ben de böyle bir şeyi kişisel olarak savunmayacaktım; ama yapılan tümüyle sivil bir girişim ve sinerji yaratarak, o sinerjiyle devlet yapısının Türkiye'deki uygulamasının eksiklerine bir baskı oluşturmak ve onun doğru çalışmasın sağlamak yönünde zorlayıcı bir sivil toplum yapısı.
MÜJGAN .............- Ben, aslında Attila Beyin dediklerini demek istiyordum. Kurumsal yapılanma serbestliği ya da özerkliği engellemez. Bu tür bir yapı yapılanma eğer devlette olsaydı, gerçekten bu serbestlik "tehlikeye girer" diye düşer diyebilirdik; yani pazarın serbest olması, özel şirketlerin varlığını yok etmiyor; yani onlarla özel pazar serbest oluyor, onlar da bir kurumsal yapılanmadır. Dolayısıyla sivil toplum örgütlerini de, böylesi bir kurumsal yapı olarak düşünülmeli. "Bu yapılanma devlette olsaydı, bu serbestliği engelleyebilirdi!" diye düşünüyorum. Teşekkür ederim.
MUSTAFA AKGÜL- Teşekkür ederim. "DNS'e geçelim, sonra diğer soruları alalım" diyorum.
HÜLYA PEKŞİRİN (DNS Çalışma Gurubu Üyesi ve Sekreteri)- Ben size, DNS Çalışma Grubu Üyesi ve Sekreteri olarak grubumuzla ilgili birtakım bilgiler vermek istiyorum. Bildiğiniz üzere DNS Çalışma Gurubu Internet Üst Kulu tarafından ana işlevi Türkiye'deki alan adları konusunda politikaların, işleyiş mekanizmalarının belirlenmesi, izlenmesi, alan adları üzerindeki uyuşmazlıkların çözümüyle ilgili olarak ilke ve mekanizma önerilerinin oluşturulması, bu önerilerin alan adı yönetimine; yani ülkemizde ODTÜ'ye iletilmesi ve uygulamadaki koordinasyonun sağlanması için kurulmuş bir çalışma gurubu bizim gurubumuz. Amacımız yukarıdaki söylediklerimden anlaşılacağı üzere, Türkiye'deki alan adlarının sağlıklı gelişimi için temel önerileri oluşturmak, bu önerileri alan adı yönetimine ileterek uygulanmalarını sağlamaktır. Bu amaçla belirlenmiş görevlerimiz var. Bunlar ise, Internet alan adlarının hiyerarşik yapılanma kurallarının, üst sayı alan adlarının; COM TR, NET TR, GEN TR, gibi, üst düzey alan adlarının kayıt koşullarının belirlenmesi ve bunun için, belirlenmesi için görüş ve öneriler oluşturmak. Bu görüş ve önerileri oluştururken de , kamuoyunun eğilimlerinin belirlenmesine çalışmak. Türkiye'de alan adı sisteminin gelişim ve işleyişinin değerlendirilmesi amacıyla, uluslararası DNS yönetimlerinden ve Türkiye'deki alan adı yönetiminden veri toplamak ve bu verileri yayınlamak ve ayrıca Türkiye'deki Internet kullanıcılarının görüş ve önerilerini toplayarak değerlendirmek. Ayrıca, Türkiye'deki alan adı sisteminin sağlıklı gelişmesi ve işletilmesi amacıyla, alan adı kayıtları ve kayıt mekanizmaları konusunda Türkiye Alan Adı Yönetimine, işletim konusunda ise, ilgili DNS server işleticisi kuruluşlara, hizmetin nitel ve nicel özellikleriyle ilgili önerilerde bulunmak. Belirli bir alan adı konusunda uyuşmazlık içinde olan tarafları uygun çözümlerle uzlaştırabilmek için gerekli olabilecek mekanizmaları oluşturmak ve tabii bunları yaparken, tüm dünyadaki gelişmeleri izlemek, konuyla ilgili seminer, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek, düzenlenmesine katkıda bulunmak da görevlerimiz arasında.
