RİSK SERMAYESİ ve INTERNET CİVCİVLERİ

Yönetici: VOLKAN GAZİOĞLU (INETD)

10 Kasım 2000

Konferans Salonu

BAŞKAN- Biz, Internet Teknolojileri Derneği olarak, bu paneli geçtiğimiz ay  gerçekleştirdik; isim yine aynıydı, “Internet’te Risk Sermayesi ve Internet Civcivleri.” Bu panel, ikincisi oluyor. Birincisinde oldukça faydalı konular işlendi. Üzerinde sıkça konuşulan; fakat şaibeli olan birçok soru, bizzat risk sermayesi sahipleri ve risk sermayelerini kullanarak veya kullanmayarak bir yere gelmiş “dat.com şirketleri” adı verilen şirketlerin temsilcileri tarafından burada bir nebze açığa çıktı. 

Birinci panelimizin tarzı nasıldı; ondan bahsetmek istiyorum: Birinci panelimizde katılımcıları sırasıyla kürsüye davet ettik ve hepsinden konuşma yapmalarını istedik. Kendilerini tanıttılar, Türkiye’nin koşullarından bahsettiler, başarı öyküleri dinledik ve daha sonra konuklarımızın sorularını aldık. Çok güzel örnekler vardı; işte bir Dgilane,       -yine burada arkadaşımız- bir veri park örneği. Bunlar, Türkiye’de risk sermayesi kavramıyla şu an milyonlarca dolarlık şirket değerlerine kavuşmuş örneklerdi; bizim açımızdan hem gurur verici, hem de geleceğe olumlu bakmamızı sağlayan güzel örneklerdi.

Biz Internet’çiyiz, burada herkes Internet’çi. Dolayısıyla bu tür panellerde, forumlarda biz herkesin katılımını, herkesin fikrini almayı çok arzuluyoruz. Demokratik bir ortamda, herkesin fikrini söylemesi gerektiğine inanıyoruz. Öncelikle konuşmacı arkadaşlarımıza, kendi firmalarını, kendi kuruluşlarını tanıtmalarını isteyeceğim. Daha sonra aramızda eminim yeni ekonomi şirketi olarak adlandırılan şirketlerin temsilcileri, aklında fikir olan arkadaşlar, finansman arayan arkadaşlar, destek arayan arkadaşlar var -geçen sefer de öyleydi- veya belki yatırımcı olmayı düşünen gruplardan insanlar var; onlara da söz hakkının sadece dün değil, bugün değil, yarın da, bizlerin olduğu her yerde açık olduğunu söylemek istiyorum.

Risk sermayesi konusu hakkında biraz kısaca bahsetmek istiyorum: Risk sermayesi, İngilizce venture capital denilen bir kelimeden geliyor. Bunu sunanlar da “venture capital’iz” diyorlar. Aslında yeni bir kavram değil; bu, İkinci Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkan teknoloji ağırlıklı sanayi hamlesinin gerçekleştirilebilmesi için uygulanan bir modeldir aslında, başlangıcı buralara dayanır.

Bugün risk sermayesi kelimelerini çok sık kullanıyoruz; ama parası olan herhangi bir kişinin bile, fikri olan veya teknolojik alanda gelecek vaat eden bir konuya destek vermesi, risk sermayesi olarak adlandırılır. Tabii bununla ilgili birçok değişik kural, tanımlama, mevzuat falan var ve bunları buradaki konuklarımız çok iyi biliyorlar. Onlar size, öncelikle risk sermayesi hakkında da zannediyorum fikirler verecekler; daha sonra kendileri ne yapıyorlar, ne yapmışlar; bunları anlatacaklar.

Ben, öncelikle konuşma hakkını Rüçhan beye vermek istiyorum. Rüçhan bey, Ilab Holdingin temsilcisi olarak burada. Kendilerine niçin öncelikli olarak söz hakkı vermek istiyorum; çünkü Ilab Holding, risk sermayesi kavramını gerçekten Türkiye’de çok güzel bir şekilde uygulayan, bu işi felsefesiyle uygulayan ve değişik yaklaşımları olan ve kendilerini öyle kısaca risk sermayesi şirketi kategorisine sokamayacağımız bir şirket. Kendisi, zannediyorum bu konuları daha da ayırt ederek daha iyi anlaşılmasını sağlayacak. Bu arada Andrew Onegod Ixır Fon Sermayesi Başkanıdır kendisi. Ixır da tanıyorsunuz, dat.com şirketlerine birçok destekleri var, birçok web siteleri var. Onun İngilizce konuşabiliyor olmasından dolayı yine Rüçhan bey, bize yardımcı olacak.

Buyurun.

RİCHAN ZİYA- Şirket tanıtımıyla ilgili olarak bir tane prezantasyon vardı; ona şimdi başlayalım. Çok fazla zamanınızı almadan, risk sermayesinin Türkiye’de az tanındığını; gerek Ilab’in, gerekse Okyanux’un bilinirliğinin az olduğunu düşünerek, kısaca firmaları da tanıtmak istedik. 

Ben, Ilab’i anlatacağım: Gerçi bir risk sermayesi forumunda konuşuyoruz; ama biraz evvel Volkan beyin de söylediği gibi, risk sermayesi İngilizce’de venture capital olarak geçiyor. Türkçe’ye niye risk sermayesi olarak geldi, çok iyi bilmiyorum; ama bunu daha çok girişim sermayesi olarak adlandırmak daha doğru olacak. Yani, risk denildiğinde, Türkiye’de genelde bir negatif anlayış var. Yurtdışında, riskin daha çok yararlı olabileceği de düşünülüyor; fakat risk sermayesi denildiğinde bir negatif izlenim çiziyor. Biz, daha çok girişim sermayesi olarak adlandırmayı uygun görüyoruz.

Ilab, aslında bir risk sermayesi kuruluşu değil. Türkiye’de risk sermayesini gerçekleştirmenin yasa olarak bir tane yöntemi var; Türkiye’de yapacaksanız bu iş, bu da SPK’ya kote bir risk sermayesi yatırım ortaklığı kurmak. Ilab’in böyle bir yapısı yok. Türkiye’de şu ana kadar benim bildiğim, bir tek Vakıfbank’ın risk yatırım ortaklığı var; bunun dışında da başka bir risk sermayesi kuruluşu yok.

Ilab, bir yatırım holdingi, Internet’e yatırımlar yapıyor. Yaptığımız uygulamaların risk sermayesi kuruluşlarıyla veya venture capital kuruluşlarla çok büyük paralellikleri var. Birazdan neler yaptığımızı göreceksiniz; onlarla da artık siz karar vereceksiniz; biz risk sermayesi miyiz, girişim sermayesi miyiz veya ne olduğumuza sizin karar vermenizi bekliyoruz.

Biz, Ilab olarak Nisan 2000 yılında kurulduk. Bizim hedeflediğimiz, yapmak istediğimiz şey şuydu: Türkiye’de Internet’in bir fırsat olduğunu düşündük. Açıkçası bu ilk kurucu ekibin de ciddi bir şekilde Internet tecrübesi vardı. Internet’in geldiğini ve insanların Internet’i mutlaka kullanacaklarını, bunun da vazgeçilmez olduğunu, sizin düşündüğünüz gibi biz de düşündük ve bunun bir fırsat olduğunu düşündük. Türkiye’deki Internet gelişimine yardımcı olmak ve bundan bizim yararlanmamızın bir fırsat olduğunu gördük ve Türkiye’deki Internet şirketlerine yatırım yapmaya karar verdik.

Prezantasyonumun ana hatlarına bakarsak, burada size çeşitli konulardan bahsedeceğim; öncelikle nasıl yatırım yapıyoruz, nelere göre yatırım yapıyoruz, şu ana kadar neler yaptık? Ekibimizden bahsedeceğim; bizim yatırımlarımızı nasıl odakladığımızı, sermaye kaynağımızı ve bir yatırımcıda yatırım yaparken nelerde aradığımızdan bahsedeceğim. Öncelikle yatırım felsefesine bakalım: Biz, Internet yatırımlarımızda daha bir karar vermeden, öncelikli kârlılığa giden yolu görmek istiyoruz. İnsanlar bize geliyorlar, fikirleri var; fakat sadece bu fikir yeterli değil. İnsanların fikirleri ve işleri olabiliyor; bize geliyorlar ve biz de bunları değerlendiriyoruz. Tabii ki sadece bir fikrin olması yeterli olmuyor; bunun arkasında bir iş modelinin olması, bunun kârlılığa giden yolda olması ve de doğru bir yönetim ekibiyle, -bu, belki de en önemlisi- yönetiliyor olması, ileriye gelecek olmasını bizim görmemiz gerekiyor. Aslında insanların düşündüğü pek çok şey var; “ben fikrimi söylersem, bunu çalarlarsa ne olacak” gibi düşündükleri noktalar var. Böyle bir durum bizim işimiz değil; fikri alıp geliştirmek veya başka bir şey haline getirmek bizim yapabileceğimiz bir şey değil. Çünkü biz, yatırım yapmayı hedefledik. Bunun için doğru yönetim kadrolarını kurup, bunları geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu yatımlarımızı yaptıktan sonra da bunları uzun vadeli olarak kendimize ortak olarak görüyoruz. Stratejik olarak da günlük yaşamda bu fikirlerin veya şirketlerin gelişmesinde destek oluyoruz.

Biz, nelere yatırım yapıyoruz diye bakarsanız; yeni kurulmuş şirketler var, kendimizin başlatmış olduğu, girişmiş olduğu projeler söz konusu ve de civcivler... Civcivler, yeni tanımlama olarak Internet Derneğinin çıkartmış olduğu bir tanım.       “Start-up’lar” diyorduk ve prezantasyonda civcivler olarak değiştirdik. Bu iş alanında yatırım yapıyoruz. İş tiplerine göre ayırdığımızda ise, iki farklı alanda yatırım yapıyoruz; nokta.com dediğimiz dat.com şirketleri ve sadece Internet üzerinde var olan veya asıl iş kaynakları Internet üzerinde olan firmalara yatırım yapıyoruz. Onun dışında ise Internet servisleri sağlayan PIS  dediğimiz, Professional Internet Services veya profesyonel Internet servisleri sağlayan, teknolojiyi yaratıcı veya stratejik alanda çalışan kuruluşlara, fikirlere destek veriyoruz; bunlara altyapı kuruluşları diyebiliriz.

Şu ana kadar neler yaptık diye bakarsanız; dat.com alanında Kariyer Net var, herhalde en çok bilinen konulardan bir tanesidir o. Kariyer Net’e sitelerden birisi, bizim yaptığımız yatırımlardan, onların ortaklığını gerçekleştirdik. Site Net ve e-meykır kod adlı iki tane projemiz de şu anda başlamış durumda, onlar devam ediyor. PIS dediğimiz yapılanmanın altında ise Dicileyn ve YTM’ye şu ana kadar yatırımları gerçekleştirdik.

Biraz yatırımlardan bahsedeceğim: Kariyer Net’in Türkiye’nin önde gelen insan kaynakları sitesi olduğunu düşünüyoruz ve o yüzden yatırım yaptık, ciddi bir birikimleri vardı. YTM’ye niye yatırım yaptı; ciddi bir teknoloji geliştirme altyapısı olduğunu düşündük. Referanslarını vermek istersem; YTM, genelde adı bilinmeyen bir firmadır; fakat siz, onun yaptığı işleri görmüşsünüzdür. Örneğin MİL-PA’nın açmış olduğu “Arabam dat.com”, YTM’nin gerçekleştirdiği bir çalışma. YTM de yine bizim ortaklığımız olan bir yapı, bir şirket. Digilan var; Digilan de Internet üzerinde yazılım geliştiren ve servisler sunan bir kuruluş.

Ekibimize biraz baktığımızda; şu için 6 kişilik bir yönetim kadromuz var. Bunlar genelde -bizim nasıl çalıştığımızı anlamanız için söylüyorum- farklı farklı uzmanlık alanlarından geliyorlar. Bunun içinde yazılım geliştirmeden tutun, danışmanlıktan tutun, pazarlamadan tutun, en son yatırım bankacılığına kadar değişik alanlarda toplam 6 kişilik bir ekibimiz var; Internet tecrübesi genelde yoğun, herkesin bir şekilde Internet’le ilişkisi var.

Bizim yatırım yaptığımız alanlar, sadece Internet’e odaklanmış durumda ve bu, mesela bazı risk sermayelerinden veya bazı yatırım yapanlardan bizi ayıran noktalardan bir tanesi. Sadece Internet’i temel alıyoruz, başka iş alanlarında herhangi bir alanda yatırım yapmıyoruz. Bunun dışında, bir bağımsızlığımız söz konusu. Bu, gerek -birazdan bahsedeceğim- sermaye yapımızdan kaynaklanıyor, gerekse de başka var olan başka işlerimizin olmamasından kaynaklanan bir bağımsızlığımız söz konusu, tamamen bağımsız olarak hareket ediyoruz. Bu da zaten risk sermayeleri için yapılması gereken noktalardan bir tanesi. Sermaye kaynağımız, bizi risk sermayelerinden veya dünyadaki venture capital uygulamalarından ayıran noktalardan bir tanesi. Şu an için sermayemiz, kendi sermayemiz. Yurtdışındaki uygulamalara veya diğer risk sermayelerine baktığımızda; bu sermaye kaynakları, genelde farklı yatırımcılardan toplanmış bir fon şeklinde oluyor ve bu başka insanların parasını yönetmek ve yatırmak şeklinde gerçekleşiyor ve buradaki kazançları da size yatırım yapan kuruluşlara vermek durumunda kalıyorsunuz. Bizim öyle bir yapımız şu an için söz konusu değil.

