|
TÜRKİYE'DE YAŞAM KALİTESİ VE İNTERNET
Yazan: Tunç Ali Kütükçüoğlu (6 Kasım 2000) Giriş
Teknoloji, temelde hayat kalitesini yükseltmek için kullanılır. Ancak aşağıda da değindiğim gibi, bir teknoloji, bir toplumun hayat kalitesini yükseltirken başka bir toplumun hayat kalitesini düşürebilir. "İnterneti geliştirmek" diye bir hedef anlamlı değildir, "interneti toplumumuzun hayat kalitesini yükseltecek yönde geliştirmek" diye bir hedef anlamlıdır. Yazımın ilk bölümlerinde hayat kalitesi kavramına ve kriterlerine açıklık getirmeye çalıştım. Sonraki bölümde, hayat kalitesinin yükselmesi için kaynakların en verimli şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayarak nasıl bir strateji uygulanması ve hangi projelere öncelik verilmesi gerektiği konusundaki görüşlerimi sıraladım. Yazımın sonuna doğru ümidin iyi eğitim almış, akıl fikir sahibi genç ruhlu girişimcilerde olduğunu belirterek bu kişilerin önünü açmak için neler yapılabileceğini yazdım. Yazımın en sonunda ise kaliteli insanlara çok para yerine çok hayat kalitesi sunan "çekirdek kampüs" fikrini ortaya atıyorum.
Ana Başlıklar:
A. Hayat kalitesi nasıl ölçülür
A.1 Maslow'un ihtiyaç hiyerarşisi teorisi
Maslow'un teorisi, bize toplumumuzun hayat kalitesini arttırmak için hangi noktalara
öncelik vermemiz gerektiği hakkında fikir veriyor. Hedef kuşkusuz toplumun çoğunluğunu
5. gereksinim düzeyine çıkarabilmek ve bu düzeyde de mutlu edebilmektir. Bu teori,
bizi aynı zamanda bir konuda uyarıyor. İnsan istekleri tükenmeyen bir varlıktır;
bir gereksinim düzeyi karşılamak için yapılan çalışmaların sonraki düzeylerle
çelişmemesi gerekir. Örneğin temel gereksinimler (g. 1-2) için gerekli altyapıları
kurarken çevrenin (g. 2-5) sorumsuzca tahrip edilmesinin bedelini toplumun gelecek
nesilleri eksilen hayat kaliteleriyle ağır bir şekilde öderler.
A.2 Hayat kalitesi standartları ve şehirler
Anket, aşağıda listelenmiş kategorilerden yaşam kalitesini belirleyen 39 kriteri içeriyor:
Bugün aşırı nüfusu, kirli denizi, bitmeyen trafik sorunları ve adaletsiz gelir dağılımıyla bildiğimiz İstanbul, 218 şehir arasında Panama ve Seoul'den sonra, bir Güney Afrika şehri olan Port Elizabeth'den ise hemen önce 93. sırada yer alıyor. Çok değil, bundan 50-60 yıl önce, doğal ve kültürel zenginlikleriyle İstanbul, dünyanın en güzel şehirleri arasında sayılıyordu.
A.3 Para ile neleri satın alabiliriz, neleri alamayız
Toplumsal değil de, kişisel açıdan bakıldığında hayat kalitesi tamamen subjektif ve hızlı değişken bir kavramdır. Kimi hayat kalitesini yeşil mekanda, temiz çevrede, açık havada bulurken, kimisi cep telefonunun veya arabasının markasında bulabilir. Dışarıdan göstermeseler de için için Maslow'un "ihtiyaç hiyerarşisi" teorisinin bilincinde olan kurnaz reklamcılar, 1 ve 2 numaralı gereksinimlerini karşılayabilen (karnı tok, sırtı pek) vatandaşların 3 ve 4 numaralı (toplumda kabul edilme, sosyal statü) gereksinimlerine çalışarak, reklamlarında yeni marka veya modellerinin potansiyel alıcının hayat kalitesini arttıracağı fikrini aşılarlar. Böylece daha fazla hayat kalitesi satın alacağına ikna olan müşteriler daha fazla para vermeye razı olur ve rasyonel düşünülürse gerekmediği halde yeni bir marka veya model satın alabilirler.