Peki, biz, DNS Çalışma Gurubu olarak kimlerden oluşuyoruz, yapımız nasıl? Çeşitli kuruluşların temsilcilerinden oluşturulduk. Bu kurum ver kuruluşlar şu şekilde belirlenmiştir: Internet servis içerik sağlayıcılar 2 üye, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Patent Enstitüsü, Türkiye Bilişim Derneği, ULAK-BİM, üniversiteler, Türkiye Alan Adı Yönetimi, Internet Üst Kurulu ve Ulaştırma Bakanlığından 1 üye olmak üzere, toplam 11 üyeden oluşmaktayız. Bugüne kadar Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği dışında tüm kurum ve kuruluşlar temsilcilerini belirlemişlerdir. İlk toplantımızı 2 Kasım 2000 tarihinde yaptık ve çalışmalarımıza başladık.
Çalışma şeklimiz nasıl olacak? Konusunda biraz bilgi vermek istiyorum. Prensip olarak Çalışma Grubu, Çalışma Gurubu Sekreterinin çağrısı üzerine yılda en az 6 kez toplanacaktı; fakat 2 Kasımda yaptığımız toplantıda, ODTÜ'de gelen talep üzerine, son derece acil olarak çözüme kavuşturulması gereken çok sayıda konu olduğunun belirtilmesi üzerine, 2002 Nisan ayına kadar ayda 2 kez toplantı yapılmasına karar verildi. Bu toplantıların dışında; belirlenmiş toplantıların dışında, Internet Üst Kurulunun talebi üzerine ya da Çalışma Gurubu üyelerinin üçte birinin yazılı talebi ile, ek gündemle toplantı yapılabilmesi söz konusu. Çalışmalarımız sırasında alacağımız kararların toplantıya katılan üyelerin oybirliği ile alınması gerekiyor. Eğer bu oybirliğinin sağlanamaması durumunda, bir sonraki toplantıda, toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğuyla karar almamız söz konusu olacak. Çalışma Gurubumuz olarak şeffaflık ilkesini benimsedik. Bu nedenle de toplantı sonuçları, hangi üyenin, hangi konuda hangi oyu verdiği de dahil olmak üzere, Internet teknolojileri kullanılarak kamuoyu bilgilendirilecek. Çalışma gurubu kamuoyunun bilgilendirilmesi ve sekreteryası arasında ilişkiler de Internet teknolojisi kullanılarak yapılacak. Çalışma Gurubumuzun üyeleri şimdilik bu kadar; ama artırılması söz konusu olabilir. Bu nasıl olur? Internet Üst Kurulu üyelerinin önerisi üzerine ve Üst Kurulun oy çokluğuyla alınacağı kararla bu söz konusu olabiliyor. Peki bu üyeler sabit mi? Değil. Eğer üyeler üst üste 2 kez toplantıya katılmazlarsa ya da kendilerine verilen görevleri yerine getirmemeleri durumunda, Internet Üst Kurulunca, Çalışma Gurubundan çıkarılmaları söz konusu olabiliyor. Son olarak ise, Çalışma Gurubu üyelerine herhangi bir ücret ödenmiyor, bunu da belirtmek istiyorum.
Peki, biz bu toplantıda ne yaptık? "İlk toplantımızı yaptık" demiştim. Çalışma Gurubu Sekreterinin seçilmesinden sonra, yapılacak toplantılara tüm üyelerimizin ön hazırlık yaparak gelmelerini ilke kararı olarak kabul ettik. Internet kamuoyunun konuyla ilgili görüşlerinin, eğilimlerinin belirlenmesi amacıyla, yine Internet teknolojileri kullanarak kamuoyu yoklamasının düzenlenmesine karar verildi. Gurubun yapacağı çalışmalarda ve alacağı kararlarda kullanılmak üzere doküman toplanılması ve yine daha önce belirttiğim gibi ODTÜ'nün talebi üzerine toplantıların daha sıklıkla yapılmasına karar verildi. Bunların dışında bir kararımız daha var; bu da, Internet'in kişisel baza indirilerek yaygınlaştırılması amacıyla Nom.tr'ın kullanıcılar için daha cazip hale getirilmesi ve yaygın bir şekilde kullanılmasının sağlanmasını karara bağladık. Şimdilik bu kadar.