“Buna niye ihtiyaç duydunuz” derseniz; açıkçası biz, bunun da gerçekten bir fırsat olduğunu düşündük ve kendi paramızı riske atabileceğimizi düşündük ve de yabancı insanların çok daha az yapabileceğini düşündük. Öncelikli olarak bunların gerçekleşmesi gerektiğini düşündük ve ancak yabancı yatırımcıların bundan sonra gelebileceğini öngördük.

Biz, neler sağlıyoruz? Bunlar, aslında az-çok standartları; her risk sermayesinde üç aşağı-beş yukarı değişir. Kimisi, sadece bunların bir kısmını verir; sadece sermaye sağlayanları vardır ve sermaye bırakabilir sizi, “istediğiniz gibi devam edin” gibi. Bizim sermaye sağlamanın dışında, günlük hayatta veya şirketleri çalışırken desteklemek yönünde çalışmalarımız var. Çünkü, bakışımız, uzun süreli ortaklık; çok sayıda firmaya ortak olmak değil. Birlikte çalışabileceğimiz, ileriye ortak olarak gidebileceğimiz kuruluşlara yatırım yapmayı planlıyoruz. O yüzden onların insan kaynakları ihtiyaçları konusunda, pazarlama ihtiyaçları konusunda destek oluyoruz, bunları sağlıyoruz. Özellikle insan kaynakları; görüşmelerini, bulunmasını, kritik pozisyonları doldurmasını sağlıyoruz. Bunlar, aslında çok standart uygulamalar, çok farklı değil. Sinerjiyi sağlamaya çalışıyoruz; Kariyer Net’le Digilan arasında veya YTM arasında, birbirlerinin servislerinden haberdar olmalarını ve kullanabilmelerini sağlamaya çalışıyoruz.

Yatırım aşamalarına bakarsak; biz yatırıma nasıl karar veriyoruz? Açıkçası öncelikle bizimle bağlantıya geçilmesi gerekiyor. Burada bizim bir ön eleme kriterimiz var. Biz, her alana, dat.com’lara ve PIS’lara yatırım yapıyoruz, bunun dışında herhangi bir alana yatırım yapmıyoruz. Bu ön elemeden sonra, açıkçası çeşitli görüşmeler ve iş planlarının incelenmesi söz konusu oluyor ve bu sürecin ne kadar sürecini, neler olacağını şu an için söylemek mümkün değil; yani bu bir toplantı olur, iki toplantı olabilir, üç toplantı olabilir. Karşılıklı bir ikna süreci var burada; yani bunun mantıklı olduğuna karar vermemiz gerekiyor. Daha sonra kararı gerçekleştirdikten sonra, bunun ortak olabileceğimiz bir firma veya ortak olabileceğimiz bir proje olduğunu düşünüyorsak, bunun uygulamasına geçiyoruz ve ortaklık gerçekleşiyor.

Açıkçası bir hususu düşünmeniz gerekiyor; risk sermayesi kuruluşları, sizin işinizi bilmiyor. Siz projeniz üzerinde belki günlerce, belki haftalarca düşünüyorsunuz ve kafanızda, düşüncelerinizde olgunlaştırıyorsunuz; fakat masanın diğer tarafında oturduğumuzda, sizin o düşünce sürecinizden geçmemiş olduğumuzda, sizi anlamamız çok fazla kolay olmuyor, sizin kadar çabuk anlayamıyoruz. Sizin için çok basit olan konuları anlamamız için, bunların dokümante olmasını istiyoruz, iş planı üzerine ısrar ediyoruz; bunları görebilmek istiyoruz. Örneğin burada kısaca listeledim. Bir risk sermayesi neleri sorar, neleri ister insandan; ileriye devam edip etmememiz için ilk başlangıç aşamasında bunları bilmemiz gerekiyor. İşiniz nedir; bu en önemlisi. Yönetim takımını kim yönetecek, bunları ne yapacak, kimler devam ettirecek?.. Eğer bu yeni bir projeyse, kim develop edecek? Çünkü, bunu biz yapmayacağız; yani risk sermayesi kuruluşu olarak bunun yapılmasını, bazı pozisyonların kritik olmasını biz şey yapabiliriz. Ancak, örneğin insan kaynakları desteği veya doldurmaya çalışıyoruz, Kariyer Net aracılığıyla falan; ama bizim bildiğimiz bir iş değil bu, bunu kimin yöneteceğini bizim kesinlikle bilmemiz gerekiyor. Bunun gelir kaynağının ne olacağını görmemiz gerekiyor, kârlılığa giden bir yolu görmemiz gerekiyor, rekabeti görmemiz gerekiyor; yani şu an kimler var, bu iş kurulduktan sonra ne kadar kolay bir şeklide taklit edebilir, bir başkası girdiğinde ne olabilir, başkalarına göre bizim avantajımız nedir, bunları ortaya koyabilmek gerekiyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN- Rüçhan, bana kızma, ama biraz gazetecilik damarım tuttu, şöyle bir soru sormak istiyorum: Sizin yatırımlarınızı izlerken, belli bir şeyleri bir araya getirmeye çalıştığınızı görüyorum ve sanki teknolojiyle bu yeni ekonomiyi bir araya getiren böyle geleceğe yönelik stratejik büyük bir şirket kurmanın hazırlığı gibi de bir şey sezinliyorum. Böyle bir şey var mı; günün birinde sizi de böyle bir VS ... konumunda bulabilir miyiz; daha büyük işler yapabilmek için, belki uluslararası piyasalara açılabilmek amacıyla? Doğru mu düşünüyorum bu konuda; yani topladığınız şirketler, desteklediğiniz şirketler, birbirlerini destekleyecek şeyler ve yeni ekonomi, hem teknolojisiyle, hem diğer konularla toplam bir destek verebilecek şirketler.

RİCHAN ZİYA- Dediğim gibi, aradığımız, nokta.com’larda daha çok kârlılığa giden yolu arıyoruz; öyle her türlü nokta.com modelini, özellikle bir değer oluşturacaksa bile, bunun nasıl para kazanabileceğini soruyoruz. Bu, Amerika’da şimdi olmaya başladı. Onun dışında ise, Internet’in burada kesinlikle var olduğunu ve her firmanın kullanacağını düşündüğümüzden ötürü, altyapı geliştiren kuruluşlara yatırım yapıyoruz; profesyonel Irnetnet servisleri, yazılım geliştiren, web siteleri kuran kuruluşlara yatırım yapıyoruz. Bunların bir nedeni, yurtdışından Türkiye’ye gelecek yatırımcılar veya bu alanda çalışan başka firmalar Türkiye’ye gelecek olabilir. Bizim planımız içinde bunu şu an için öngörmüyoruz; ama bunu da dışında bırakmıyoruz açıkçası. Türkiye’ye gelecek bir yabancı dat.com’un veya Internet servis sağlayan kuruluşun bizim yatırım yaptığımız şirketlerden biriyle ortak oluyor olması, olabilecek bir şey mesela, eğer böyle bir şeyden bahsediyorsanız.

BAŞKAN- Şimdi isterseniz sırayı Andrew’’a verelim, kendisi Ixir Yatırım Ortaklığı Başkanı. Andrew, thank you for being with us here.

ANDREW ONEGOD- Çok üzgünüm. Ben çok kötü bir öğrenciyim. Türkçe ders çalışmıyorum. Bu nedenle prezantasyonu İngilizce gerçekleştireceğim. İnşallah gelecek sene.

I’ll tell you a little bit about what we do and how we work. Okyanox is the investments management division of Ixir, we provide both investment and support for internet companies. Down below here the internet invasion in Turkey will be driven by individual entrepreneurs, not large institutions. That’s actually something that we believe which presents a bit of a problem for us because we are large institution. So what we have done about that, we decided to rather that try to do everything ourselves and try to develop lots of projects in house is to take advantage of the entrepreneur that around the marketplace by investing an independent internet companies that are doing things, that we think are really interesting that there are a lot out there. We think that works are pretty well for both of us, we get exposure to a lot of interesting things that are happening at the market and the companies get some financing and support that they require.

This is just a little background on how Okyanux on whole Ixir setup. The Ixir has four divisions : The access, e-commerce, new media and the Okyanox, the investment.  Right now our divisions are in the process of becoming separate companies. We do, just say there are probably some people out there who are entrepreneurs. Okyanox does operate as a separate division. We don’t effect their ideas and take them to other divisions of Ixir and things like that. We are in a separate building and we do have a barrier between those operations.

This is just the basic method of our operation. Once an investment is made and the company becomes a part of the portfolio, that company that gains access to lots of the support network with the Ixir, it can happen to the different marketing, human resources, accounting, various departments exists with the Ixir in order to support in where is necessary. Some companies will benefit from that, other companies are already fully established and don’t need any of this. The basic goal is to provide some of the parts in a startup companies organization chart that don’t exist at the beginning. Our goal for all companies is for them to be fully independent. After some period of time to be completely separated from the Ixir network and to be exist on their own happy fast providing independent companies.

The main thing that we do is to provide financial support that is universal, any company that of course needs investment, the rest of it, the strategic physical service in tangible support are talked a little bit more about in a minute. But again that depends on the company. Some due require that, some don’t it.

This is a slide that I want to spend a little bit of time on because this is just to give you and idea what it is we are looking for and what Okyanux considers to be a good financiable type of a company. What are the criteria that we are after. The first thing is it has to be an internet company. And this is getting a little bit hard to define in fact the industry is gotten outside of the definitions already. And internet, it can be internet or mobile, any company that uses an electronic means for delivering its primary goods and services. All these definitions are getting a little bit to difficult to fit in the reality these days. The reason why interested in internet companies is because that the only thing that we understand and we don’t want to invest on anything that we don’t understand that causes lots of problems. The second reason is because the internet companies are where we can add value. Companies that are looking for financing, generally the real top entrepreneurs are looking not just for money, but they are looking for money or what’s called smart money. Money that comes with other things that can support them and help them to grow and help them in their affords in the marketplace.

The next thing is qualifying and committed management. You know what the situation was like in the internet industry a year ago what it was like, and you know what is has been like after April. One of the luxuries that has come back to venture capital after April is now venture capital can look at internet companies just like regular companies. So there is great opportunities there but internet companies are not special in someway and that they don’t have to have good management, they don’t have to have profits and  all those sort of things. So there is a real going back to fundamentals. So management is very important to be qualified. They have to know what they are doing, and they have to be committed. This is where the Okyanux differs a bit from some others. We don’t work with just sea level type projects, we can’t do it, it doesn’t fit into our risk profile. So we want to see entrepreneurs who have gone out and develop the company to some extend where we can see them it works, see what they have done, see their capabilities. So that’s is qualifying and committed management. That’s gets back to the idea. Internet companies are very special because they have very exciting area but again when it comes down, they are businesses, they are companies and there has to be a solid business plan with, we need to know all the good staff like what is the company doing, what is it going to do, how is it going to compete in the marketplace, what are its competitive advantages, how much finance is needed, what will be used for. All those things are on our web site, as well you can read about those requirements there.

A year or so ago it was the case that many venture capitals were not asking for business plans anymore, that they were financing a lot of ideas that again since April. It is necessary to develop some sort of business plan. By that I don’t mean necessarily a fifty page bound document sitting on the desk. That’s nice but it is not always necessary. But while the entrepreneur starting a business should have thought through and have good answers to all the questions that come up with the business plan. And that’s not actually just for us, that’s also helps the entrepreneur think through the whole plan, so they know themselves whether they are spending the time on a project has good prospects or not. So it is something that any company needs for not just for financing, but in general.

The next thing is higher revenue and profit potential. This is hard because right now the internet market on Turkey is still just getting started and there are unfortunately limited categories of projects that really can hit those kinds of revenue levels that make it worth getting really excited about, there are lots of really good projects out there that can probably are in decent revenues and profits but not really in acceptable levels. Unfortunately this is something that we struggle with, because what it basically comes down to is exit. How do you get out of an investment when there is a certain limited of growth? Even if it is a good company, even if it is a profitable company, it is very difficult.

This is just the given idea of the what are investment processes like what companies have to go through when it come talk to us. First is first contact, we can let people know relatively quickly whether it is an idea that we think is we like to pursue, the second is review and the entrepreneur and we talk about in debt, and will discuss what we think are the good points and the bad points, they can discuss what they think are the good points and the bad points. We can work it out and we try to get an initial decision and react relatively quickly within a week or a week and a half or so. Now these two areas here we review and initial decision can be repeated several times, distant times you go onto a different level. And it is some point if we both still interested, if the entrepreneur still wants to work with us, and we still think that it is a good project we enter into a stage where we sign a memorandum of understanding with them which locks up confidentiality, and we also ask that it locks up, we are not looking for other projects that are similar, they are not looking for other capital. So that we can sit down for a month or so and really seriously decide whether we can do the project or not. If everything works out there we offer a proposal and go into contracting the delegation and enclosure. Unfortunately the process can take a while especially the six and seven introduce can go on endlessly right now.