A.4 Gizli maliyetler
Bir para ekonomisinde kaynakların en verimli şekilde kullanımı ancak, alıcılar ve satıcılar pazarda eşit bilgi ve güçle karşı karşıya geldikleri ve bu alışverişlerden dışarıda kalan 3. masum kişilerin zarar görmediği zaman mümkün olur. Adam Smith'in bu görüşü "gizli maliyetler" kavramını ortaya çıkarıyor. Çünkü birilerinin haksız kazancı, başka birilerinin haksız kaybı anlamına geliyor. Burada kazan ve kayıp terimlerini hayat kalitesi açısından düşünmemiz gerekiyor. Belediyeyle ilişkilerini sıkı tutan becerikli (!) bir müteahidin, çocuklara oyun alanı olarak ayrılan yeşil sahayı satın alıp, bir doğa kent projesi için inşaat izni aldığını varsayalım. Müteahit maliyetlerini arsa ve inşaat ödemeleriyle, kazancını da konut satışlarından elde edeceği gelirle hesaplar. Peki yeşil saha ve oyunun çocukların temel gereksinimlerinden olduğunu düşünerek, bu doğa kent projesinin çocuklara çıkan maliyetini nasıl hesaplamalıyız? Eğer çocukların gidebilecekleri başka bir park varsa, ulaşım masraflarını ve zamanını düşünmek gerekir. Yoksa fazla düşünmeye gerek yok, doğrudan çocukların hayat kalitesinden ödenen ve geri dönüşü olmayan bir maliyet ortaya çıkıyor. Ideal bir ekonomide, becerikli müteahidin yol açtığı gizli maliyetin vergi olarak alınması ve hayat kalitesi olarak çocuklara geri dönmesi gerekirdi. Ancak bırakın Türkiye gibi yukarıda belirtilen ideal pazar şartlarından uzak kalan bir ülkeyi, Amerika veya Almanya gibi gelişmiş ekonomilerde dahi doğrudan bir hayat kalitesi - para ilişkisi kurulamamıştır. Bu ülkelerde de aynı parayı kazanan aynı hayat kalitesine ulaşamaz, bazı şeyler de parayla satın alınamaz. Bu nedenle para ve hayat kalitesini, armut ve elma gibi biribirinden ayrı birimler olarak ele almakta yarar vardır.
B. Toplumsal evrim, teknoloji, hayat kalitesi
Bugün ortalama hayat kalitesi yüksek olan toplumlar, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda evrimleşerek gelişmişlerdir. Ekonomik ve sosyal yaşamı düzenleyen her kural, rasyonel neden sonuç ilişkilerinden doğmuş ve bu kurallara uyulduğunu denetleyen mekanizmalarla birlikte ortaya çıkmıştır. Zamanın gereklerine güre, yine rasyonel nedenlerle kurallar ve kuralları denetleyen mekanizmalar da değişime uğramıştır. Kendi uygarlığını kendi kuran toplum, bu uygarlığın yarattığı teknolojileri de bütün toplumun çıkarları açısından ne yönde kullanması gerektiğinin bilincindedir. Evrimleşerek gelişmiş, ortalama hayat kalitesi yüksek olan topluluklara bugün Almanya ve Iskandinav ülkelerini, ya da yüz yıl öncesinin, henüz beyaz adamla karşılaşmamış Pigme (Bushmen) topluluklarını örnek verebiliriz. Bugün, arasıra turistlere soytarılık yapmak dışında kültürü bozulmamış bazı kabilelerinin sadece Kalahari çölünde rastlandığı Bushmenler, eskiden yaşadıkları, evrimleşerek uyum sağladıkları tropik yağmur ormanlarında her türlü temel gereksinimlerini karşılayabiliyor ve içinde saldırganlık bulunmayan barışçı kültürlerini yaşatabiliyorlardı. Giyim ve avcılık teknolojileri basitti: Birkaç yaprak parçasıyla örtünüyorlardı; zaten nem oranının çok yüksek olduğu ormanlarda daha fazla örtünmek sağlıksızdı. Ucu zehire batırılmış oklarla avlanıyorlardı. Gıda ve sağlık teknolojileri ise oldukça gelişmişti: Binlerce tür bitkiyi tanıyor, yapraklarından ve köklerinden karışımlar yaparak, çeşitli amaçlar için besin