MUSTAFA AKGÜL- Teşekkür ederim. Şu anda bir tanesinin dışında isimler belli; servis sağlayıcılardan Ertem Kocaelli ve İzzet Mumcu, Barolar Birliğinden Hülya Pekşirin, Türk Patent Ofisinden Mustafa Dalkıran aramızda, Türkiye Bilişim Derneğinden Murat Aşkar, Ulakbim'dan Yücel Güven, YÖK adına Ethem Derman, Internet Üst Kurulu adına ben, Ulaştırma Bakanlığı ve kamu adına da Abdullah Körnes. TOBB temsilcisi dışında hepsini biliyoruz. Buyurun.
SALONDAN- Odalar Birliğinin temsilcisi Ulaştırma Bakanlığına bildirilmiştir; fakat Odalar Birliği bu konuda gerekli ilgiyi görmemiştir. Burada bir yanlışlık var; bundan çok önce bildirildi.
MUSTAFA AKGÜL- Takip ederiz. O yazının bir kopyasını tekrar gönderebilirseniz, en kestirmesi odur. Sonra konuşalım; bundan sonraki toplantıya daha hızlı gelmenizi sağlayalım.
Şunun altını tekrar çizmekte belki yarar var: Biz, kamuoyu eğilimlerini belirleme konusunda bir anket yapacağız ve DNS Çalışma Gurubu dünyadaki eğilimleri vs. inceleyecek; ama Türk Kamuoyunun ne dediğine çok dikkatle bakacak.
YÜKSEL SANAST (FORS-NET)- Hocam, DNS Çalışma Gurubu, ODTÜ'nün şu anki Internet Alan İsimleri Yönetmeliği veya kurallarında belirttiği değerlendirme kurulu mu olacak; çünkü özellikle GEN.TR domaınlerinde bazı taleplerimiz GEN.TR Yönetmeliğinde yazılmasına rağmen aylarca uzatılıyor ve ODTÜ, "bir değerlendirme kuruluna sunulduğunu, oradan cevap beklenildiğini" söylüyor. Bugüne kadar bilmiyorduk; ama şu anki konuşma çerçevesinde anladığımız kadarıyla bu DNS Çalışma Gurubu bu değerlendirme kurulu misyonunu veya görevini yerine getirecek. Doğru mu anlıyoruz?
ATTİLA ÖZGİT- Evet. Yalnız şunu söyleyeyim: Biz, "kritik" olarak değerlendirdiğimiz ve tek başımıza karar vererek yanlış yapma endişesinden dolayı beklettiklerimizi Üst Kurula aktarıyoruz; ama kendi içimizde de, birden fazla seviyede değerlendirme mekanizmaları var; ama en sonunda, bizim içimizdeki tüm süzgeçten geçtikten sonra, bu ismin verilmesinde şöyle ya da böyle potansiyel bir sorun var, dolayısıyla biz bunu Internet Üst Kurulunun Çalışma Gurubunda karara bağlayalım diyerek beklettiklerimiz var, muhtemelen sizinki de bunun içinde.
MUSTAFA AKGÜL- Kurul esas olarak hem alan isimlerinin yeniden yapılanmasını; yani yeni üst düzey yapılanma, hiyerarşik yapılanması, mevcut kuralların gerekirse kamuoyunun görüşleriyle gözden geçirilmesi, işletime yönelik performans kriterlerinin değerlendirilmesi ve uyuşmazlıklar için de ya kendisi üstlenecek ya da bir mekanizma kurulması üzerinde kafa yoracak. Internet Üst Kurulu her ne kadar istendiği kadar başarılı değilse de, Türkiye Internet'inin her sorununa eğilmeyi kendine bir ilke olarak görev edinmiş durumda.
BURAK DAYIOĞLU- Soru şu: Üst Kurul Bakanlığa danışmanlık hizmeti veriyor. Peki, DNS Grubunun, ODTÜ DNS Birimiyle ilişkisi nedir? Orada da bir danışman konumunda mı, yoksa doğrudan regüle edici bir sıfatı, konumu var mı? Teşekkür ederim.