These others give a quick rundown in a different kinds of support that we can offer for companies. Financial support; you can use it for product lunch and ground building, product development, human resources, infrastructure, outsourcing expenditures, anything that the company needs to grow the finance can go through that. That’s all some proposal that we put together. Physical support;  we do offer for companies that are just starting out, we do offer the basic office based on office equipment and also e-commerce support for e-commerce companies. We can also offer financial strategic planning, marketing and advertising competition research. These are all, what happens with a company that invested by Ixir. As I mention before it gains access to all the different marketing departments, advertising any department that within in Ixir can be redirected to support a company. Services are as before I mention, accounting, marketing, advertising, e-commerce, human resources.

And if you want some more information please go to our web site or give us a call. Thank you.

BAŞKAN - Thank you very much Andrew.

(ÇEVİRİ)

BAŞKAN- Şimdi isterseniz sözü Andrew’a verelim. Kendisi İxir yatırım ortaklığı başkanı, Andrew burada bizimle birlikte olduğun için çok teşekkür ederiz.

ANDREW ONEGOD- Çok üzgünüm. Ben çok kötü bir öğrenciyim. Türkçe ders çalışmıyorum. Bu nedenle prezentasyonu İngilizce gerçekleştireceğim. İnşallah gelecek sene.

Sizlere bir miktar neler yaptığımızdan ve nasıl çalıştığımızdan söz etmek istiyorum. Okyanox yani Ixir’in yatırım yönetimi bölümü olarak bizler internet şirketleri için yatırım ve destek sağlamaktayız. Yakında Türkiye’de internetin gelişimi büyük şirketler yerine bireysel girişimciler tarafından sağlanacak. Bu bizim gelecekte problem olabileceğini düşündüğümüz bir durum, çünkü biz de büyük bir şirketiz. Bu durumda biz de her şeyi kendimiz yapmaktansa, bireysel girişimcilerden yararlanabilmek için bağımsız internet şirketlerini desteklemeye karar verdik. Sanırım bu iki taraf açısından da çok iyi oldu. Çünkü biz piyasada olup biten pek çok ilginç olaydan yararlanırken, şirketler de ihtiyaçları olan finansmanı ve desteği sağlamış oldular.

Bu sizlere Okyanox’un Ixir’deki yapısı hakkında kısa bir bilgi verecektir. Ixir’in temelde dört ana bölümü vardır: Giriş, e-ticaret, yeni medya ve yatırım bölümü yani Okyanox. Artık bu bölümler ayrı şirketler haline geliyorlar. Okyanox bağımsız bir bölümdür. Bizler bu diğer bölümlerin fikirlerini etkilemeyiz ya da bu fikirleri alıp Ixir’in diğer bölümlerinde kullanmayız. Biz ayrı bir binadayız ve bu operasyonlarla aramızda engeller var.

Bu genel olarak operasyonun basit halidir. Yatırım yapıldıktan ve şirket Ixir’in portföyünün bir parçası olduktan sonra, bu şirket Ixir’in destek ağına giriş izni alır. Bu ağ sayesinde pazarlama, insan kaynakları, muhasebe gibi ihtiyaç halinde kullanılacak destek bilgilerine ulaşabilirler. Bazı şirketler bunlardan yararlanmakta, diğerleri ise bu ihtiyaçlarını tamamen kendileri tahsis ettikleri için ihtiyaç duymamaktalar. Buradaki esas amaç yeni kurulan şirketlerin başlangıçta oluşturmayı düşünmedikleri bazı kısımların oluşturulmasında yardımcı olmaktır. Bütün bu şirketler için esas amacımız  tamamen bağımsız olmalarıdır. Belli bir zamandan sonra bu şirketler Ixir ağından tamamen sağımsız olarak kendi başlarına büyüyebilmelidirler.

Bizim esas olarak yaptığımız mali destek sağlamaktır. Her şirket mali desteğe ihtiyaç duyar. Somut destek ve stratejik fiziksel servis hakkında zaten burada daha önce de konuşuldu. Ancak yine belirtmek istiyorum, bütün bunlar şirkete bağlıdır. Bazıları bunu hak ederler, bazıları etmezler.

Bu slaytta bir miktar daha fazla vakit harcamak istiyorum, çünkü bu size bizim ne aradığımızı ve Okyanox olarak ne tür şirketleri mali açıdan desteklenebilir bulduğumuzu göstermek ve bizim hangi kriterleri izlediğimizi belirtmek açısından faydalı olacaktır. Öncelikle ilk aradığımız özellik şirketin bir internet şirketi olmasıdır. Ancak bu ayırımı yapmak gittikçe zor bir hal almakta. Çünkü endüstri bu ayrımların dışına taşmış durumda. Burada internet şirketi olarak sadece interneti kullanan şirketleri değil, ana hizmetlerini sağlamak için internet ve mobil komünikasyon da dahil olmak üzere her türlü elektronik sistemi kullanan şirketleri kastetmekteyiz. Bütün bu tanımların günümüz gerçeklerine uyması zor görünüyor. Sadece internet şirketleriyle ilgilenmemizin nedenine gelince, anladığımız tek konu bu ve anlamadığımız konulara yatırım yapmak istemiyoruz çünkü bu pek çok probleme yol açabiliyor. İnternet şirketlerine yatırım yapmamızın ikinci nedenine gelince, bizce internet şirketleri bizim değer katabileceğimiz türden şirketlerdir. Yatırım arayan şirketler genellikle sadece para aramazlar. Onların aradıkları yatırım tarzı akıllı para adı verilen yatırım tarzıdır. Para ve yanı sıra gelen şeyler bu şirketlerin büyümesine ve piyasalardaki satın alma güçlerinin artmasına neden olmaktadır.

Diğer önemli bir nokta ise yeterlilik ve nitelikli yönetimdir. İnternet endüstrisinin bir yıl önceki durumunu ve nisan ayından önceki ve sonraki durumunu biliyorsunuz. Nisan ayından sonraki en önemli değişikliklerden birisi sermayenin internet şirketlerine de normal şirketler gibi davranmaya başlamasıdır. İnternet alanında büyük fırsatlar olduğu doğrudur ancak bu internet şirketlerinin iyi bir yönetime sahip olmama ya da iyi kar etmemek gibi lüksleri yoktur. Yani gerçeklere geri dönüş vaktidir. İyi bir yönetim çok önemlidir. Yönetimin neler yaptığını iyi bilmesi ve kendilerini işlerine adamaları gereklidir. Bu Okyanux’un diğerlerinden ayrıldığı bir noktadır. Biz düşük dereceli projelerle çalışmayız,  çünkü bu bizim risk profilimize uymaz. Yani bizim aradığımız girişimciler şirketlerini belli bir seviyeye getirebilecek, kişiler olmalıdırlar. Bizler o şirketin nasıl çalıştığını, neler yaptıklarını ve yeteneklerini görebilmeliyiz. Bizce bu yeterlilik ve nitelikli yönetimdir. Konunun özüne geri dönmemiz gerekirse; internet şirketleri gerçekten çok özeldir. Ancak şu da bir gerçektir ki temelde onlar da birer şirkettir. Sabit bir yönetim planları olmalıdır. Bizim şirketin neler yaptığından, piyasa şartlarında nasıl rekabet edeceğinden, bu şirketin rekabet ortamında ne gibi avantajları olacağından, ne kadar finansmana ihtiyacı olacağından ve bu finansmanın nasıl kullanılacağından haberimiz olması gereklidir. Bütün bu bilgiler ve aranılan özellikler bizim web sitemizde mevcut, bu bilgilere oradan da ulaşabilirsiniz.

Bundan bir yıl ya da biraz daha önce yatırımcılar şirketlere yönetim planlarının nasıl olduğu konusunda sorular sormazlardı. Ancak günümüzde belli bir yönetim planının yapılmasının önemi anlaşıldı. Ancak ben burada elli sayfalık ve masanın üzerinde bekleyen bir plandan bahsetmiyorum elbette. Ancak girişimciler yeni bir şirket oluşturmaya karar verdiklerinde akıllarında yönetim planını yaparken karşılarına çıkabilecek olan sorular karşısında cevaplar bulundurmalıdırlar. Bu sadece bizim için yaralı değildir. Bu çalışma, girişimcinin planının bütünü üzerinde çalışması açısından ve çalıştıkları projenin iyi sonuçlar doğurup doğurmayacağını anlayabilmeleri açısından önemlidir. Sonuç olarak diyebiliriz ki bu her şirket için sadece yatırım açısından değil, genel olarak da gerekli bir çalışmadır.

Önemli olan bir başka konu ise yüksek gelir ve kar potansiyelidir. Bu şu an için zor görünmektedir. Çünkü Türkiye’de internet ekonomisi yeni yeni gelişmekte ve ne yazık ki limitli sayıda yüksek gelir sağlayabilecek proje var. Bunun yanı sıra pek çok iyi derecede gelir sağlayabilecek iyi proje de mevcut ancak bunlar kabul edilebilir derecelerde değil. Ne yazık ki bu bizim de mücadele etmemiz gereken bir konu. Çünkü buradaki temel konu çıkıştır. Büyümesi limitli olan bir yatırımdan nasıl ayrılabilirsiniz? Bu şirket iyi bir şirket olsa da, yatırım yapılabilecek bir şirket olsa da, bu çok zordur.

Bunlar bir şirketin bize başvurması halinde izlenecek yollardır. İlk olarak bir ön görüşme yaparız ve ortaya atılan fikrin bizim desteklemek isteyebileceğimiz cinsten bir fikir olup olmadığını  anlamaya çalışırız. İkinci olarak gözden geçirme kısmına geçilir. Burada karşılıklı olarak bu fikirle ilgili iyi bulduğumuz ve kötü bulduğumuz noktaları tartışırız. Bu konuda kısa sürede bir fikir birliğine ulaşıp, bir ya da bir buçuk hafta içinde bu kısmı bitirmeye çalışırız. Bu alanlar ve sonucun üzerinden defalarca geçilir, çünkü her incelemede yeni yaklaşımlar ortaya çıkabilmektedir. Ve sonuçta iki tarafında halen ilgilendiği ve girişimcinin halen bizimle çalışmayı istediği bir durum söz konusu ise ve biz de halen bunun iyi bir proje olduğunu düşünüyorsak, bu durumu sabitleyen bir aşamaya geçerek bir memorandum imzalarız. Ayrıca bu memorandumdun onları ya da bizi benzer yeni kaynaklar ya da benzer projeler aramaktan alıkoyup koymayacağını da açıklığa kavuştururuz. Artık bundan sonra bir  ay ya da daha fazla bir süre boyunca oturup, bu projenin yapılıp yapılamayacağını belirlemeye çalışırız. Eğer her şey olumlu bir biçimde giderse biz bir teklifte bulunuruz ve bir anlaşma yapılır. Ne yazık ki süreç özellikle de altıncı ve yedinci kısımları çok uzun sürmekte.

Şimdi bahsedeceklerim şirketlere önerebileceğimiz daha başka desteklerdir. Bunlardan ilki olan maddi desteği şirketler üretimde ve üretimin temel aşamalarında kullanabilirler, ürün geliştirme, insan kaynakları, altyapı sistemleri, dış giderler, bir şirketin büyümek için ihtiyaç duyduğu sermaye, bu liste böylece uzatılabilir. Bunlar bizim bir araya getirdiğimiz önerilerdir. Ayrıca bunlara ek olarak fiziki destek de vermekteyiz. Bu yeni başlayan bir şirket için gerekli olan temel ofis malzemeleri ve e-ticaretle uğraşacak olan şirketler için e-ticaret desteği şeklindedir. Bütün bunlara ek olarak ayrıca stratejik finansal planlama ve ticaret ve reklam araştırmaları hizmeti de sağlamaktayız. Bütün bunlar Ixir tarafından finanse edilen bir şirketin yaralanabileceği olanaklardır. Daha önce de belirttiğim gibi Ixir tarafından sağlanan bütün bu olanaklar bu şirketleri desteklemek için yönlendirilebilir. Bu servisler daha önce de anlattığım gibi muhasebe, pazarlama, satış, e-ticaret ve insan kaynaklarıdır.

Eğer bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyaç duyarsanız lütfen web sitemizi ziyaret edin ya da bize bir telefonla başvurun.

Teşekkürler.

BAŞKAN-  Çok teşekkürler Andrew. I-live’ı tandık, Okyanux’u tanıdık, şimdi sırada Superonline’ın girişimi Icubatr var. Gökhan Bey anlatacak. Bu arada ben bir reklam yapmak istiyorum. Gökhan Bey bir reklam arası alabilir miyim. Şimdi bizim internet teknolojileri derneğinin bu konularda düzenlediği faaliyetler oluyor. Onlara katılmanızı dileriz çünkü her seferinde başka insanlar oluyor, gerek yatırımcılar olsun gerek iştirak ortakları arayanlar olsun. Sonra internette çok kaliteli bir grup var. Turkeyhitech@egroups.com diye bir e-mail tartışma listesi var. Orada gerçekten bu konularla ilgili çok güzel tartışmalar yapılıyor. Konuyla ilgili bir çok kontak bulabiliyorsunuz. Sermaye arayanlar veya yatırım yapmak isteyen insanların bir araya geldiği güzel bir ortam turkeyhitech@egroups.com. Teşekkür ederim reklamlar için.

Gökhan Bey...

GÖKHAN KARAKUŞ- Ben biraz bir ön konuşma yapayım. Ben Türkçe konuşacağım; ama prezentasyon İngilizce.