veya ilaç olarak yararlanabiliyorlardı. Evrimleşerek kendi uygarlığını kendi yaratmayan, tepeden inme devralan veya almak zorunda kalan topluluklar ise hep sancılı, ortalama hayat kalitesinin düşük olduğu topluluklardır. Buna, şehir yaşamına ve para fikrine uyum sağlayamayan, bazı Afrika şehirlerinin en sağlıksız mahallelerinde yaşayan, horlanıp aşağılanan bugünün Pigmelerini örnek gösterebiliriz. Zavallı Pigmeler gibi, kendi uygarlıkları bozulmuş, başkalarının uygarlığını devralmak zorunda kalmış toplulukların durumlarını, komiklik olsun diye ceket pantolon ve güneş gözlüğü giydirilen, sevimli çocuk programları için yapılan televizyon çekimleri dışında zamanını kafeste geçirmek zorunda olan bir şempanzeye benzetiyorum. Tekstil teknolojisinin bütün nimetlerinden yararlanıyor ancak geri kalan herşey kendi kontrolünün dışında ve hayat kalitesi ormandaki vahşi türdaşlarıyla kıyaslandığında son derece düşük. Türkiye, Pakistan, Hindistan gibi, uygarlıklarını ve teknolojilerini, evrimleşmeye fırsat bulamadan batıdan tepeden inme devralmış, gelişmekte olan ülkelerin durumları ise farklı boyutlarda da olsa Bushmenlere benziyor. Bir toplumsal gelişim stratejisi belirleyip uygulayamadığı için nüfusu bir milyarı geçen, bilgisayar ve internet alanında çok üstün beyinler yetiştirip ihraç eden Hindistan'da ortalama gelir düzeyi ve yaşam kalitesi son derece düşüktür. Yeni internet ekonomisinde dünyanın en önemli merkezlerinden biri haline gelen Bombay'da en üstün internet teknolojileriyle artık bir sanat haline gelmiş sokak sefaletini bir arada bulmak mümkündür. Çok önemli turizm gelirleri sağlayabileceği doğal zenginliklerinden ise, aşırı nüfus ve sanayi atıkları sonucu yakında bir eser kalmayacak. Kontrolsüz teknoloji kullanımı nedeniyle bugün Hindistan, çevre kirlenmesinin en ciddi boyutlara ulaştığı ülkelerden biri durumundadır. Bugünün ve geleceğin nesilleri için gizli maliyetleri son derece büyük, bilinçsiz teknoloji kullanımının yanında gelir dağılımındaki adaletsizlik, gelişmekte olan ülkelerin bir başka hastalığıdır.
C. Strateji belirleme
Gelişmiş batı toplumlarında yapılanları taklit ederek Türkiye bir yere varamaz, ancak görgüsüz bir kalkınma örneği sergilemiş olur. Türkiye, hayat kalitesi kriterlerini belirledikten sonra kendi gerçeklerini analiz edip, bu gerçekler doğrultusunda kalkınma stratejileri üretmelidir. Gelişmiş batı toplumlarında halkın çoğunluğu Maslow ihtiyaç hiyerarşisinde 5. düzeyde yer alırken, Türkiye'de halkın çoğunluğu henüz 3. düzeye bile varamamıştır. Dolayısıyla ülkemizin öncelikleri çok farklıdır. %95'lik bir kesimin temel sorunları dururken, %5'i daha memnun etmek için karmaşık üretim ve pazarlama teknikleri kullanan bir toplum, orta okul matematiğini öğrenmeden üniversite matematiği çözmeye heveslenen bir öğrenciye benzetilebilir. İnternet alanındakiler dahil, Türkiye'deki ticari projelerinin çok önemli bir bölümü toplam milli gelirin %30'luk bir bölümünü paylaşan en zengin %5'lik kesim için üretiliyor. Ticari mantıkla bakıldığında bu olağan gözüküyor çünkü yatırımları karşılayabilecek alım gücü bu kesimdedir. Üstelik oturmamış bir piyasanın fırsatlarını iyi kullanıp zenginleşmiş, yatırım yapabilecek güce sahip birçok firma ve holding, varolma nedeni olan bu kesime hitap etmeye alışmıştır. Üretilen yeni ürün ve servislerle belki %5'lik şanslı