ATTİLA ÖZGİT- Internet Üst Kurulunda yapılan görüşmelerde, doğrudan yaptırım gücü olmaması ve sadece bir danışma işlevi görmesi öngörüldü, hatta bizim hazırladığımız 1. versiyon taslak, bir anlamda Internet Üst Kurulu tarafından ret edildi. Biz, yaptırım gücü olması teklifini götürdük, Kurul, "Hayır, bu böyle olmasın, danışman statüsünde olsun, ODTÜ'ne yaptırım uygulamasın" dedi; ancak ODTÜ Yönetimi olarak ben şunu söyleyebilirim: Internet Üst Kurulunun Çalışma Gurubu her ne kadar bize danışmanlık statüsünde bir işlev sağlıyorsa da, oradan çıkan kararları ODTÜ olarak hiç tartışmasız yaptırım olarak kabul ederek uygulayacağız.
SALONDAN- Hepimizin bildiği gibi ODTÜ bir eğitim kurumu ve daha önceki kimi toplantılarda ve birtakım Internet üzerinden yapılan tartışmalarda birkaç kere sorulmuş soru var. ODTÜ, alan hatlarından elde ettiği geliri bir şekilde şeffaflaştırabilecek mi ya da tekrar Internet'e mi yatırılıyor ya da döner sermayesine katıp, öğrencilerine yurt mu yapılıyor? Bu kimi zaman sorulabiliyor.
Bunun dışında uluslararası alan hatlarıyla alakalı kimi gelişmelere de gebeyiz; yani belirli bir periyotta, belki de çok yakın zamanda takip etmedim; ama şu anda bile mümkün olabilir. Nokta TR yerine, Türkiye'yi çağrıştırabilecek başka birtakım hays level zonlar tanımlama imkânı doğabilecek bundan sonra dünya üzerinde ya da bilirli bir periyottan sonra doğabilecek; TR yerine Nokta TÜRK alınabilir mesela ya da herhangi başka bir şey alınabilir. Dolayısıyla, otomatik olarak birtakım tekel kavramları Türkiye'nin dışından gelen birtakım müdahaleler yıkılmış olabilecek. Bu durumda DNS Üst Kurulu kendini nasıl bir duruma getirmeyi amaçlıyor; yani kurumlar üstü bir danışma kurulu mu olacak, yoksa şu andaki gibi, direkt sadece ODTÜ'ne danışmanlık yapan, önerilerde bulunan ya da belki de ODTÜ'nün tek taraflı olarak "Ben bu kurulun bütün dediklerini yapacağım" diye bir kabulü olabilir; bunu da bilmiyoruz şu anda. "Yaptırım gücümüz olmayacak" diyorsunuz; ama örneğin ODTÜ çıkıp, "DNS Üst Kulunun verdiği bütün kararlara uyacağım" diye bir centilmenlik anlaşması da yapabilir; ama bunun dışında, ODTÜ'nün dışında da Türkiye'de belirli periyotlarla kurumlar oluşabilir.
ATTİLA ÖZGİT- Ben birinci soruyu yanıtlayayım isterseniz. Orta Doğu Teknik Üniversitesinin DNS gelirlerine ilişkin olarak bütün mali etkileşimi, Maliye Bakanlığının denetimindeki döner sermaye işletmesinin altındadır, dolayısıyla, o anlamda şeffaflığı, orada sağlanmaktadır. Büyüklükler konusunda şu anda ayrıntı seviyede fikir vermem mümkün değil; ama şunun hesabını kolayca yapmak mümkün: Türkiye'de 25 bin abone var, bunların her birinin yıllık ödemesi gereken 30 dolar ücret var. Bu, basit bir aritmetikle, 30x25 000'den, 750 bin dolarlık bir bakım geliriyle, her yıl ilk yeni gelen isimlerden alınan ki; o da 5 bin kadardır; 5 000x50 dolarlık bir geliri var, bu da kabaca 1 milyon dolar seviyesinde. Bu paralar; yani bunu özellikle söylüyorum; bu artı, eksi değişiyor olabilir, bu basit aritmetiği herkes yapabilir. Bu paralar Döner Sermayeye giriyor ve üniversitenin bilgisayarlaşma, enformatik hizmetlerinde kullanılmak üzere ve DNS'in tabii ki kendi işlevlerini iyileştirmek üzere kullanılıyor; ama o paralarla öğrencilere