İlk önce şirket ve olacak şirket ismi Incubatr. Yani o tr domainini bulamadığımız için Incubater’ı, Incubatr yaptık. Biz Superonline’dan bağımsız çalışıyoruz ve bağımsız çalışacağız. Şimdi kurulma aşamasındayız. Avukatlar ve muhasebecilerle konuşuyoruz. Şirket ayrı bir şirket olacak ve gösterilen faaliyet de business incubation olacak. Biz bu işe üç dört ay evvel başladık. Ben Superonline’ın içinde bir intr olarak bunu Superonline’a teklif ettim ve kabul edildi. Yani Superonline içinde çıkan bir fikir olarak bir şirket kurmak anlamında yönetim kurulumuzda onaylandı. Böylece bir ayrı bir şirket olarak kuruluyor.

Biz neler yapıyoruz? Ben burada Silikon Vadisinin ünlü vc’lerinden birisi olan John Doar, Clayde and Perkins Co. Field’ın kendi görüşünü okuyacağım:

            “We help assemble and than invest in a team of entrepreneurs and scientist. Usually the ventures are start-ups; sometimes are already going, I call these speed ups. Occasionally we see opportunities like two way paging or cable modems and pull together, co-ventures of entrepreneurs and cooperate partners. In the end we are recruiters who pay for the right to help the team. You are those with the shares of stock.”

            “Bizler girişimciler ve bilim adamlarının bir araya toplanmasına ve finansmanına yardımcı oluruz. Genellikle risk sermayelerimiz yeni kurulan ya da kimi zaman eski şirketlerdir, ben bu şirketlerle uyguladığımız çalışmaya hızlandırma adını veriyorum. Bazen çift yönlü uygulamalar ve kablo modemler gibi fırsatları değerlendiriyoruz. Son olarak da bizler takımlara yardım eden kişileriz. Bunlar da sizler gibi hisse sahipleridir.”

            Aslında biz de böyle çalışmayı hedefledik ve böyle çalışıyoruz. Biz girişimcileri fikirlerini bulduktan sonra gerekli olan ekipleri toplamaktır. Yani Türkiye’de bu işi yapan şirketleri insanlardan oluşturacağız. Gidip makineler kurabilirsiniz, ancak daha sonra o makineler sizin işinize yaramaz. Çünkü, burada önemli olan onları kullanacak gerek teknik anlamda, marketing anlamda ve management anlamda insanlardır. Bu nedenle o insanları bir araya getirmek bizim stratejimizi oluşturuyor. Biz bunu nasıl yapıyoruz? Biz bunu yaparken incubate modelini yapmayı hedefledik. Neden? Çünkü Türkiye’de, silikon vadisinde bulunan eko-sistem bulunmadığı için bizim bunu sıfırdan yaratmamız gerekiyor. Şimdi silikon vadisine giderseniz orada girişimciler, risk sermayecileri, yatırımcılar bir de yeni çıkan incubaterların her yerde bulunduğunu görürsünüz. Bunlar Türkiye eksik durumda. Türkiye’de son altı ay içerisinde kar yapmayan şirketlerin hisse senedi piyasasına girmesine izin verildi. Aynı zamanda burada herkes risk sermayecisi deniliyor, çok güzel ama biz bu risk sermayesi işini en fazla bir iki senedir yapıyoruz. O nedenle biz de yeniyiz bu konuda. Ben internet teknolojisi ve internet dünyasından gelen bir insanım. Biz hepimiz bu konuda yeniyiz. Biz yeni bir eko-sistem oluşturuyoruz. Risk sermayeciliği apayrı bir meslek. Bu mesleğin yeni bir tipi incubater. Biz kendimiz orada görüyoruz. Biz aslında incubaterız. Bu biraz da verdiğiniz hizmetlerin altında yatan fonksiyonlardan kaynaklanıyor.

            Biz incubation’a aslına yeni nesil risk sermayeciliği adını veriyoruz. Incubation Amerika’da geçen sene modaydı. Bu konuda bayağı bir şirketin kurulduğunu gördük. Bu sene bunların yüzde ellisinin batışını izledik. Bu nedenle esasında incubation çok hızlı bir moda olarak geldi geçti diyebiliriz. Bazı çok ünlü ve başarılı incubaterlar kendilerini artık incubater olarak tanımlamak istemiyorlar. Mesela Idea-Lab ya da Bill Gross son üç dört aydır ben incubeter değilim demeye başladı. Çünkü incubaterın piyasadaki modası artık bitti. Biz zaten bu işe moda olduğu için girmedik. Biz burada uzun vadede bir kuruluş kurmayı hedefledik ve bu iş şeklinin ve işin ismine incubation dedik. Bu nedenle şirketin isme Incubatr.

Şimdi incubate yaparken biz neler yapıyoruz biraz ondan bahsetmek istiyorum. Bizim için diğer arkadaşlar gibi zaman çok önemli. Ben Türkiye’de beş altı senedir internet işiyle uğraşıyorum ve işlerin çok ağır gittiğini görüyorum. Ağır gitmesinin sebebi kaynak ve bilgi eksikliği. Biz incubation yaparken neler yapıyoruz. Öncelikle fikirleri buluyoruz. Fikirleri nereden bulduğumuzu ileride açıklayacağım. Finansman sağlıyoruz, stratejik danışma hizmeti veriyoruz, ofis donanımlarını ve internet bağlantılarını sağlıyoruz, legal HR, lojistik, muhasebe gibi konularda yardımcı oluyoruz ve bu hizmetleri de sağlıyoruz, ayrıca teknik pazarlama danışmanlığı sağlıyoruz.

Incubatr, olarak asıl işimiz incubation konusunda yardımcı olmaktır. Şimdi listemize tekrar dönebilirsek göreceksiniz, bizim iki tür hizmetimiz var. Öncelikle bir yardımcı olmak konusu var. Bu çok önem verdiğimiz bir konu. Bu sadece bir ofis değil, incubation işine özel yapılmış bir ofis. Yani dolapların nerede olduğuna, masaların büyüklüğüne kadar ve o masaların, toplantı odalarının, kafeteryaların görünüşü, kullanımının detaylarına kadar indik. Ayrıca orada bir donanım ve yazılım konuları da var. Donamın konusunda biz Sun ile Türkiye’nin ilk visit-incubation anlaşmasını imzaladık. Biz Sun’ın altyapısını kullanıyoruz. Bu altyapı incubate işine özel yapılmış bir altyapıdır. Yani plug and play sistemiyle bir sürü yazılımla, yani veri tabanı, program, programa yardımcı araçları bizim incubate ettiğimiz şirketler kullanabilecek durumdalar. Ve bunun da ötesinde bizim back-office tarafında da, biraz detaya gireceğim ama bu önemli bence, plug and play sistemini kurmaya çalışıyoruz. Orada örnek olarak Xerox’un Power And Research Center adlı bir bölümü vardır. Buna Xerox PARK da deniliyor. Xerox PARK Gooey gibi yazılımların ve ilk teknolojilerin çıktığı bir bölümdür. Orada meşhur plug and play sisteminin ötesinde sanal masa üstü olayı vardı. Yani kişiler kendi masa üstüne istedikleri yerden ulaşabiliyorlardı. Biz düşündük ki aslında yaratıcılık bir ofis ya da masa üstünde değil, dolaşırken, başka yerlere giderken, çıkan bir olaydır. Bu nedenle biz insanları Incubatr’ın içinde sanal masa üstü imkanını da sağlayacağız. Şimdi o da kuruluyor. Bizim kuruluşumuzda ofis, donanım ve yazılım bu işe göre yapılmıştır. Yani esasında biz bir fabrika kurduk. Biz kendimize .com fabrikasıyız diyoruz. Ve biz bu fabrikanın çalışma detaylarına kadar indik.

Biz neye odaklandık? Incubatr olarak bizim işimiz Türkiye ve çevresinde inter-mobil ve dijital şirketler oluşturmaktır. Biz daha çok tohum aşamasına odaklanmış durumdayız. Biz sorun çıkan bir şirkete direk yatırım yapmıyoruz. Biz her şeyi sıfırdan kuruyoruz. Yani fikir bize geliyor, daha sonra biz onu bizim alt yapımız üzerinde oluşturmaya başlıyoruz. Bunları neye göre yaptığımıza gelince, burada dikkate aldığımız nokta piyasa potansiyelidir. Yani izlediğimiz kanıtlanmış ya da başarılı olmuş iş modelleridir. Bunu yapmamızın nedeni internet teknolojisinin Türkiye’ye geç gelmesidir. Avrupa’da ve Amerika’da denemiş modeller mevcuttur. Biz bu modellerin arasından seçiyoruz. Bakıyoruz hangisi Türkiye’ye daha uygun, o modeli getirmeye ve uygulamaya çalışıyoruz.

Bizim misyonumuz, bu kısmı İngilizce olarak okuyacağım;

“To identifying develop companies that can be local market leaders in the following areas, internet and world wide web commerce and content, wireless internet content services and broadband internet.”

“Gelecekte yerel piyasaların liderleri olabilecek olan şirketleri belirlemek, internet ve world wide web ticareti ve memnunluğunu sağlamak ve kablosuz internet ve geniş bantlı internet sistemlerini oluşturmaktır.”

Yani biz IP bazlı ağlara yatırım yapıyoruz. Bizim temel noktamız burasıdır. Yani TCP/IP varsa biz oradayız, yoksa biz yokuz. Dünyada, GSM teknolojisi paket tabanlı bir sisteme doğru gitmektedir, aynı şekilde dijital televizyon sistemleri de paket tabanlı bir sistemin yolun açtı. İşte biz tam oradayız. O IP bizim temel noktamız. Çünkü IP teknolojisi ve paket teknolojisi birbirlerine benzeyen teknolojilerdir. Mobil sistemlere ve bizim klasik web sistemlerine kadar uzanacağına inanıyoruz.

Bu birleşme platformuna gelebilirsek, biz de aynı zamanda Incubatr, Superonline ve Turkcell Şirketler grubu içinde çalışan bir şirket olarak görüyoruz bu işi. Biz piyasaya göre fırsatçıyız. Türkiye’de pazar fırsatı olarak ne gerekiyorsa onu yapacağız. Bu konuda Turkcell, Superonline ve Digiturk’ün son altı aydır çalışmaları var. Bu çalışmaların detaylarına girmeyeceğim. Ama şunu bilmeniz önemli, bu birleşme platformuna doğru gidin bir yol. Ve biz tohum aşamasında çalışırken bu platforma uygun bir şeyler yapmaya karar verdik.

Bizim kurduğumuz şirketler aynı zamanda Ixir’de, Turkport’ta ya da başka yerlerde yer alabilir. Biz öyle bir kısıtlama koymuyoruz, ya da burada çalışacaksınız demiyoruz. Yani piyasadaki fırsatlar önemli. Ama bu grup birleşme platformuna doğru gidin bir grup. Belki ileride İşbankası-Tim’de bu tarafa doğru gelecek, biz bunu bilemiyoruz. Zaten açık platform şirketleri konusunda şöyle bir düşüncemiz var; Türkiye’de son otuz kırk senedir büyük holding şirketleri tarafından yönetilmiş bir ekonomi gördük. Şimdi bu holding ekonomisi biraz değişmeye başladı ve şirketlerin holdingler dışında da çalışması ya da başka holdinglerle de çalışması gündemde. Biz de buna inanıyoruz. Bu nedenle serbest bir platformumuz var. Kimle isterlerse çalışabilirler. Burada önemli olan piyasa fırsatlarıdır. Zaten stratejimiz, piyasa fırsatları ve ekonominin veriminden para kazanmak.

Şimdi herkes bizim hangi şirketlere odaklandığımızı soruyorlar. Bizim belirli bir şirket modelimiz yok. Zaten dediğim gibi IP’ye odaklanmış durumdayız, .com şirketleri üretmeyi düşünüyoruz. Zaten yazılım şirketleri oluyor çoğu. Hiç donanım konusuna girmedik. Ama genelde örnek vermemi isterseniz, işten-işe bizim ilgilendiğimiz konulardan birisi, BTC anlamında elektronik ticaret ve direk pazarlama bizim ilgilendiğimiz konulardan birisi, geniş bant servisleri ve programları ve mobil servisler bizim ilgilendiğimiz konular. Aslında bugün B’den  B’ye, B’den C’ye, C’den C’ye gibi ayrımlar bizim için önemli değil. Çünkü bu artık argolaşmaya başladı ve önemi yok. Bir verim ya da katma değer görebilirsek, bizim kurduğumuz çoğu iş bugün aynı zamanda B’den C’ye, B’den B’ye ve C’den C’ye de çalışıyor. Bu nedenle sırf bunu yapacağız demiyoruz.

Biraz hızlı geçeceğim. Biz bu başlangıç şirketlerini nasıl üretiyoruz? Süreçler zaten birbirine benzeyen süreçlerdir. Yedi aşamalı bir sürecimiz var. Üretim fikirleri, değerin belirlenmesi, sermaye, planlama ve strateji, kuruluş, geliştirme, başlatmak ve takip etmek.