kesimin hayat kalitesi gitgide yükseliyor fakat geri kalan %95'lik kesime farkedilmeyen gizli maliyetleri üstlenmek kalıyor. %5'lik kesimdeki müşterileri nasıl daha memnun edebiliriz diye araştırmalar yapan firmalar, %95'lik kesime çıkabilecek gizli maliyetleri bilerek veya bilmeyerek ihmal ediyorlar. Çünkü birincisi bu konuda bir uzmanlıkları yoktur, ikincisi de %95'lik kesim yeterince organize olamadığı ve sesini duyuramadığı için bu konuda onları zorlayan ticari bir güç yoktur. Dolayısıyla %5'lik bir kesim için üretilen projelerin bütün toplumun hayat kalitesi açısından getirisi tamamen belirsizdir. Dar kesimler için üretilen, gizli maliyetleri bilinmeyen projeler ulusal kalkınma stratejisinin bir parçası olamaz. Bu da gösteriyor ki internet kullanım oranını yükseltip geniş bir kesime ulaşmasını sağlamak, en azından internet için üretilen projelerin genel hayat kalitesi hedefine daha fazla hizmet etmesini sağlayacaktır. Internetin yaygınlaştırılması dışındaki diğer öncelikli hedefler:
C.1 Yaygın eğitim
C.2 Ekonomi ve yönetimde şeffaflaşma
Deprem için alınan bağışlar ve yapılan harcamalar internet aracılığıyla şeffaflaştırılabilirdi. Böylece halkın güven duyması ve daha fazla yardım yapması sağlanırdı. Rasyonel performans kriterlerinin belirlenip denetlenmesinde internet bir araç olarak kullanılabilir. Böylece "işini bilenin" değil, "işini yapanın" yükselmesi sağlanabilir.
C.3 Yasa ve düzenlemelerin netleştirilmesi, böylece dürüst olmanın dezavantajlarının ortadan
kaldırılması
Internet mantığının özünde anlaşılır bilgiye kolay ulaşılması yatar. İnşaat kuralları anlaşılır bir şekilde düzenlenip internetten yayınlanarak ve denetimler internet aracılığıyla şeffaflaştırılarak 1) dürüst vatandaşın hakkı olanları yapabilmesi sağlanır 2) usülsüz arazi talanının önüne geçilebilir.
C.4 Demokratikleşme ve vatandaşlık bilinci
C.5 Sağlık ve nüfus planlaması
C.6 Alım gücünde adaletin sağlanması
Internet sayesinde doğuda yaşayanların da bulamadıkları kitaplara ulaşabilmeleri önemli bir aşamadır. Peki ya doğuda yaşayıp da alım gücü düşük olanlar? Düşük alım gücü nedeniyle doğu bölgelerine satışlarının çok az olduğunu fark eden bir internet kitapçısı, bu bölgelere olan satışlarını arttırmak için bir "doğu indirimi" uygulayabilir.
C.7 Resmi işlemlerin hızlandırılması, özellikle KOBİ'lerin aleyhine
çalışan sabit masrafların ve zaman kayıplarının en aza indirilmesi
C.8 Çevre temizliği, yeşil alanlar ve doğal zenginlikler gibi parayla satın alınamayan ancak hayat kalitesini doğrudan etkileyen değerlerin korunması
C.9 Dış dünyaya karşı Türkiye'nin avantajlı olduğu sektörlerin belirlenmesi ve desteklenmesi
Acaba Türkiye denince akla ne geliyor? Birçok Avrupa ülkesinde ilk akla gelen politik sorunlar ve eroin ticareti. Eroin ticaretiyle anılmak istemediğimize göre yerine daha olumlu bir şeyler koymak zorundayız. Düşünen ve gerçekten Türkiye'nin iyiliğini isteyen kafaların oturup ülkemizin SWOT (strengths, weaknesses, opportunities, threats) analizini yapmaları gerekiyor. Hangi sektörlerde ulusal markalar yaratabiliriz ve bu markaları yaratmak için gerekli yatırımlar nelerdir? Sonuçta sivrilen sektörler ne olursa olsun, eğitimde, üretimde, kalite kontrolünde ve pazarlamada internetin kullanılması, yatırım sürecini hızlandırarak yeni ekonominin hızına yetişmek yolunda büyük avantaj getirecektir.