yurt yapılması söz konusu değil. Bu, ODTÜ'nün bilgisayar ve enformatik altyapısıyla, gerekli olan DNS'in kendi işlevlerini iyileştirmeye yönelik olarak harcanıyor. İkinci soru için, zaten Kurulun politikalar ve mekanizmalar konusunda alacağı kararları her ne kadar danışmanlık da olsa, biz Türkiye Internet'ini temsil eden bir çalışma gurubu, onun nabzını tutan bir çalışma gurubu olarak gördüğümüz için, Türkiye Internet kamuoyunun isteklerini bize yansıtacağı için, doğrudan yaptırım kategorisinde kabul ediyoruz. Ben bunu, yaklaşık 8 ay önce BRT Haber'de verdiğim bir demeçte de aynen şöyle söylemiştim: Biz, Türkiye Internet kamuoyunun tersine herhangi bir uygulamayı yapma gibi bir keyfiyetimiz yok; ortada olmayan birtakım kuralları koyduk. Eğer kamuoyunun bu konudaki kuralların tam tersini düşündüğünü görürsek de, onu gördüğümüz andan itibaren hiç gecikmeden anında uygularız; yani örneğin kamuoyu ağırlıklı olarak bir şekilde "jenerik isimler ne biçim saçmalıktır" derse ve Çalışma Gurubumuz da, "Evet, kamuoyunun beklentisi jenerik isimlerin kaldırılmasıdır" dediği günün ertesi gününden itibaren bunu yaparız, bu her konu için böyle. Onun ötesinde, dünya çapında olabilecek gelişmeler için spekülasyon yapmak pek mümkün değil. Dediğiniz doğru; eğer ICANN, -şu anda bütün Internet'in bu alandaki sorumlusu olarak gözüküyor- "Ben en üst seviyede "Nokta Türk" açarım, ayrıca ben bunu istediğime de veririm" dediği takdirde, zaten ne Çalışma Gurubunun, ne de Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin buna söyleyebilecek bir şeyi de olmayabilir, dolayısıyla onlar tamamen hipotetetik, "ancak ortaya çıktığı ve gerçekleştiği gün üzerinde yorum yapılabilir" diye düşünüyorum.
SALONDAN- Bu anlamda anlamamız gereken şey şu budur: O zaman yeni Üst Kurul sadece ODTÜ'ye danışmanlık ya da yaptırımı olacak kararlar alan bur Kurul mu? Sonuçta Internet Kurumundan bahsediyorsak, Türkiye Internet'iyle alakalı bir şey haline gelebilir.
MUSTAFA AKGÜL- DNS Çalışma Gurubunun çalışma alanı; alan adlarıdır. O konuda fikir üretmek; yani ICANN'la yazışabilir; ama o ayrı bir mekanizma ve her soruna sahip çıkabilir.
SALONDAN- Burada potansiyel bir soru şu olabilir: Türkiye dışından bir ülkeden; kel alaka bir ülkeden, kel alaka bir vatandaş, Türkiye'yle alakalı ...
MUSTAFA AKGÜL- O ihtilaf, o kadar kolay değil. O işler o kadar kolay değil; yani Avrupa EU'yu almak için aylarlardır uğraşıyor; daha o mekanizmalar kurulmadı.
HÜLYA PEKŞİRİN- Ben, bir de şunun altını çizmek istiyorum: Dikkat ederseniz çalışma ilkelerimiz, görevlerimiz, işleyişimiz derken, hep "Türkiye alan adı yönetimi" dedik; yani şu anki fiili durum; ODTÜ yaptığı için, bu ODTÜ'dür bu. Eğer birkaç kurum daha yapabiliyorsa; yani alabiliyorsa, bunun değerlendirmesi ayrıca yapılacaktır.
MUSTAFA AKGÜL- Herhangi bir konuda görüş belirtmek isteyen var mı?
SALONDAN- Hocam bir şey belirtmek istiyorum. Burada ODTÜ DNS Gurubuyla, bizim Internet DNS Gurubu arasında ilerde bir yetki çatışması ya da böyle bir şey olabilir mi; "Senin görevindi, benim görevimdi" gibilerden böyle bir şey gündeme gelebilir mi?
MUSTAFA AKGÜL- İlerisini, ilerde düşünelim. Şu andaki sorunların çözümünü başarabilelim, bence yeter. Herkese teşekkür ederim.
-----0-----