Bu fikirler nereden geliyor? Şimdi, biz bir web sitesi açtık ve son iki aydır her gün yaklaşık beş fikir geliyor bu web sitesine. Yaklaşık iki yüz, üç yüz fikir kadar bize geldi. Fikir tabii ki önemli ancak asıl önemli olan fikrin arkasındaki insanlardır. Yani Adnrew’ın dediği gibi, Richan’ın dediği gibi, burada önemli olan yönetim. Sen bu işi nereye getireceksin kardeşim? Tamam fikir güzel ancak sen bunu hayata geçirebilir misin? Sen hayata geçiremezsen senin yanında bunu hayata geçirebilecek birileri var mı? Bu çok önemli. Bir de ayrıca bu fikirler her zaman bir girişimciden gelmiyor. Yani John Dore’un dediği gibi bu bazen bir şirketten gelebiliyor. Bize bir şirket geliyor ve diyor ki, ben böyle bir şey yapmayı düşünüyorum ama nasıl yapacağım? Bu bize gelen bir teklifti. Yani o şirketi bir girişimci olarak da görebiliyoruz. Bu nedenle girişimcinin bir girişimci olması şart değil. Yani karşımızda bu işi yapmak isteyen bir insan olabilir, bir şirket olabilir, birden fazla şirket olabilir. İşin toparlama kısmı bize ait. İnsanlar bize sitemizdeki form yardımıyla, çok basit bir form var sitemizde, Incubatr.com adresinde, şimdi geliştiriyoruz, fikirlerini gönderebilirler.

Dediğim gibi fizibilite yaparken yönetim çok önemli. Bu işin kilit noktasıdır. Ayrıca piyasa önemli, nelerin olduğu ya da olmadığı önemli, sosyal fizibilite ve teknik fizibilite gibi konular önemli, bir de piyasa fırsatları önemli. Bunlar klasik şeyler. İyi bir iş kurmak istiyoruz, Türkiye şartlarına uygun olsun istiyoruz, Türkiye gibi ülkelerde uygun olsun tarzından fizibilite çalışmaları yapıyoruz.

Sermaye konusu da herkesin sorduğu bir konu. Ne kadar para veriyoruz? Bunu açık bir şekilde söylüyoruz. Senede dört ila yedi şirket arasında yatırım yapmayı hedefledik. Bunu bu sene içerisinde yapıyoruz. Ortalama dört yüz beş yüz bin dolar kadar yatırım oluyor.

Bu şirketleri sermaye ile destekledikten sonra ilk olarak iş planları üzerinde duruyoruz. Zaten biz gelmeden bir iş planı üzerinde uzlaşmış oluyoruz. Diyoruz ki tamam bu iş planı iyi, bunu bizim yatırım planımıza uyarlayabiliriz. Ama ondan sonra o iş planına ince ayar yapıyoruz. Yani oradaki varlıklarıyla neler yaptı, nereye gitti, organizasyon gibi. Mesela organizasyon bizim çok önem verdiğimiz bir konu. Yani çok güzel iş planları çıkartabilirsin ancak bunları hayata geçirebilecek insanlar yoksa hiçbir şey yapamazsın. Bu nedenle organizasyonlarda ne tür insanlar bu işi yaparlar? Var mı, gördük mü? Biz şimdi bize insanlar talepleriyle geldikçe biz onların veri tabanını tutuyoruz. Yaklaşık yüz, yüz elli kişilik bir veri tabanı oluşturmaya başladık. Bunu bir hizmet olarak da görüyoruz aynı zamanda. Bizim şirketlerden ben böyle bir insan istiyorum diyen olunca veri tabanımıza bakıyoruz. Böyle bir insan vardı altı ay evvel, bakalım nereye gitti, neler yaptı diye. Bunu büyütmeyi hedefledik.

Marka ve değişken pazar stratejileri de bizim açımızdan çok önemli. Marka konusuna Türkiye’de çok önem verilmediğini gördük son üç dört yıldır. Yani marka sadece bir logo değildir, logo onun arkasında duran tüm insanları birbirine bağlayan bir kimliktir. Sırf bir grafik değildir. O logonun üzerinde çok duruyoruz ve kimlikleştirme olayı bizim içimizdeki strateji grubunda gerçekleştiriyoruz.

Tabii ki işin teknolojik yanı çok önemli. Zaten teknoloji şirketi olarak çalışıyoruz. Teknoloji olarak dediğimiz gibi daha çok projelerimizi Sun üzerinde gerçekleştiriyoruz. Burada Sun’ın bize verdiği bir takım katma değerler var. Profesyonel servisler anlamında, makine indirimi gibi. Sun’ın üzerinde çalıştığı elektronik ticaret, içerik, mobil iletişim gibi yazılımlar üzerinde çalışmaya başladık. Orada dediğim gibi bir donanımın üzerinde bir yazılımları mevcut. O yazılımları bütünden ayrı olarak bulunan bir modül halinde oluşturuyoruz.

İşin organizasyon kısmında dediğim gibi biz bu hizmeti ofis tabanlı olarak veriyoruz. Ofisimiz Ulus’ta. Superonline’ın eski ikinci binası galiba. Orada iki katımız var. Orada tüm bu bahsettiğim temel yapı, danışmanlarımız, teknik kadrolarımız, teknik geliştirmemiz bulunuyor. Bir, iki şirketle dışarıdan çalışıyoruz. Özellikle işin banding tarafını içeride yapmıyoruz. Onu beraber dışarıda bir şirketle yapıyoruz. Birisi burada Türkiye’de, birisi yurtdışında Avrupa’da. Onlarla beraber çalışıyoruz. Ve Sun da bizimle teknik konularda çalışıyor. Bir de bir tane daha teknik danışmanımız var. O da Gelgit adında bir şirket. Onlarla beraber çalışıyoruz. Bizim çekirdek yapımızda değiller. Çünkü beklentimiz o şirketlerin o seviyeye gelince kendi çekirdek yapılarını, özellikle yazılım tarafını kendilerinin oluşturmasını sağlamak ve diğerlerini hız nedeniyle kendileri yapamazlarsa başkalarına yaptırmak.

Peki, saate bakıyorsunuz, ben bitireyim artık. İş geliştirme teknolojileri ve marka geliştirme konuları bahsettiğim konular. Şimdi bu şirketler artık çalışmaya başladıktan sonra biz bunları takip ediyoruz tabii ki. Başlangıç aşaması bizim için çok önemli. Bu aşama insanların ilk bu şirketleri ve bu hizmetleri gördüğü zamandır. Başlangıç programlarımızı şimdi oluşturuyoruz. Zaten ilk devirdeyiz şimdi. Başlangıç aşamasına ulaşan ilk şirketlerimizi ocak ya da şubat ayında göreceksiniz. Orada başlangıçtan sonra bu şirketleri dışarıya doğru yönlendirmeye çalışıyoruz. Yani bizim içimizde en fazla altı ay bulunması taraftarıyız. Yedinci, sekizinci aylarda kendi ofislerinde kendi internet bağlantılarıyla çalışacak olan şirketler bunlar.

Bizim kazancımız nedir? Tabii ki biz bu şirketleri kazançlı olmaları için oluşturuyoruz. Yani bizim iş planlarımızda bu şirketlerin kara geçmesi çok girişken bir şekilde bizden çıktıktan sonra bir buçuk sene içerisinde hedefliyoruz. Üç dört sene değil. Biraz daha ön plana çekmek istedik ve biraz daha kısa vadede yapmalarını istedik. Karlı şirketler oluşturmaya çalışacağız. O bizim hedeflerimizden birisi.

IPO’ya giden bir yol var. IPO yolu Türkiye’de internet şirketleri için biraz yeni bir yol. Ancak biz de bir takım bazı uluslararası IPO’larda bulunabileceğimizi düşünüyoruz. O da olasılıklara da bakacağız. O daha çok Türkiye’deki bir Pan-Avrupa bir .com şirketinin oluşumunu yapacağız belki. Veya bir uluslararası şirketin oluşumunu gerçekleştireceğiz.

Biz tabii ki bu şirketleri başkalarına satabiliriz. Bizdeki hisselerini satabiliriz. Bunu açıkça söylemek isterim. Herkes bilsin. Bizi oluşturdunuz, sonra bizi herkese satabilir misiniz. Tabii, biz satabiliriz, bu işin ticareti tarafı var. Yönetime bir takım geri ödeme olasılıkları veriyoruz. Yani yöneticiler gerekli paraları bulabilirse bizden o hisseleri geri alabilirler. Ve işin olumsuz tarafı, son bir senede gördüğümüz, varlıkların tasfiyesi olmuştur.

Bizim tohum aşamasından itibaren bu işi yapmamızın bir nedeni, baktık, bir şirket oluşturduk, onlar bize bir yazılım yazdılar, dışarıya çıktılar, ondan sonra battılar. O varlık, özellikle yazılım tarafı bizde duruyor. Yani o varlık tamamen yok olmuyor. Biz böylelikle bir kalıcı bir mal yapmış oluyoruz. Yani o bizim içimizde, bizde yazılım olarak duruyor. Başka şirketler bunu kullanabilecek durumda geliyorlar.

Son slaytım sıkça sorulan sorular. Hızlı geçeceğim. Ben sana fikir gönderdim Gökhan, bana NDA imzalayacak mısınız. Yok. Neden? Çünkü bana bir sürü benzeyen proje teklifleri geliyor. Aynı fikirde projelerin geldiği NDA’leri biz imzalamıyoruz. Biz sizinle çalışacaksak, biz bu şirketin ne kadarını alacağız? Yani bu değişiyor. Siz masaya ne kadara varlık getirebilirseniz, o kadar da alacaksınızdır. Ancak incubation sırasında biz o şirketi kontrol etmek istiyoruz. Çünkü orada bir takım markalama, iş planlama ve teknolojik konularla ilgili bir takım kararlar bizde olsun istiyoruz. Ondan sonra bizler hisse sahibi durumuna geçmek istiyoruz.

İyi fikir nedir? İyi fikir aslında, bunu İngilizce olarak okuyacağım;

“Anything that provides business efficiencies using internet technology.”

“İnternet teknolojisini kullanarak iş verimliliği sağlayan her şey”

Bu kadar. Bir TCP/IP kullanıcısı bir işe bir verimlilik getirsin. O kadar. Incubatr.com adresinden bize ulaşabilirsiniz. Benim e-mail’ım gokhan@incubatr.com. Teşekkürler. Richan’a, organize ettiği için teşekkürler.

BAŞKAN- Teşekkür ederim Gökhan bey. Saatime baktım; çünkü konuşmalarımıza sözel bir müdahale olsun istemedim, gerçekten çok güzel konuşmaydı. Süremiz fazla olmadığından, bir de konuşmacılarımızı da katmak istiyorum, işin şu boyutunu bitirdik: Risk sermayesi şirketlerinden üçünü tanımış olduk, iki de konuğumuz var, Onur Digilane’de Ilab’ın yatırım yaptığı şirketin yetkilisi. Özkan Erener vardı, Veri Park’tan, o gelemedi. Bir tek örneğimiz olacak, zannediyorum zaten aranızda da bu tür şirketler var, Onur, siz ne yaptınız, nasıl geldiniz, Ilab size ne tür yardımlarda bulundu, zannediyorum bunları anlatacaksın.

ONUR .....- Ben, Digilane .... Internet Servisleri A.Ş.’nin kurucu ortaklarından biriyim. Kurucu ortak olarak, esas olarak sizinle hemen hemen aynı taraftayım. Yani, bizim bir venture capital firması olmadığımız ortada. Biz, daha ziyade PIS olarak belirtilen tipte bir şirketiz. Kısa bir şekilde Digilane’in ne olduğunu ben hızlı bir şekilde anlatayım; ondan sonra da niçin burada bulunduğumla ilgili birkaç şey söyleyeceğim.

Digilane, aslında bir PIS, professional Internet services türünde bir şirket. Sizin iyi bir fikriniz olabilir veya elinizde bir şirket olabilir veya herhangi bir şekilde bir organizasyonunuz olabilir, bunu çalıştırmak istiyorsunuzdur ve bunu dijital olarak yapmak istiyorsunuzdur. Niçin dijital olarak yapmak istiyorsunuz; nihayetinde bir gün her şey dijital olacak, bu bir zaman meselesi. Önce başlayanlar, kendilerinde bu bilgiyi biriktirmiş olmalarından dolayı veya doğru insanlarla birlikte çalışıyor olmalarından dolayı competive advantage dediğimiz türden bir advantage’a sahip olacaklar.

Dijitalleştirmenin de iki tane ana konusu var; bir tanesi e-bussiness, e-iş dediğimiz, bir tanesi de e-commerse, ticaret dediğimiz alan. Digilane, iki alanda da; hem teknolojik konsaltınsı, hem de teknolojinin geliştirilmesi konusunda hizmet veriyor. Hem proje bazlı veya -aslında proje lafını direkt olarak kullanmak istemiyorum; çünkü bu, sizin işiniz- size hem iş bazlı destek veriyoruz, hem de bizim dig in diye bir ürün ailemiz var, o ürün ailesi çerçevesinde genel olarak şirketlerin, global anlamda bütün şirketlerin ortak problemleri olan e-commerse’i hızlı, temiz bir şekilde yapabilmeye, çabuk .. olma, bunu belli standartlarda yapılma sorununa çözüm bulan XIS diye bir ürünümüz var. Aynı dijin ... ailesinde kendi içinizde tim olarak iyi çalışabilmeniz ve yapılan işlerin takibi, bu dokümanların takibi, her şeyin dijital olmasıyla ilgili eksperus diye bir paketimiz var. Bizce bu iki paket, ilk etapta .. edildikleri şirketlerde başarının bir kısmını garantiliyorlar. Bizim esas olarak yaptığımız iş bu, çalıştığımız sektör bu.