D. Stratejileri kimler, nasıl uygulayabilir
Devlet ise köhne yapısı ve eğitimli personel eksikliğiyle enerjik internet stratejileri belirleyip uygulamaktan uzak görünüyor. Üstelik devlet içinde bir sorun daha var: "Ne topluma ne kadar yararlıdır" yerine "ne kimlerin işine ne kadar gelir" mantığı ön plana çıkabiliyor. Bu mantık, kaynakların son derece verimsiz bir şekilde kullanılmasına yol açıyor. Geriye kim kalıyor? Fikirleri ve idealleri olan, iyi eğitim almış, ayakları yere basan iş planları üreten ruhu genç girişimciler. Genç girişimcilerin önünü açmak gerekiyor; daha doğrusu genç girişimcilerin bir araya gelerek kendi önlerini açmaları gerekiyor. Türkiye'de idealleri olan genç girişimcilerin ve KOBİ'lerin önünde iki önemli engel vardır. Birincisi, uygun koşullarda ve yeterli girişimci sermayesi bulmanın hemen hemen imkansız olması, ikincisi resmi işlemler için gerekli sabit masrafların yüksekliği; gerek mali yönden, gerekse kırtasiye yükü yönünden. Kaynakların en verimli şekilde kullanılması ancak adaletli bir rekabet ortamının yaratılmasıyla olur. Bunun içinde KOBİ'lerin önündeki zorlukların kaldırılması gerekir. Özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların çok başarılı olduğu Almanya ve İsviçre gibi oturmuş piyasalarda genç girişimciler her yönden desteklenir. Her yönüyle iyi tasarlanmış bir iş planı tasarlayan genç girişimciler için uygun şartlarda kredi veya risk sermayesi bulmak artık sadece teknik bir sorundur. Master yapmış olduğum ETH'da bana mezun olmadan birkaç ay önce bir girişimcinin el kitabını vermişlerdi. Bu kitapta herşey gayet net bir şekilde yazılmıştı. Firma nasıl kurulur, tipleri ve yasaları, iş planı nasıl yapılır, sermaye nasıl bulunur, sektör grupları için gerekli tipik yatırım ve marjlar vs.
E. Çekirdek Kampüs
Ben, hayat kalitesine değer veren, fikir sahibi genç girişimcilerin bir araya gelip, kurumsal bir güç oluşturarak herkesin kendi amaçlarını gerçekleştirmesine hizmet edecek bir çekirdek kampüs kurmasını öneriyorum. Örneğin Ege Denizi kıyısında, doğaya zarar vermeyecek boş bir alanda, denize yakın bir konumda olabilir. Bu kampüsün en önemli özelliği, nitelikli gençlere çok para yerine, çok hayat kalitesi sunmak olacak. Temiz çevre, deniz, kolay ulaşım, spor ve kültürel etkinlik imkanları, yaratıcılığa açık, insana değer veren bir çalışma ortamı. Kampüs, ekolojik yerleşimin bütün gerekleri düşünülerek kurulacak: Atık kontrolü, enerji tasarrufu, yeşil alanlar, parklar, bahçeler, spor sahaları, bisiklet yolları. Çevre kesinlikle kirletilmeyecek, civar köyler rahatsız edilmeyecek. Raylı ulaşım ve bisiklet yolları en baştan tasarlanarak kampüsün dar bir alanda sıkışıp kalması önlenecek. Zevksiz, çok katlı apartmanlara izin verilmeyecek. Bunların yanında kültürel etkinlikler, eğitim ve sağlık hizmetleri için gerekli altyapı kurulacak. Tabi ki birçok konuda mimarlara ve şehir tasarımcılarına danışmak gerekecektir. Çekirdek kampüste firmaların ortaklaşa kullanacağı altyapılarla maliyetler düşürülebilir. Örneğin birçok firmaya hizmet edecek büyük bir depo ve paketleme ünitesi yapılabilir. Elektronik ticaretle uğraşan bütün firmalar toplu olarak bir veya iki kargo firmasıyla anlaşıp iyi bir indirim alabilir. Bütün kampüs için büyük bir jeneratör yaptırılabilir. Kampüste bir de internet eğitim merkezi kurulabilir. Eğitim ekonomisi üzerine kurulu bu merkezde örneğin eğitim veren, belli sayıda kredi kazanır ve bu kredilerle yine eğitim alabilir. İstenilen standartlarda eğitim veremeyenler ise ancak parayla eğitim satın alabilirler. Hayat kalitesine değer veren insanlarıyla başarılı bir çekirdek kampüs, her yönden diğer kampüslere, şehirlere ve projelere örnek olabilir.
F. Kaynaklar
|