Nasıl bir iş anlayışı öngörüyoruz? Bizim iş anlayışımız çok basit; biz, sizin iş ortağınız olarak sizin yanınızdayız. Yani, bizim amacımız, size bir şey satmak veya bu şekilde herhangi bir direkt gelir elde etmek değil. Biz, sizin iş ortağınızız, size gerekli danışmanlık hizmetlerini veriyoruz, teknolojiyi nasıl kullanmanız gerektiğini öğretiyoruz, hangi noktalarda nasıl avantaj sahibi olacağınız hakkında fikirler sunuyoruz ve bunu direkt olarak gerçekleştiriyoruz.

Bu noktada tabii size olabildiğince anahtar teslimi servisler vermek istiyoruz. Çünkü, yeni ekonomi veya yeni ekonomi demek istemiyorum; ama önümüzdeki yaklaşık bundan sonraki 10-20-30 yıl, yani dijital teknolojiler hayatımıza tamamen hakim olana kadar, bu elimizdeki konsolide olana kadarki zamanda zaman önemli. Neyi ne zaman yaptığınız, nasıl yaptığınız, hangi hızla nasıl bir profesyonel destek aldığınız çok önemli ve bunu alamayan şirketlerin direkt olarak çok zor durumda kalacağını söyleyebilirim. Bu noktada, 3-5-10-20 kişiyle konuşmak veya bir ihtiyacı için şu adamla, başka bir ihtiyacı için şu kişiyle konuşmak pek fizibl bir şey değil. O yüzden, anahtar teslimi bütün hizmetleri sizin için veriyoruz. Bunu nasıl yapıyoruz? Biz, tabii ki hepsini yapmamız mümkün değil. Kendi iş ortaklarımız var; bu iş ortaklığımız çerçevesinde eğer probleminiz varsa, biz kontağa geçiyoruz, bağlıyoruz. Hemen hemen bu tip işlerin hiçbirinden bir gelir sağlamıyoruz. Bizim esas olarak size direkt sağladığımız şey; danışmanlık ve teknolojinin uygulanması.

Bu çerçevede bir önemli nokta daha var; eğer bizim iddiamız, müşterilerimize ve birlikte çalıştığımız insanlara, iş ortaklarına ideal bir çözüm sağlamaksa, teknolojinin her yerinde bulunmak zorundayız. O yüzden IBM’in, Oracle’nin, Microsoft’un çözüm ortağıyız; yine Türkiye’de belli başlı kilit servisleri veren şirketlerin çözüm ortağıyız. Bu konuda size direkt bir anahtar teslimi veya direkt paket çözüm sunuyoruz. Digilan, bu tip bir şirket. Benim burada bulunmamın nedeni, esas olarak sizin tarafınızdan olaya bakabilmek; yani, biz, kurulduğundan daha sonra, ileriki bir aşamada, venture capital bulmuş bir firma olarak hemen hemen beyefendinin anlattığı pozisyonların hepsinin farkındayız, kendi bussines planımızı da hazırladık, olayın nasıl olduğunu da gördük, niçin değerli olduğumuzu da biliyoruz.

Bu konuda benim tarafımdan bakıldığı zaman, size direkt olarak şunu söyleyebilirim: Bundan sonraki zaman, bundan sonraki tarih insan odaklı akıyor; yani dedikleri gibi, bundan sonra Türkiye’de büyük gelişmeleri yapacak şirketlerin büyük holdingler değil de küçük girişimciler olmasının nedeni bu. Çünkü, büyük holdinglerin bu tip hızlı yapıları veya oturup 20 saat, 25 saat, yani günde 25 saat çalışacak insanları yok. Esas olarak bundan sonra ne yapılıyorsa, sizin, bizim gibi insanlar tarafından yapılacak. Bu noktada tabii bazı desteklere ihtiyaç var. Başarılı olmanız için 5 tane önemli nokta var. 100 kişi hemen hemen dijitalizasyon çerçevesinde; yani tarihimizin getirdi veya önümüzdeki imkân sayesinde bütün insanlar, bütün şirketler, sizin hayatınız da zaten bu teknolojiler çerçevesinde gelişecek. Bunun bir zamanı var, aslında bunun bir oportiont’u var; ama bu oportiont sonsuza kadar kalmayacak, hatta uzun bir süre kalmayacağını da size söyleyebilirim. Bizim venture capital bulmamızın nedenlerinden bir tanesi de bu. Biz, hızlı büyüyoruz, para da kazanıyoruz; ama asla ve asla marketin en tepesindeki üç adam olacak kadar para kazanmıyorduk. Dolayısıyla ilk görülen şey, finansman olayının gerçekliği; finansman bulmak zorundasınız. Finansman bulmadan sağlıklı ve güçlü bir büyüme sağlayamıyorsunuz veya hizmetlerinizi derinliğine geliştiremiyorsunuz.

İkinci büyük önemli ihtiyaç da profesyonel yönetim. Ne olursa olsun, ya kendi içinizde profesyonel yönetimi gerçekleştirmek zorundasınız ya da profesyonel yönetim veya profesyonel insanlara ulaşacak kaynakları önünüzde açmanız gerekiyor. Dolayısıyla hem venture capital, Incubater denilen firmalar, size finansmanın yanı sıra, bu insanlara kaynaklar da açıyorlar. Yani birinci yılında kurulmuş, 5 tane mühendis insan tarafından veya bilişimciler tarafından kurulmuş bir firmanın profesyonel bir yönetici şirketine kalkması, rakamlar itibariyle hemen hemen imkânsız.

Yine birkaç tane daha önemli nokta var; bunlardan bir tanesi de teknoloji. Her şeyin dijital olarak gerçekleşeceğini kabul ettiğimiz noktada, sizin ister istemez teknolojiyi bilmeniz gerekiyor. Ancak, bu tip şirketlerde iki tane önemli nüve var: Bir tanesi, teknolojik üstünlüğü sürekli sağlayacak bir kişi, yapı, kurum veya herhangi bir şey olması lazım. Bir tanesi de, bu teknolojinin getirdiği market oportiont’u değerlendirecek bir işin sahibi olan bir insan olması lazım.

Bu noktada, biz Digilane olarak, diyebiliriz ki; biz, Türkiye’de herhangi bir şirketin dijitalleşmesi konusunda profesyonel destek veriyoruz ve bunu teknoloji bazında yapıyoruz. Bu bizim değerli olmamızın nedenlerinden bir tanesi; çünkü bizim inancımız, eskiden herhangi bir dominant bir bilgisayar programlama dili veya dominant bir işletim sistemi 3 veya 4 yılda değişirken, bu frekans hemen hemen yakın zamanlarda bir seneye indi. Bu, yakın zamanda bir senenin altına inecek; daha da ilerde, yani ütopik olarak gördükleri, -hoş, ütopya bizim hayatımız dışında gerçekleşen bir olay ama- çok uzak olmayan bir tarihte siz burada yaptığınız işlemlerden dünyanın herhangi değişik yerlerinde sizin kullanacağınız, rafta bulacağınız veya direkt lound up edeceğiniz yazılımlar yapılıyor olacak.

Böyle bir durumda, biz şuna inanmıyoruz: Herhangi bir şirketin IT departmanının oturup da bu teknolojiyi takip edebileceğine inanmıyoruz. Bunun için profesyonel şirketler, bunun için profesyonel insanlar var. Ancak, onlar kendi içlerinde yaptıkları dinamikler ve ortaya koydukları değerle bu işi takip edebiliyorlar ve bu insanların destek verdikleri dat.com’lar olsun, teknoloji şirketleri kendileri için Compety ve advantage dediğimiz, sürekli üstün teknolojiyi kullanıyorlar; rakiplerini sürekli üstün teknolojiyle sindirme ve yeni pazara giren insanların önüne bu teknoloji ve know-how’u koyma konusunda bizim gibi firmalara ihtiyaç duyacaklar.

Genel olarak benim diyeceklerim böyle; yani birinci dikkat edilmesi gereken, kısa zamanda sermaye yapısının sağlamlaştırılması ki, pazarda hareket yeteneğinize devam edebilmeniz, bu sermaye yapısını veya bu eldeki potansiyeli kullanabilecek profesyonel yönetime kavuşmanız ve bunun sadece iş tarafı, yani esas olarak işin kendisi dijital bir iş oluşu, dijital bir ..... in partner ile veya o tip bir kurumla desteklemeniz. Birkaç tane önemli nokta var; bunların hepsini yaparken olabildiğince bağımsız olmanız önemli.

Bir önemli nokta daha var, oldukça dikkatinizi çekmiştim; ilk venture capital veya ilk venture capital  aldığınız, ilk enjektion’u aldığınız veya ilk anlaşmayı yaptığınız zaman, sizin değeriniz bir hiçtir; yani o sadece bir fikir veya bir organizasyonun başlangıcıdır. Asıl değeriniz, piyasada kaldığınız iki-üç yıl sonu civarında gerçekleşecek. O nedenle, bu tip anlaşmalar yaparken veya bu tip bir mentaliteyle şey yaparken, bunu kabul eden insanlarla birlikte olmanızın faydalarına sonuna kadar inanıyorum. 3 yıl sonraki değeriniz veya bundan sonra yapacağınız işlerin değeri, ancak o zaman belli olur; şu an size yatırılan para veya finansman veya destek, bu inanca karşılık ortaya konulan risktir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN- Çok teşekkürler Onur.

Digilane, bu başarı örneklerinden sadece bir tanesiydi. Medyadan takip ediyoruz; aslında şirket sayısı epey artmaya başladı. Başarılı işleriyle finans bulan veya sermayelerini arttıran Net Wan var, Probil var, Veri-Tek var, Ilab’la birlikte Digilane var. Kariyer Net’i zaten herkes biliyor, ona da Ilab yatırım yapmış.

Konuşmacıların ortak beyan ettikleri husus; -konuşulacak çok şey var, ama-  yetişmiş insan kaynağının önemi. Yani, sizin bir fikriniz olsa, bir işi başlatmış olsanız, belli bir süreç geçirmiş olsanız; bunların her biri, sonuçta size yatırım gücü verebilecek firmayı, gerek işi biliyor olmanızda, gerek yönetim kadronuzun kapasitesiyle inandırabiliyor olmaktan geçiyor. Ben, fikri olup da sadece fikirle gidip yatırımcı bulan bazı insanlar tanıyorum; yine Digilane gibi birtakım işleri başardıktan sonra Ilab gibi firmalar tarafından keşfedilmiş firmaları da tanıyorum. En önemli husus; insan kaynakları olarak burada göze çarpıyor.

Vaktimizi çok harcamamak için fazla konuşmak istemiyorum; inşallah daha böyle çok etkinliğimiz olacak. Bu arada çok özür dileyerek, ortamın nabzını tutmak için, bir şey sormak istiyorum: Bir dat.com firması kurma hazırlığında olan insan var mı? Bazıları zaten gizliyor, biliyorum. Çünkü bazı toplantılarda yan yana oturuyoruz, kim olduğunu falan söylemiyor; daha sonra öğreniyorum ki X dat.com, Y dat.com kurma hazırlığı içerisindeler.

Sorularınız varsa, lütfen sorularınızı alalım.

Buyurun.

KÜRŞAT KESKİNER (Dalya Danışmanlık)- Digilane hariç, her üç firma için de, belirli noktada bugüne kadar ne kadarlık yatırım sağlandı, ne kadarlık bir fon oluşturuldu ve önümüzdeki sene içinde ve özellikle start-up company’ler için ileriki senelerde ne kadarlık bir fon oluşturulması planlanıyor?

BAŞKAN- Andrew please first tell the…

ANDREW ONEGOD- 8.5 billion dollars. Now we have that much money set aside within Ixir’s capital for investment and start-ups till the end of this year and will we won’t use it all the then it will roll-over.

(ÇEVİRİ)

BAŞKAN- Andrew lütfen şeyi anlatır mısın…

ANDREW ONEGOD- 8,5 milyon dolar. Biz şu anda Ixir’in bünyesinde bu miktara sahibiz ve bunu bu yılın sonuna kadar, yeni kurulan şirketler için harcamayı düşünüyoruz. Daha sonra bu geri dönecektir.

   RİCHAN ZİYA- İlk aşamada başladığımızda, toplam 20 milyon dolarlık bir fonla yola çıkmayı düşündük ve bu planımızı da şu an için değiştirmedik. Bittiği zaman; yani bunu tükettiğimiz zaman, sonrasını düşüneceğiz.

GÖKHAN KARAKUŞ- Şimdi biz sene sonuna kadar 1,3 milyon dolar harcamış olacağız. Ondan sonra biz biraz restructuring edeceğiz. Şimdi yurt dışında bir başka vc ile konuşuyoruz, onlarla belki gelecek sene için başka bir organizasyon ve biraz daha büyük bir sermaye ile çıkacağız. Ama şimdiye kadar 1,2 milyon dolar.

BAŞKAN- Teşekkürler.

Buyurun.

TÜLAY URGANCILAR (Dış Ticaret Müsteşarlığı)- Bugün gerçekten çok faydalı fikirlerinizi hepimiz işittik. Bütün bu söylenenler, yenilikler, bir ülkenin bilim ve teknoloji politikasıyla yakından ilgili. Zaten onun düzeyini şu anda tartışmıyoruz, düzeyi de malum. Buradan şuraya gelmek istiyorum: Patent Enstitüsünü de, Avrupa Birliği istedi diye kurduk; yani şimdi on-line patent sistemini yapmadan, sizin bu yeni buluşları, fikirleri neye dayandıracağınızı pek anlayamadım. Tabii bu, asla bir eleştiri değil; ama belki de bir baz olsun şeklinde, benden size bir katkı olması amacıyla ifade ettiğim bir  şey. Çünkü, burada gerçekten eskiden alameti farika kanunlarımız vardı; ama fikri mülkiyet haklarında -Industrial IPR deniliyor kısaca- elektronik ticaret gibi değil, elektronik imzayı daha bekleyeceksiniz. Onun için dal kıpırdamıyor; ama bu tarafta da dal kıpırdamıyor. Yüzde 95 mevzuat hazır; niye bekliyorsunuz? Beklemeyelim, oradan devam edelim; yani bu yeni buluşları sisteme koyabildiğimiz zaman, eski olanlarla birlikte birleştirebildiğimiz zaman, zaten oradan doğrudan yatırımlar, lisanslar ve ortak girişim imkânları tamamen belirip, toplumu yepyeni mecralara, çok olumlu mecralara götürecek demek istiyorum.

Hepinize çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN- Biz de teşekkür ediyoruz.

Ben, açıklamanızla ilgili bir hususu belirtmek istiyorum: Aslında ne yazık ki Türkiye’de o konuyu zaten herkes biliyor; yani bir baş ağrısı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer konular, aşmamız gereken engeller. Ancak, doğrusu ben de yakından tanıyınca, Türkiye’de bu dat.com şirketleri, Amerika’da olduğu gibi daha çok yeni buluşlar, yeni ürünler geliştiren şirketler değil. Bilmiyorum, yanlış mı düşünüyorum? Rüçhan ve Onur, cevap vermek ister misiniz?

ONUR ........- Buradaki direkt patentlenecek şeyi pek fazla anlayamadım zaten. Şöyle ki: Türkiye, teknoloji üreten bir ülke değil, teknolojiyi kullanan bir ülkeyiz maalesef. Türkiye’de bir teknoloji üretildiği zaman; en azından kendi alanımdan söyleyeyim, bunu insanların kopyalamayacağı şekilde gerçekleştirebiliyorum. Dünyada bunu global bazı standartları var; kodunuzu kapalı yaparsınız veya herhangi yaptığınız bir şeyi göstermemenin çeşitli şekilleri var. Ancak, Internet’in kendisi, özellikle eğer bir web olarak bakarsanız, tamamıyla “kopyala ve geliştir” mantığında ilerleyen bir şeydir. Yani, benim Amazon’un yapısının bir şeklini burada geliştirmem, maliyetlerine katlanarak veya şey yapmam, benim Amazon olmamı sağlamıyor; orada arka tarafta çalışan başka dinamikler var. Özellikle Internet’in kendisi, insanlara ulaşmayla ilgili bir şey, insanların komünikasyonuyla ilgili bir şey ve bunlar da genelde iyi saklanıyor, patent veya o tiple şeyle direkt bir olay yok.

TÜLAY URGANCILAR- Sınai mülkiyet haklarından bahsettim; çünkü onlar tamamen yeni buluşları içeriyor. Tabii şu anda ülkemizin gündeminde değil. Özel İhtisas Komisyon raporları var; DPT gov.tr’ye girdiğiniz zaman, Fikri Mülkiyet Hakları Özel İhtisas Komisyonu raporlarını daha lound up etmenizi öneriyorum; son derece önümüzü açacağına inanıyorum, çok içerikli buldum, çok faydalandım.

BAŞKAN- Teşekkür ederim.

Buyurun.

NEVZAT ALIN- Nevzat Alın. İnternet yayıncılığı yapıyorum. Gökhan’a ve Andrew’a birkaç bir şey sormak istiyorum. Şimdi Superonline ve Ixir’in bu güne kadar gerçek anlamda reel olarak incubate ettikleri bir proje var mı? Şimdi dört ya da yedi tane dedin değil mi Gökhan? Şimdi bunların büyük çoğunluğu galiba içeriden çıkmış işler.

            GÖKHAN KARAKUŞ- Bizim işler mi?

NEVZAT ALIN- Yani content provider gibi çalışan bir takım birimler vardı Superonline içerisinde.

GÖKHAN KARAKUŞ- İçerik ortakları mı?

NEVZAT ALIN- Hayır, hayır. Yani bir takım siteleri yapan, bunların contentlerini hazırlayan bir takım gruplar vardı. Bunları dışarıya çıkartmak ve incubate etmek biçiminde bir yol mu kullandınız?

GÖKHAN KARAKUŞ- Yok onlar değil, şimdi bizde üç tane var. Birisi oradan ikisi dışarıdan.

NEVZAT ALIN- Ama incubate ettiğiniz işlerin bir kısmı, zaten içeride yaptığınız işlerin bir kısmını dışarıya çıkarmak biçiminde.

GÖKHAN KARAKUŞ- Yanlış. Bizde bir tane eski portal dünyasından bir şirket var. Onu da seçmemizin nedeni ise oradaki yönetimi ve fikri iyi bulmamız. Yani o olmasaydı almayacaktık zaten. Diğer iki işi dışarıdan aldık. Yani Superonline ile hiç alakası olmayan fikirler ve adamlar.

NEVZAT ALIN- Sıfır, yani gerçek anlamda sermaye gücü olmayan iyi proje sahibi bir takım insanların projelerini gerçek anlamda incubate etmek biçiminde bir şey mi?

GÖKHAN KARAKUŞ- Evet. Yani geçen ay platin dergisinin kapak konusu olarak iki kişi gördünüz orada; onlar örnek.

NEVZAT ALIN- Peki, Andrew’e soracağım; 7-8 tane ... var; Çivi var, Nakita var, Çilek var, bütün bunlar sanki Okyanux’tan doğmuş gibi şey yapılıyor. Ancak, bunlar   start-up şirketler değil, doğrudan doğruya Ixır içerisinde kurulmuş; niye Okyanux’un içerisinde görünüyor?

Bir de çok genel bir soru soracağım: Incubate edeceğiniz dat.com şirketlerinin faaliyet alanları konusunda bir şey var mı, size gelen yoğunluk ne? Yani, bunlar kontent ağırlıklı, kontent satışından veya kontent sunumundan dolayısıyla gelir kazanmak isteyenler mi, yazılım geliştirmek isteyenler mi, IT tabanlı işler mi, hizmet satmak isteyenler mi, ürün satmak isteyenler mi? Siz, start-up şirketlerini hangi faaliyet alanında kârlı bir yatırım şeyi görüyorsunuz?

RİCHAN ZİYA- Kısaca ingilizce’ye çevireyim. Actually…

ANDREW ONEGOD- I understood the first part of the question. I can answer that if you want. The first part of the question was what about the companies that are shown on our web page like Çilek and Chivi and all those. Okyonox has two components. The first is investment and the management side where we go out and we are looking for to invest the independent internet companies on the outside. The second is  the side where we provide support to those companies. One the first side where the investments are made, we haven’t close anything yet, we have one in contracting stage right now but it is taking a very long time. Hopefully that will happen soon. On the support side, you can consider that a practice for us, but we are bringing up these companies in house.

RİCHAN ZİYA-  And the second question was which areas you are investing, what are their kind of context that are coming to you? Are they content based or are they and many things…

ANDREW ONEGOD- This gets back to the forth the criteria that I was talking about the revenue and the profit potential. Most of the ones that we are looking at are not strictly content based. Most of them has some sort of a content component. But we have found at least of projects we have seen so far that it is difficult to hit the kinds of revenues that we want on a single project with a solid content base. Most of them have to provide some sort of sellable service or product some kind in order to hit kinds of revenues that we like to see.

(ÇEVİRİ)

RİCHAN ZİYA- Erhan biraz kısaca İngilizce’ye çevireyim. Aslında…

ANDREW ONEGOD- Sorunun ilk kısmını anladım. İsterseniz cevaplayabilirim. Sorunun ilk kısmı bizin web sitemizde gösterilen Çilek ve Chivi gibi şirketler hakkındaydı. Okyanox’un iki bileşeni vardır. İlk parçası yatırım ve yönetim bölümüdür. Bu bölümün amacı dışarıda desteklenecek bağımsız internet şirketleri bulmaktır. İkinci bölümümüz ise bu şirketlere destek sağlayan bölümümüzdür. Birinci alanda bazı yatırımlar yapılıyor ancak daha bitmiş olan bir şey yok. Bir tanesinde kontrat aşamasındayız ancak bu çok uzun zaman alıyor. Umarım kısa sürede bu da gerçekleşecek. Destek kısmında ise bunu bizim için bir alıştırma olarak da görebilirisiniz ama içimizden olan şirketlerle çalışıyoruz.

RİCHAN ZİYA- İkinci soru ise hangi alanlarda yatırım yapıyorsunuz? Size ne tür projeler geliyor? Yazı tabanlı projeler mi ve bir sürü şey…

ANDREW ONEGOD- Bu daha önce bahsetmiş olduğum dördüncü kritere giriyor. Gelir ve kazanç potansiyeli. Genelde ilgilendiğimiz projeler içerik ağırlıklı. Pek çoğunun bir şekilde içerik bileşenleri var. Ancak gerekli geliri yakalayamayacağını düşündüğümüz sadece içerik ağırlıklı projelerle de karşılaştık. Bunların büyük çoğunluğunun bizim görmek istediğimiz gelir miktarına ulaşabilmeleri için satılabilir bir servis ya da ürün pazarlamaları gerekiyor.

GÖKHAN KARAKUŞ- Bize gelen projelerin çoğu elektronik yayıncılık, benim böyle bir içeriğim var, bunu internet üzerinde nasıl satabilirim? Çoğu, yüzde atmış yetmiş diyeyim. Kalan yüzde otuz, kırk aslında senin dediğini gibi internet üzerinde bir hizmet vermek, elektronik ticaret ve biraz da veri tabanı pazarlama türünde. Biz zaten o tür şeyleri tercih ediyoruz Nevzat. Biz reklamları tek gelir kaynağı olarak görmüyoruz. Reklamcılık, elektronik ticaret, veri tabanı pazarlama ve abone bazlı bir hizmet platformu yaratabilirseniz, bu genel bazlı bir şey oluyor. Bu nedenle ben B’den B’ye ya da B’den C’ye gibi bir ayrımımız yok. İnternet üzerinde bir hizmet platformu yapmayı düşünüyoruz. Orada satabilecek içerik, bilgi, verebilecek hizmet, o tür şeyler içerisine giriyoruz. Ve biz o şey konusunda biraz farklıyız. Bizim Superonline’la alakamız yok. Biz ayrı bir şirket olarak çalışıyoruz. Superonline’dan tek kullandığımız ofis ve internet bağlantısı. Onun dışında bir bağlantımız yok.

BAŞKAN- Ben bir kez daha bir hususu belirtmek istiyorum: Bu tür panellerde genelde hep aynı sorular geliyor, bazı sorular sorulmaya çekiniliyor. Asıl merak edilenler, herkes biliyor; “ne kadar para buldunuz, ne kadar para yatıracaksınız?” Bazen olumsuz fikir sahibi olanlar var; mesela Turkey High Tech’ten Faruk Karaman var ve “insanların fikirlerini çalmayı bırakın” gibi olumsuz bir görüş söylüyor. İlle bir soru sormak zorunda değilseniz, eğer bir konuda olumlu veya olumsuz görüşünüz varsa söyleyebilirsiniz; ama çok spesifik olmamak, yani belli bir kurumu ve şirkete de kanmamak şartıyla her şeyi konuşabiliriz, fikri olan da söyleyebilir, ille soru sormak zorunda değilsiniz.

Buyurun.

TANER ERDOĞAN (Hukukçu)- Hukukla ilgili incubate etmek üzere size hiç teklif verildi mi? Verildiyse, bunlardan kabul ettikleriniz var mı? Bir de bunun dışarısında hukukun kârlılığı konusunda bir araştırma yaptınız mı?

RİCHAN ZİYA- Ben, “Evet” diyorum; yani bize o şekilde birkaç proje geldi.

BAŞKAN- Kârlılığı hakkında ne düşünüyorsunuz? Yani, hukukla ilgili Türkiye’de kârlılık var mı sizce, bu konuyu incelediniz mi?

RİCHAN ZİYA- Bu çok özel bir konu; şu ana kadar yaptığımız yatırımlar içinde gördüğünüz gibi bir hukuk projesi yok, onu söyleyebilirim; yani şu ana kadar ikna olduğumuz bir proje gelmedi.

BAŞKAN- Dün bana bir mail geldi; “Consensus-On-Line dat.com” diye. Siteyi yeni açmışlar ve hukuk konusunda danışmanlık yapıyorlar; banka havalesiyle hizmetlerinin karşılığını istiyorlar. Yakında on-line alışverişe geçeceklermiş; ama avukat olduklarını belirtmiyorlar. Çünkü, bu konuda mevzuatta bir problem var; avukatların Internet’te reklam yapması yasak ve sair gibi problemler var. Site de yurtdışında zannediyorum; yurtdışından herhalde yapılabiliyor. Ancak, benim şahsi kanaatim; bu konuda mevzuat problemi olabilir.

Buyurun.

ERTAN ALTAY (Girişimci)- Fikirlerin bir relation’u vardır; genellikle girişim sermayesi mantığında değerleme yapılır. Projeksiyonunuza bakarak, 3-5 yıl sonra ne gelir bekliyorsunuz, dolayısıyla şirketin değeri nereye ulaşabilir; bunun üzerinden genellikle yatırım yapılır. Türkiye’de biraz bunun yapılmadığını veya eksik yapıldığı gibi bir his var içimde. Bu konuda bir açıklama yapabilir misiniz? Sonuçta prosedür olarak ıskonto yaparak hisse satın alıyorsunuz. Yani, hem işleyiş, hem değerlemeyi nasıl yapıyorsunuz?

BAŞKAN- Yani, şöyle mi anladık; “Size fikirler geliyor; ama siz bunları gerçekten güzel, kaliteli bir şekilde değerlendiriyor musunuz?” demek istediniz.

ERTAN ALTAY- Elbette değerlendiriyorlardır; ama 3 sene sonra 20 milyon dolar projeksiyon yapılmışsa ve bunu olabilir görüyorlarsa, bugünkü değerini nasıl hesaplıyorlar ve nasıl yatırım yapıyorlar?

GÖKHAN KARAKUŞ- Şimdi biliyorsunuz ki değer belirleme bu işin en hassas konularından birisi. Galiba en hassas konu, bu iş ne kadar eder? Biz bunu yaparken Türkiye’de verili yapmayı hedefledik. Bu nedenle biraz bunu çok basit hesaplarla yapmaya başladık. Yani biz ne kadar yatırdık bu işe, sabit varlık olarak neleri oluşturuyoruz, dağıtım olarak bunun değeri nedir? Bir takım indeksler var orada. Ve biz zaten bu değer belirleme işini başta yapmıyoruz, incubation sırası bitince yapıyoruz. Çünkü o incubation içerisinde bizim ve start-up grubunun bir takım oraya getirdiği değerler var. Biliyorsunuz değerler söyle kalkıp iniyor. Bugün mesela fiyat hisse senetlerine baktım. Bugün iki dolardı, geçen sene yüz dolardı. O yüzden oraya kadar giderse bile o kadar bilimsel bir şey değil. Biz biraz daha pratik yaklaşıyoruz dediğim gibi. İnsanlar bu işe ne kadar yatırıyorlar? Onun piyasadaki ölçülebilecek değeri ne kadar?

RİCHAN ZİYA- Ben de değerleme konusunda çok farklı şeyler söylemeyeceğim; bahsettiğiniz projeksiyonlar temel alınıyor, bunun dışında yurtdışı örnekleri temel alınabiliyor. Ancak, Gökhan’ın da bahsettiği gibi, değer oldukça sübjektif bir konu; yani burada objektif olarak bir değer belirlemek zor. Özellikle stok marketler bu değerleri en iyi prodikte etmenin yöntemi olarak bilinir; onların bile şu an için ne kadar sapabildiğini görüyorsunuz. O yüzden net bir şey olacağını, bence kimse iddia edemez burada; bu şirketlerin kesin değerini kim bilebilir, kim bilemez, kesin bir şey söylemek zor. Ancak, dediğimiz gibi, bunda alınabilecek en iyi temeller, ilerdeki projeksiyonlar; bugün neler konuldu, bu işin ne kadar kolay tekrar büyütülebileceği gibi şeyleri göz önüne alarak yeni bir değerlemeye varıyoruz. Bir de değerleme, parametlerinden bir tanesi; ikincisi ise şirketin hedeflerine ulaşmak için ne kadar yatırıma ihtiyaç duyduğu ve bu yatırım miktarı, bizim karşılayabileceğimiz bir yatırım miktarıysa, bizim yatıracağımız miktar bölü şirketin değeri, bizim ortaklığımız oluyor.

BAŞKAN- Sevgili konuklarımız; müsaade ederseniz, ben de bir soru sormak istiyorum, merak ettiğim bir konu...

ANDREW ONEGOD- For valuation, as mentioned here before it’s a difficult issue. We do use a variety of methods. What we don’t do is, we don’t use revenue method, subscriber method, things like that. Those are  too valuator, they don’t have any real direct relegation. We don’t use the valuation directly but we do used the rationalized valuation and become up with other methods. The most important thing we start what is we take from the cash flow model the amount of money that the company needs for the period of time that we are financing it which is usually we are looking twelve to fifteen months to financing for the company. And we take the amount of money that it needs, and we balance that against were the company stands right to that time and what is its basic and tracing value is. That can be a difficult thing to figure out, can be difficult thing to negotiate, but as long as we rationalize it in cash flow based valuation, we can come up with something.

(ÇEVİRİ)

ANDREW ONEGOD- Değer belirleme burada daha önce de belirttiğim gibi zor bir konu. Biz çok çeşitli metotlar kullanıyoruz. Kullanmadığımız metotlar ise değer metodu ya da üye sayısı metodu gibi metotlar. Bunlar değerlere çok bağlı konular ve gerçek sonuçları göstermiyorlar. Biz doğrudan değer belirleme yoluna gitmiyoruz. Dolaylı yoldan değeri belirlerken diğer bazı metotlara da başvuruyoruz. Buradaki en önemli nokta şirketin ne kadar paraya ihtiyacı olduğu ve ne kadar süreliğine desteklenmesi gerektiğidir. Biz genellikle yirmi ila on beş ay kadar desteğe ihtiyaç duyun şirketleri tercih ediyoruz. Gerekli parayı aldıktan sonra şirketin o zamana kadar olan durumuna ve bu şirketin basit ve gelişmiş değerinin ne olduğuna bakarız. Bu zor bir yöntem olabilir. Ancak bu yöntemi kullandığımız sürece eminiz çeşitli gelişmeler yaşayacağız.

BAŞKAN- Buyurun.

DİDEM GÜNDOĞDU- Üç tane soru soracağım.  Birincisi, fikir kabul edildikten sonra ne kadar zamanda bu şirketleri launch ediyorsunuz.  Ortalama olarak soruyorum; tabii ki yüksek ihtimalle hepsi için farklıdır.  Daha sonra bu fikir sahibi insanlardan finansal olarak fikir dışında bir beklentiniz var mı?  En son olarak şunu sormak istiyorum: Siz doğal olarak ortaklık talep ediyorsunuz.  Bu ortaklığın yüzdesini neye göre karar veriyorsunuz?  Sorum Richan beye ve Gökhan beye.  Teşekkür ederim.

BAŞKAN- Didem hanım, müsaadenizle ikinci soruyu eleyebilir miyiz? Çünkü sanıyorum onunla ilgili cevaplar verildi.  Şirketlerin insanlardan neler beklediğini anlattı.

DİDEM GÜNDOĞDU- Ben finansal açıdan söylüyorum.

BAŞKAN- Onlar zaten finansal olmayan insanlar.  O yüzden onlara geliyorlar; ama neyse, yine de buyurun.

RİCHAN ZİYA- İnsanlardan neleri bekliyoruz; aslında finansal olarak bir şey beklemiyoruz.  Doğal olarak finans bizim sağladığımız kaynaklardan bir tanesi.  Beklediğimiz sadece bir fikirle bize gelmemeleri. Aslında bu yürütme ekibinde bu fikri yürütebilecek, bu fikri hayata geçirebilecek bir iş modelini, bu bir dat.com’sa dat.com’u veya başka bir şirketse başka bir şirketi oluşturabilecek yeteneği ve beceriyi arıyoruz; bunları söyleyebilirim. 

GÖKHAN KARAKUŞ- En önemli unsur insanlar.  İnsanlar bize gelince o işe çok büyük katma değer vereceğini düşünüyoruz.  O insan hiç olmazsa gerekmiyor.  Şöyle bir yanlış var: girişimci (fikir getiren kişi) o işin başındaki kişi olacak.  Bazen böyle fikirler var.  Aslında öyle bir olay değil; yani e-bey örneğe bakarsan bir omodiar o işin genel müdürü değil.  Orada stratejik consulting mi oldu ne; öyle bir şey.  Türkiye’de bazen “benim fikrim, benim olacak, ben de kaptan olacağım” gibi fikirler var; ama yok, sen orada iyi bir pazarlamacıysan pazarlamacı ol, iyi bir teknolojistsen teknolojist ol.  Biz iyi mühendisler, kötü yöneticiler yapmak istemiyoruz veya iyi yöneticiler, kötü mühendisler yapmak istemiyoruz.  Bizim işimiz o ekip oluşturmak ve onlara uygun bir yer bulmak.

BAŞKAN- Son bir soru ya da görüş varsa alalım.

SALONDAN- Ben ısrar ediyorum.

BAŞKAN- Lütfen.  Bakın, biz hep buralardayız, dolaşıyoruz, her sene Internet konferansına...  E-mail atın, discussion üzerinde tartışalım; ama burada hak yemeyelim.

Son olarak siz buyurun. 

SALONDAN- Fikirlerinizle borsaya ne zaman tanıştıracaksınız; yani süreç olarak sermaye piyasalarının bir koruyucu sermayeleri var. Uluslararası piyasalara baktığımızda bu tür şirketlerin genelde özkaynakla ilgili homojen bir sermayeleri vardır. Ama anladığım kadarıyla şirket temsilcileri kendi özkaynaklarını dönüştürürler. Bunu ne zaman göstereceksiniz? Hangi aşamada bunu düşünüyorlar?

BAŞKAN- Zaten risk sermayesinin en önemli hedeflerinden birisi “IQ” dediğimiz halka arz aşamadı.  Türkiye’de durum nedir? Böyle önemli bir konuda Türkiye’de henüz bir çalışma yok.  Neler düşünüyorsunuz?

RİCHAN ZİYA- Burada herhalde oradan daha farklı bir yapı var.  Şirketleri halka açmak değil, risk sermeyesi yatırımlarını kendi öz kaynaklarımızdan kullanmak değil de, farklı yatırımcıların kaynaklarını kullanmak gibi bir soru var diye düşünüyorum.  Ben mi haklıyım; yani bizim yatırım yaptığımız şirketlerin halka açılması söz konusu değil.  Açıkçası biz, şu an Internet şirketlerinin halka açılmasının erken olduğu gibi risk sermayesi şirketlerinin de kendilerini ispat etmeleri gerektiğini düşünüyoruz.  Bu nasıl olacak; bizim yatırım yaptığımız şirketlerin başarıya ulaşması ve gerçekten kendi varlıklarını sürdürebildikleri zaman ancak olabilecek bir husus diye düşünüyorum.  Türkiye’de Amerika’daki gibi dat.com’ların şirketlerin halka açılması gibi bir kriz yaşanmadı.  Risk sermayesi şirketleri aslında Amerika’da çok daha az halka açık.  Internet üzerinde focus olanlara bakarsanız herhalde 2 veya 3 tane var.  Açıkçası Türkiye için planlamak için erken olduğunu düşünüyorum; ama prensip olarak karşı olduğumuz bir nokta değil. 

Riskimizi bizimle birlikte paylaşacak başka insan olduğu zaman biz mutlaka onlarla paylaşmak isteriz, hazırız; herkes için bu böyledir.  Biz bu riski şu an için göze almayı düşündük ve mantıklı olduğuna karar verdik.  Başka paylaşmak isteyenler olduğu zaman paylaşabileceklerdir.  Halkın paylaşmaya hazır olup olmaması için de herhalde biraz daha zaman geçecektir. 

GÖRKAN KARAKUŞ- IPO galiba Türkiye için biraz erken.  Şimdiye kadar bir Internet şirketi İMKB’de; yani öyle bir olay olmadı.  Biz IPO konusunda, IPO doğru gideceksek şöyle bir stratejimiz var: Uygulama aşamasındayız.  Biz bir pen european ve bir global IPO’nun bir parçası; yani bir işin Türkiye bacağı olabiliriz ve o iş, o şirket, o neyse dat.com olarak onun pen euopean IPO’su ve lope IPO’su olarak yer alabiliriz, diye kısa vadeli olarak düşünüyoruz.  Ondan sonra ne olacak; ben de Richan’la bu konuda...

SALONDAN- Böyle bir durumda ne kadar sermaye istersiniz?

GÖKHAN KARAKUŞ- O start up’a göre değişir, öyle bir şeyimiz yok; ama Richan’ın dediği gibi bu erken.  Oraya doğru gitmek gerekirse risk sermayesi sektörü olarak ve start up’ların kendisi olarak ilk önce kendilerini ispat etmeleri gerekiyor.  İş modellerinin çalışması lazım.  Şimdiye kadar successful.com’lar Türkiye’de pek yok; yani bir-iki tane var; ama onların bound sheet’ine bakarsan ciddi sorunlar var. O yüzden ilk önce onları oluşturalım, ondan sonra IPO’ları düşünelim. 

ANDREA ONEGOD- Genelde bu tip fonlar halka arz edilmiyor.  Bizim için her şey piyasaya bağlıdır.

BAŞKAN- Çok sağ ol.  Buraya geldiğiniz için çok teşekkür ediyoruz.  Firmalar kendi adreslerini söyledi.  Ayrıntılı bilgi orada.  Bizim Internet Teknolojileri Derneği inet.d.org.tr Tekrar teşekkür ediyoruz, katılımcılarımıza çok teşekkür ediyoruz.  Özellikle Richan’a katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum.  (Alkışlar)

KAPANIŞ

15.41

-----0-----